DÂVUD YILMAZ DİVANI

(Genişletilmiş üçüncü baskı)

İÇİNDEKİLER:

1- Dâvud Yılmaz Divanı
2- Ezan-ı Muhammediye Şerhi
3- Makamların tarifi
4- Küçük Sözlük

A

B

C

D

E

F

G

H

İ

K

L

M

N

O

P

R

S

Ş

T

V

Y

Z

_______________________________________________________

AŞK BENİ YAKTI YAKTI KÜL ETTİ
 
Aşk beni yaktı yaktı kül etti
Aldı benliğimi küllü fan etti
Yaktı yaktı aşk beni bir eyledi her anı
Yol ver padişahım varayım şaha
 
Aşkın meclisinde atılgan olma
Sana bir lâzımsa bir dahi deme
Geç var sen senden felâh bulasın
Yol ver padişahım varayım şaha
 
Erenlerin yoktur sağı ve solu
Erenlerdir Hak katında pek ulu
Erenlerdir kubap altında gizli
Yol ver padişahım varayım şaha
 
Aşka düşen tacı tahtı yıkılır
Vücud dağı harman olur savrulur
Eski dostlar uzaklaşır ayrılır
Yol ver padişahım varayım şaha
 
Aşk elinde iki cihan kılıncı
Başınıza konmuş mârifet tacı
Bakışınız hasta canlar ilâcı
Yol ver padişahım varayım şaha
 
Düş elden aşkına fakiri Dâvud
Aşk yağmaladı namus arını
Gözü görmez dinarını kârını
Yol ver padişahım varayım şaha
 
AŞKIN DERYASINDA İDRİS
 
Aşkın deryasında İdris
Mârifetle eder tedris
Âdem’e secde etmedi
Kendini beğenen İblis
 
Miraç eder tahdessera
Balığın karnında Yunus
Yedi kez öldü dirildi
Hakkın emri ile Cercis
 
Kenan olan uymaz Nuha
Nakabildir canım Yahya
Kalem yazdı kurudu
Üzeyiri İsa ruhullah sır oldu
 
Yakup ağlar Yusuf deyu
Dokuz oğlu eşer kuyu
Yedi deryada yıkasan
Değişmez Şaddatın huyu
 
Hacı hoca hepsi bir ad
Felsefenin gözü sakat
Cüzi irade bir lâklâk
Karun gibi olma ahmak
 
Elektronik çağında
Kaldın ilmin tuzağında
Musayı Allah kayırır
Firavunun konağında
 
Miracı nebi Muhammed
Ebu Cehil eder hased
Seyyid Hasan Hüseyinin
Canına kast etti Yezid
 
Ali Haydar Hak arslanı
Mülcem şehid etti canı
Dâvud temkin bulan bilir
İskender ile Yunanı
 
AŞKIN ŞARABI KALBİME AKTI
 
Aşkın şarabı kalbime aktı
Aşkı ilâhi benliği yaktı
Sibgat Allah boyasıyle boyattı
Aşkı ilâhi gerçeği yaktı
 
Açtı tığıyla kalbim gözünü
Aşkı ilâhi perdesin attı
Bir gönül olduk hazrete vardık
Aşkı ilâhi sırrı sır etti
 
Evvel ahirin batın zahirin
Aşkı ilâhi sen ben bir etti
Makam okuttu kul edip sattı
Aşkı ilâhi zül cenah etti
 
Bilmem dünyayı bilmem ukbayı
Aşkı ilâhi tedbirim yıktı
Gel sen tedbir et dinarı din et
Aşkı ilâhi dinler mi öğüt
 
Anlar mı deccal kaldı mı mecâl
Aşkı ilâhi hükmün yürüttü
Bin türlü belâ benzetti bala
Aşkı ilâhi yaktı Dâvud’u edna kul etti
 
BAİ BİSMİLLAH AŞKINA ALLAH
 
Bai bismillah aşkına Allah
Her an zikrullah buldurur felâh
 
Rabbil âlemin kudret kalemin
Seninle kaim her bir âlemin
 
Errahman Kur’an okuruz her an
Dönüyor evren okuyor ferman
 
Gidiyor gelen dü kapılı han
Musa firavun suya gark hâman
 
İlim bir nokta bilenler Hak’da
Anlar bu sırrı kalan vahdette
 
Allah’tan hüccet saçıyor rahmet
İnsanı kâmilden olunur berat
 
İçtin duhani incittin canı
Gafleti bırak olsun yüzün Hak
 
Mesleki resül anla ârif ol
Rabbine kul ol cavidanı bul
 
Rüya riyali sofiler gördük
Çalınca ötüyor yetmişiki dil düdük
 
Pîrine uymayan uymaz Kur’ana
İlmi ledün ermez anın sırrına
 
Pîr sözün tehvilde arama necat
Biattan kayarsın bulmazsın necat
 
Yirminci asrın kutbul aktabı
Seyyid Muhammed Nur-ül Arabi
 
İlmin camiasın mündemiç etmiş
Kayrın kalemine hacet kalmamış
 
Kendi imamına uymaz fudelâ
Selâti daimün kılamaz anla
 
Pîr sözün dinle sırrını anla
Yalvar Mevlâ’ya Allah da Allah
 
Vacibül vücuddan hidayet lisan
Temkin ehli olur anlayan insan
 
Dâvud kalemine hacet yok iken
Ayet-i Kur’andan el’an kâmekân
 
BİR SEHER VAKTİNDE GELMİŞİM VECDE
 
Bir seher vaktinde gelmişim vecde
Kılardım Rabbimden Rabbime secde
Belirdi bedir ay açıldı perde
Hocam ezberleyip kalma gümanda
 
Rızıklar ayrılmış levhi kalemde
Felâh bulamazsın lâm ile cimde
Gel içeri câna kalma yabanda
Dâvud temkin bulmuş an ile anda
 
EL CEZBATİN KAZANINDA KAYNA
 
El cezbatin kazanında kayna
Aşk ile piş fenâfillâh olunca
Hak’da seyredersin bekâbillâh
Kaba kavseyn olunca
 
Cemâlullah görürsün sibgat Allah
Boyasıyla tamamen boyanınca
Limeallahi vaktim vahdet sırrınca
Erenler erdi bu sırra ârifibillah olunca
 
Cem olur sende enbiya evliya
Hadiden hidayet merdan olunca
Gizlenirsin kubab altında çari yari
Gözün gibi melâmi pinhan olunca
 
Rahat nefes alırsın Dâvud sen de
Vel asrı sırrına vakıf olunca
Teessüf edemezsin hiç kimseye
Ehadi seyr ile ümmül kitab olunca
 
FERMAN İZHAR EDER ALLAH
 
Ferman izhar eder Allah
Seyreder ârifi billâh
Vaadinden hulüf etmez
Lâ yeseldir süphan Allah
 
Cemi berzah oldu
Ruhlar âlemi bende cem
Ehadi seyir olan ezelde
El an kâmekân
 
Sahralarda dolaşan
Eyvah der son zaman
Errahman kutbul aktabı
Canlara canan
 
Makam meratiple olur
İnsan Hak yolunda kurban
Rahimiyetidir iblisi
Sürüp aradan çıkaran
 
Oku gönül kitabından
Dersini al sende Allah’tan
Vechinde okuyan yedi fatiha
Ayet bahsetmez satırdan
 
Sadıra dolar vahdetin sırrı
Ak ile kara çıkar aradan
Ey felek dünya dönersin
İradesiz dinlemezsin ferman
 
Kaf Dağı bir hücremdir
Gönlümde Hak mihman
Felekler emrimle döner
Veli yedindedir imân
 
Uyuma uyan fakih
Aşikârdır anda Azimüşşan
Arifler yaşar her nefesde
Anda iki bayram
 
Bugün cennet şarabı iç
Sen de kâmil elinden
Şirkden büyük günah yoktur
Buyurmuştur Yaradan
 
Sattarül uyup ol Dâvud
İtiraz eder adü can
Yarab kullarına ver
Hidayet kâmil imandan
 
FES’ELÜ EHLEZZİKRİ DER ALLAH
 
Fes’elü ehlezzikri der Allah
Hamdi fenâda bekâbillâhda şükrü
Bismillâhirrahmanirrahim noktadan
Uluhiyet rahmaniyet rahimiyet can
 
Yedi fatiha ayeti yazılmış vechinde
Bihamdullâh cemâlullâh yüzünde
Baştanbaşa ilmi keramet sende
Kamu âlem mündemiç olmuş sende
 
Kur’an sırrı oku canda bedende
Ümmül kitab olur kâmili zinde
Hardal tanesi kadar dünya elinde
Yedullah okunur canda bedende
 
Sapını kesmez kılıç ey dede
Hükmeder ölü kalplere bil sen de
Hak’kın hazinesidir kâmili mürşid
Taliplerini irşad eder her yerde
 
Hangi âlemden bahsediyorsun Dâvud
Görürsün bugün ademi kamu âlemde
Gözünden kalkarsa yetmişbin perde
Âdem sefiyullah gezer âlemde.
 
İÇTİM TAHURAN ŞARABI
 
İçtim tahuran şarabı
Yâsindir Kur’an’ın kalbi
Okudum mürşid yüzünden
Meratibi Muhammedi
 
Şer’i başıma taç ettim
Aldım elime beraatı
Küntü kenzden nasip aldım
Bildim hayatı mematı
 
Kerabetim harabetim
Fenâ bekâdır hayatım
Ver bu fenâda tecellim
Her fiilde fail benim
 
Muhabbetim cemmül cemden
Söylenir dillerde adım
Gel muradın benden iste
Muradullâhdır muradım
 
Yürü zahid bu bir sırdır
Sıracı yok ayna oldum
Vahdet sırrında mahirim
Yoktur mekânım elim
 
Dâvud namında göründüm
Evvel benim ahir benim
Zahir benim batın benim
Ehadi seyir garibim
 
İKRA BİSMİ OKU
 
İkra bismi oku
Rab’binin ismini ey yâr
Kalkar salik gözünden
Zikr ile perdeler
 
Ölmezden evvel ölenler
Görürler anda didar
Efal sıfat zat bir velinin
Yüzünün ziyasıdır anda
 
Okusan felsefe bayım
Bitirsen bin üniversite
Biner gözlerine perde üstüne perde
Uğrarsın onulmaz derde
 
İlim silâhtır silâh düşmana
Kullanılır aducan
Düşman senin içindedir
İçinde ey sofistler
 
İlim Hak tarafından
Verilir cemmül cemde
Lâ faile illâllah der
Fiilde fail olursun sen de
 
Zikirsiz geçen ömür boştur
Allâme olsanda cihanda
İçersen segâni şarabı iç
Aldanma seraba âlemde
 
Felekten gün çalmak zannındır
Aldanma yanlış hesaba
Her nefesin hesabı var
Azabı cana cefa
 
Dilin zikri kalbin zikri
Gönülün zikri var hoca
Dildeki zikir fayda vermez
Sahibine merdani esrar
 
Allah kendi kendini zikreder
İhtiyacı yoktur sana haber
Bir kâmil mürşidden zikir alınır
Can pahasına böyledir esrar
 
Zikir kalbe inerse Dâvud
Lüzum kalmaz hesaba
Sayıyla zikir olmaz merhaba
Girilmez kubab altına ebada
 
İLÂHİ AŞKIN MENBAI
 
İlâhi aşkın menbaı
İrfan cennetin müftâhi
Melâmilerin ervahi
Hocam mesleki resul melâmi
 
Yirminci asrın kutbul aktabı
Pîrlerin pîri aziz efendim
Seyyid Muhammed Nur’ül Arabi
Hocam mesleki resul melâmi
 
Yirminci asrın çağı
Enbiyalar evliyalar
Çari yari basafalar
Hocam mesleki resül melâmi
 
Vahdet sırrı nokta olmuş
Tevhid dini irfan ile
Teyid olmuş merdan ile
Hocam mesleki resul melâmi
 
Melâmi feyzi akdesi
Anlardan gelir hak sesi
Melâmidir enbiyalar
Hocam mesleki resul melâmi
 
Hak erenleri can imiş
Manâ ulu sultan imiş
Canda canânı bulmuş
Hocam mesleki resul melâmi
 
Hamandır şeyhi olmayan
Aşkın bahrına dalmayan
Âdeme secde etmeyen
Hocam mesleki resul melâmi
 
Delille medlülü örter
Oturmuş kürsüde vaiz
Gönlü Hak zikrinden gafil
Hocam mesleki resul melâmi
 
Aşk ehli çoktur Dâvud
Makam ehli yoktur
Allah makamdan bilinir
Mekândan münezzehdir
 
İLÂHİ AŞKINLA YANDIM TUTUŞTUM
 
İlâhi aşkınla yandım tutuştum
Fenâfillâha er gör bitir yarab kem işim
Medet Yarab medet gurbete düştüm
Hamdım yandım piştim bir ilâ birleştim
 
Segahım hamrini pîrler elinden içtim
Fenâ bekâ şehirlerin dolaştım
Simsime şehrinin suların içtim
Yakubum Yusufum deyu ağladım
 
Yedi derya bağrım coştum kaynaştım
Dost kimdir düşman kim vallahi şaştım
Gizli aşikârda Hak dedim coştum
Küllümen aleyha fana ulaştım
 
Hamdülillâh veli yeddine düştüm
Harfi bismillâhi nokta anlaştım
Veli meşiyetim el cezbalaştım
Sırra ve ene sırra hu sırda sırlaştım
 
Tev amanı Kur’an’dan Dâvud söyler tarihat
Ehad birsen Yarab lütfün hakikat
Yedullahi fevke eydiyhim Hak’tan hidayet
Melâmi pinhandır zülcenahiyn berhayat
 
İNSAN DERLER ÂDEM’İN KEMÂLÂTINA
 
İnsan derler Âdem’in kemâlâtına
Kemâlatsız ibadete yoktur itibar
Bal demekle balın tadı bilinmez
Gel bugün balı ye bedende tat
 
Sat İsa pazarında riyanı hasedini
Tacını tesbihini al yerine kemâlât
Kalma ten mezbelesinde ilelebed
Serabı su sanma bir kâmile et biat
 
Beytullâhın ruhudur insanı kâmil
Mümin kâmil beytullâhda hayat
Tavaf et etrafında yedi kez
Kurban ol Allah’a etme itiraz
 
Hayvandan kurban olur ibadet
Veccehtü vechiyelillezi feteiraz
İsmail gibi canını kurban et
Geç iki cihandan sen de bul hayat
 
Küş et dil kapılarını Dâvud
Şeriat ehli bile sana olur zıd
Ateşten leblebidir yutamaz abid
Kimi tambur çalar kimisi de ud
 
KÜNTÜ KENZEN MAHFİYYEN
 
Küntü kenzen mahfiyyen
Kâmili sultan
Sudurdan sudura
Hayat bahşeden
 
Lütfeyle efendim
Var mı hüccetin
Söylersin mârifet
Eylersin metin
 
Devridir aşikâr
İlmi kerâmet
Söyleyen pîrimiz
Nur’ül Muhammed
 
Mevlâ’yı seversen
Eyle muhabbet
Efal sıfat zatın
Zahir keramet
 
İlâhi aşkının
Yoktur sınırı
Hz Ali’den
Noktanın sırrı
 
Hulûsi Maksut
Hasan Lütfi Şuşut
Bilginer Mahmut
Bozkurt Yılmaz Dâvud
 
MAKAM OKUDUK HÜDÂ’DAN
 
Makam okuduk Hüdâ’dan
İçtik segâni badeden
Dersi aldık Hak Teâla’dan
Melâmiyiz Hak meşrebiz
 
Sıratı müstakimiz biz
Seyyid Muhammed Nur’dur pîrimiz
Biz Selâti daimiyiz
Akıl ermez sırrımıza
 
İbadettendir uykumuz
Melâmiyiz Hak meşrebiz
Sıratı müstakimiz biz
Seyyid Muhammed Nur’dur pîrimiz
 
Min cezbatınnamizatız
Yüz dört kitab sırrı bizde
Farkımız enfüs afakta
Melâmiyiz Hak meşrebiz
 
Sıratı müstakimiz biz
Seyyid Muhammed Nur’dur pîrimiz
Şeriattır menbaımız
Sırrı sırdan gelir rumuz
 
Banın altında noktayız
Melâmiyiz Hak meşrebiz
Sıratı müstakimiz biz
Seyyid Muhammed Nur’dur pîrimiz
 
Hak’tır özümüz sözümüz
Ağyari görmez gözümüz
Allah Allah feryadımız
Melâmiyiz Hak meşrebiz
 
Sıratı müstakimiz biz
Seyyid Muhammed Nur’dur pîrimiz
Segâhum hamrin içmişiz
İki cihandan geçmişiz
 
Ruzi elest belisiyiz
Melâmiyiz Hak meşrebiz
Sıratı müstakimiz biz
Seyyid Muhammed Nur’dur pîrimiz
 
Hak ile yeksan olmuşuz
Haşrı neşrin endeksiyiz
Mazi müstakbel bilmeyiz
Melâmiyiz Hak meşrebiz
 
Sıratı müstakimiz biz
Seyyid Muhammed Nur’dur pîrimiz
Melâmidir Hak resulü Muhammed
Delilimiz kulhüvallahüehad
 
Aslımız fürruhumuz birdir kalbimiz
Melâmiyiz Hak meşrebiz
Sıratı müstakimiz biz
Seyyid Muhammed Nur’dur pîrimiz
 
Fenâ bekâdır halimiz
Muradullah muradımız
Hak ile Hak’dır irşadımız
Melâmiyiz Hak meşrebiz
 
Sıratı müstakimiz biz
Seyyid Muhammed Nur’dur pîrirmiz
Düş görüp tabir etmeyiz
Her var Allah’da biliriz
 
Lâ ve illâ şirktir Dâvud
Melâmiyiz Hak meşrebiz
Sıratı müstakimiz biz
Seyyid Muhammed Nur’dur pîrimiz
 
MECALİM YOK AŞK ELİNDEN
 
Mecalim yok aşk elinden
Sorma dostum beni benden
Yitirdim ben benliğimi
Terk eyledim canı teni
 
Gördüm âlemler Hak olmuş
Çarşı pazar Hak meydanı
Küllümen aleyha fânin
Fenâ fillâhda vicdan din
 
Meşrebim oldu melâmi
Cem eyledi Mevlâ’m beni
Kalktı gözümden perdeler
Seyreyledim dünya fâni
 
Ölmezden evvel öl sende
Kurban et Allah’a canı
Güvenme tacı tahtına
Veren alır tatlı canı
 
Allah’tan hidayet iste
Rehber et kâmil insanı
Hüvel evvel hüvel baki
Oku gel sırrı Kur’anı
 
Fatiha sebülmesani
Her yüzde anın fermanı
Arayan seni nerde bulur
Gönüller tahtı sultanı
 
Ateşten halkolan İblis
Tanımaz rahman rahimi
Nemrut bugün senin nefsin
Oda atar şimdi seni
 
Aşikarda gizlenmişsin
Dâvud nerde bulsun seni
Yaptın balçıktan Âdemi
Halife ettin insanı
 
MEYHANELER KARARGÂHIM
 
Meyhaneler karargâhım
Allah’dır feryâdım ahım
Doldur kadehimi saki
Lütfunla ver padişahım
 
Yetiş imdadıma pîrim
Bilirsin ezel ervahım
Ümmül kitap yanındadır
Bilmez melekler Allah’ım
 
Sitem eder gelen geçen
Sarhoşum ulu dergâhım
Aşk kubası şiarından
Unutmuşum kisbi kârım
 
Şarabın bir katresine
Yüzbin can kurban ederim
Sofiler haram demişler
Camsız kasesiz içerim
 
İçer içer ah çekerim
Arşa dayanır feryâdım
Anda tazelenir canım
Ulûhiyetten dermanım
 
Doldur kadehimi doldur
Gider ayrılık firakım
Ey meyhane olan sâki
Dinmez yanar ızdırabım
 
Oldum şarabın esiri
Ârifler anlar bu sırrı
Dilden dile devran eder
Ta ezelden bu esrarım
 
Günah bilmem sevap bilmem
Ben müştaki didarım
Bakmaz yüzüme dostlarım
Şarap benim şiarım
 
Selsebilim abıhayatım
Segâniden karargâhım
Hayat buldum mahi taban
İzafi ruh imdad penahım
 
Meyhanede ölsen Dâvud
Kurbiyettir iptiharım
Şarabın temizinden iç
Buyurdu ulu Allah’ım
 
OL SEN DE AŞKA GİRİFTAR
 
Ol sen de aşka giriftar
Yeri göğü zinde aşk tutar
Okutur sana yokluk
Kalmaz arada çokluk
 
An sen de Hak’kı Hak ile
Koyma dile lâ ve illâ
Buluşursun can efâlde
Lâ faile illâllah
 
Yedi sıfat hakkın olur
Lâ mevsufe illâllah
Zata eren pür nur olur
Lâ mevcude illâllah
 
Kurbu feraizdir cem
Ref olur cümle ehvam
Bilmez tağdat cümlesin
İstiğraksın yok cülüsün
 
Kurbu nevafilde halk zahir
Olur hak mestur
Sırra ve ene sırrahu
Zuhur eder Hak şeriat
 
Yüzdört kitab sır olur
Bir kılı kırka yarar
Kur’anı derman bulur
Ebedi zinde olur
 
Hasenetül ebrar
Seyyiatil mukarrebin
İki derya birleşir
Cemmül ceme yerleşir
 
OLSA MÜRŞİDİN KAMİL
 
Olsa mürşidin kâmil
Kolay olurdu müşkül
Okuturdu sana ders
Görürdün Hızır İlyas
 
İçerdin aşk şarabı
Çağırırdın Ya Rabbi
Verirdi sana nefes
Seni ederdi havas
 
Aslını bildirirdi
Ölmezden öldürürdü
Beş vakit namazını
Mekke’de kıldırırdı
 
Mümin kalbin beytullâh
Emreder anı Allah
Dâvud tavaf ederdin
Hemi vallah hem billâh
 
SALÂTİ DAİMÜN
 
Salâti daimün melâmiler için fenâfillâhtır
Cem makamı ruh ruh ise işte Allah’tır
Duyurma bu sırrı hoca amcalara düşman olurlar sana
Ey salik makamının kıymetini insan-ı kâmil ile bil
 
Hocam satma boncukları melâmi canlara
Git ara bir melâmi insan-ı kâmil bul
Allah’ını seversen Allah’a kul ol
Allah ile kul arasına girilmez deme sen de
 
Allah kim kul kim anlamadan olma yapma bülbül
İstersen kamu şartiyle bin yıl namaz kıl
Senin binyıl namazını ârifler almaz yarım arpaya
Durma tesettür üzerinde âlemde kusur arama
 
Kur’an ehli fenâfillâhtır fenâfilllâh canım
Fenâfillâhtan geçmedi isen benzersin baglama
Kürsülerde cevher diye boncuk satarsın âleme
Arapça lûgat parçalar benzetirsin Kur’ana
 
Kur’an arapça değil Allahcadır Allahca merdane bak
Ey canı canan olanlar ahmakı yar eyleyip
Siz de olmayın ahmak ahmağın yüzüne bakan
Ahmak olur alimin yüzüne bakan alim olur
 
Ey Dâvud dinleme makamsız konuşanı dinleme
İsterse desin ki Gel beni dinle ben olmuşum allâme
Kur’an’ın ayetleri Resulallaha fenâfillâh makamında
Cümleten vahideten vücudu nuraniyesine inmiştir
 
SÂLİK OLAN AŞK İLE SEKRAN OLUR
 
Sâlik olan aşk ile sekran olur
Gözyaşı sel ciğeri büryan olur
 
Artar derdi ah ile aman olur
Konuşmaz dilleri gizli kenz olur
 
Halk içinde sesi yok figan olur
Derdinin içindeki dert ana derman olur
 
Her nefeste iki bayram sır olur
Bahri muhiti içer kanmaz olur
 
Aşk elinden ser verir erler Dâvud
Sanma bahayım gibi kalleş olur
 
SEGÂHUM HAMRİNDEN NUŞ EYLEMİŞİM
 
Segâhum hamrinden nuş eylemişim
Hem derdim dermanım Hu, hem derdim dermanım Hu
Fenâyım Hak’ta ben hayret olmuşum
Hem derdim dermanım Hu, hem derdim dermanım Hu
 
Lütfeyle Allah’ım garip kalmışım
Hem derdim dermanım Hu, hem derdim dermanım Hu
Kalbim kan ağlıyor çeşmimde yaşım
Hem derdim dermanım Hu, hem derdim dermanım Hu
 
Cevahir dükkanı sarraf olmuşum
Hem derdim dermanım Hu, hem derdim dermanım Hu
Hakikat mârifet bürhan olmuşum
Hem derdim dermanım Hu, hem derdim dermanım Hu
 
Elestü bezminde nasip almışım
Hem derdim dermanım Hu, hem dermanım Hu
Semme vechullâhta hayran olmuşum
Hem derdim dermanım Hu, hem derdim dermanım Hu
 
Mağrip ve maşrıkım dümdüz olmuşum
Hem derdim dermanım Hu, hem derdim dermanım Hu
Zahid bilmez Hak tercüman olmuşum
Hem derdim dermanım Hu, hem derdim dermanım Hu
 
Müderris müftüye aman olmuşum
Hem derdim dermanım Hu, hem derdim dermanım Hu
Kur’an sırrı söyler pinhan olmuşum
Hem derdim dermanım Hu, hem derdim dermanım Hu
 
Ba nokta sırrında bir sır olmuşum
Hem derdim dermanım Hu, hem derdim dermanım Hu
Giyinip ana sır Dâvud olmuşum
Hem derdim dermanım Hu, hem derdim dermanım Hu
 
SEHERDE AÇILIR GÜLLER
 
Seherde açılır güller
Aşk ile öter bülbüller
Allah der hastalar inler
Meşiyetin beyân ettin
 
Fiillerde fâildir Hak
Zuhur eder hamit ahlâk
Dünya olur bizden ırak
Efalini beyân ettin
 
Yedi kapılı bir handa
Varlık benim beyân ettin
Velâyet merkezin sundun
Vücudu küllü fan ettin
 
Kemâl buldu ehli fenâ
Zül celâlin cemâl ettin
Kabul oldu kurbanımız
Selâtımız daim ettin
 
Evvel ahir benim ancak
Behürlüğün beyân ettin
Kamu ervahi eşçari
Özünden bir haber ettin
 
Kâmili sultan bilinmez
Aşikârdan beyân ettin
Beli anda hayatımız
İktizasın beyân ettin
 
Bu azam bahri ednada
Muhammed Nur’u pîr ettin
Resulü şeriat nebin
Kutbul aktab zaman ettin
 
Kâmekân oldur mevç uran
Allah teâla beyân ettin
Aciz Dâvud dürrü yekten
Ezel levhin beyân ettin
 
SIRÇADANDIR GÖNÜL EVİ
 
Sırçadandır gönül evi
Dokunursan kırılır kırılır
Yapacak ustası yoktur gönülün
Ta ezelden bilinir bilinir
 
Ey saki haber ver bana
Gönül ehli kim olur kim olur
Cana değer pertevleri gönülün
Sevgi oradan verilir verilir
 
İhata etmiş cihanı gönül
Mizan anda kurulur kurulur
Arzu semadır gönül
Cihan anda cem olur cem olur
 
Dâvud şahı merdandır gönül
Aslı Muhammed olur
Gel gönüle gir gönüle
Felâh orda bulunur bulunur
 
TUTTUM DAĞ ETEĞİNDEN
 
Tuttum dağ eteğinden
Felâh buldu can beden
Kademim nere basar
Bilmem aşk lezzetinden
 
Yaratmış dağı Mevlâm
Veli yedi kudretinden
Gördüm dağın yüzünü
Kurtardım hasretinden
 
Dağ ile bir oldum
Kânından lâhâtünden
Hazretine yüz sürdüm
Vedullah merdanından
 
İki derya birleşti
Tattım nübüvvetinden
Yok oldu mecaz beden
Zuhur etti cavidan
 
İnsanları seyrettim
Figan eder nefsinden
Firavunlar ah çeker
Esfele safilinden
 
Gözlerinden kan saçar
Boşa geçen ömründen
Kaçacak bir yer arar
Hısım akrabasından
 
Dünya sana düşmandır
Uyuma sen de uyan
Yakmaz Halil’i ateş
Yeri olan gülistan
 
Aşıklar ölmez veli
Ölen hayvandır hayvan
Lâyemutüne belyen galibune
Uyan nevmi gafletten
 
Ankayı mağrıp maşrık
Yavru yapar havada
Dilden dile dilâre
Ehadi seyir sultan
 
Açılır güller Dâvud
Bülbüller eder figân
Kalkar gözden perdeler
Kemâl bulur ol insan
 
YAKTI AŞK ATEŞİ BENİ AHIM AMANIM
 
Yaktı aşk ateşi beni ahım amanım
Yıkıldı benliğim açıldı farkım
Semme vechullahda olmuşum hakim
Cem oldu ruhlar cem ilâl ebedim
 
Yaşım altmışbindokuzyüzdoksanüç
Bahar açmış bende taze civanım
Filebsin cedit vel asrı bir anım
Melâmi meşrebim gizli pinhanım
 
Hazretül cem ile seyyid ahlâkım
Lâyezelil abdim zaman imamım
Halk zahir oldu Hak mestür hayatım
Muradullah oldu benim muradım
 
Benden bana sefer eder cemmül cem
Her fiilde fâil olmak bir âlem
Medlül oldum bende an ile anım
Ne söylesem benden bana söylerim
 
Ümmül kitap oldum levhi kalemim
Cihan bende olmuş kime yalvaram
Ehadi seyyirim canda canânım
El mirat müminim yoktur sıracım
 
Dâvud ismi olmuş şimdi bana nam
Gül bahçemde öten garip bülbülüm
Eridi kalmadı hiç kalim kılım
Ben hazik tabibim yok sağım solum
 
GEL GEL GEL ÇAĞA  UYALIM
 
Gel gel gel çağa uyalım Allah der Allah
Gel gel gel kâmil mürşit bulalım Allah der Allah
Gel gel gel dürrüyekte olalım Allah der Allah
Gel gel gel fenâ bekâ olalım Allah der Allah
 
Gel gel gel Halil İbrahim'e millet olalım Allah der Allah
Gel gel gel gönül çeşmesinden abdest alalım Allah der Allah
Gel gel gel selâti daim kılalım Allah der Allah
Gel gel gel devletimiz yolunda gerekirse ölelim Allah der Allah
 
Gel gel gel nefsini bil şeriat Allah der Allah
Gel gel gel velâyete varalım Allah der Allah
Gel gel gel Muhammedi cem olalım Allah der Allah
Gel gel gel hazrete varalım Allah der Allah
 
Gel gel gel mutu kable ente mutu sır olalım Allah der Allah
Gel gel gel Allah sedalarıyla Allah der Allah
Gel gel gel tevhid yolunda şehid olalım Allah der Allah
Gel gel gel ana ümmet olalım Allah der Allah
 
Gel gel gel kendi sinemizde Hak Dâvud Allah der Allah
Gel gel gel uzakta aramayalım Allah der Allah
Gel gel gel dünya ve ahireti ehline bırakalım Allah der Allah
Gel gel gel kainat kitabını gönülde okuyalım Allah der Allah
 
FENÂDA HAK'KI SEYREDEN
 
Fenâda Hak'kı seyreden
Bekâda Hak'da seyreder
Yetiş bir kâmili mürşide
Ol dürri yekte
 
Mukarrepler bilir
İlim bir nokta
Çoğaltır cahiller
Yakın ırakta
 
Abes bir şey yoktur
İtiraz edersin softa
Kimseye tan olunmaz
Bu melâmette
 
Olacak olmuştur Dâvud
Ümmül kitapta
Vicdan zuhureder
Fenâfillâhda
 
DEME SAKIN BEN BİLİRİM
 
Deme sakın ben bilirim
Bilgin sana perde olur
Tut bir kâmil eteğini
Gözünden perdeyi kaldır
 
Dü âlem sultanı kâmil
Uyan uykudan ey gafil
Tut bir kâmil eteğini
Gözünden perdeyi kaldır
 
Kâmildir Hak'ka doğru yol
Hak'ka bürhan delildir ol
Tut bir kâmil eteğini
Gözünden perdeyi kaldır
 
Gözüm gördü o bedrayi
Zikreder Allah Allahı
Tut bir kâmil eteğini
Gözünden perdeyi kaldır
 
Aşk ile yanar ocağı
Nurdan çekilmiş sancağı
Tut bir kâmil eteğini
Gözünden perdeyi kaldır
 
Menbaın kevser ırmağı
Çağlar içinde çağı
Tut bir kâmil eteğini
Gözünden perdeyi kaldır
 
Makam cenettin müftahi
Belî diyenler ervahi
Tut bir kâmil eteğini
Gözünden perdeyi kaldır
 
Ev edna bahrında Dâvud
Muhamed Mustafa Mahmud
Tut  bir kâmil eteğini
Gözünden perdeyi kaldır
 
ERENLER AŞKINA DÜŞTÜM
 
Erenler aşkına düştüm
Pîr elinden bâde içtim
Yandım Allahım yandım
Can evimden tutuştum
 
Sine çölünü ilâhi aşk ile
Yanarak lâhute düştüm
Lâmekân şehrinde cemi
Ervah bende birleştim
 
Feyzi akdesle küllümen
Aleyha fânâ ulaştım
Gözümden kalktı perdeler
Benden bana ulaştım
 
Güneş delil mi ister canım
Ben benimle birleştim
Delil medlül içindir
Medlülümle birleştim
 
Vücud vücudullah oldu
Musa gibi Tur dağı'nda
Len terani ayetiyle
Binbir kelâm söyleştim
 
Dinlemem caziye cüzi
Vahdeti temkine ulaştım
Hasenetil ebrar seyyiatil
Mukarrebinle anlaştım
 
Elâ inna evliya Allah
Yedullahdan tutuştum
Lâye mutüne belyen galibune
Min darül fenâ ilâ darül bekâ
 
Müminler ölmez veli
Bir âlemden bir âleme göçeder
Şirk ehli ölür bayım
En büyük günah şirktir
 
Ârifler anlar bu sırrı
Cahiller tanlar
Hüccet Pîr emridir
Melâmiler dinler
 
Ehadi seyir kul derler
Dâvud mâlel yetimim
Yüzyirmidörtbin nebi resul
Adedince zikreder ihvanımız
 
COŞTU YİNE DELİ GÖNÜL
 
Coştu yine deli gönül
Esti Nesimi rüzgârı
Müştak etti didarına
Ağlatıyor zâri zâri
 
Ölmezden evvel öldürür
İlâhi aşkın askeri
Ölmezden evvel ölmezsen
Öleceksin izdirari
 
Gizli sırlara vâkıftır
An ile anın askeri
Mutu kable ente mutu
Ilâhi aşkın şiari
 
Hak'ka kavuşmak dilersen
Rehber et bir kâmil eri
Deme bu pendime lâ lâ
Ara sen kendinde yâri
 
Şehidallah ayetiyle
Kâmil insanın imanı
Uyuma ey gafil insan
Uyan uykudan bul yâri
 
Bula gör pîr esrarını
Öğren tevhidin sırrını
Muhammed dini tevhiddir
Tevhid ile anın kâni
 
Kâmil bugünün Ademi
Secde edemez şeytani
Elinde senedin mi var
Bırak bugünü yarını
 
Vâz eder kürsüde vâiz
Taklidi iman dermanı
Girilir irfaniyet cennetine
Allah'ın hidayet merdanı
 
Söz tutan aziz olur Dâvud
Kâmildir sırrı imanı
Şeyhi olmayan şeytandır
Kamu pîrler söyler anı
 
SULAR KAYNAR MENBAINDAN
 
Sular kaynar menbaından
Akar gider mecraından
Suların anası deniz
Çıkar cebeller bağrından
 
Yürürsünüz gece gündüz
Derelerin ırmağından
Hayat verirsiniz âleme
Gücenmezsiniz cevrinden
 
Olursunuz derya deniz
Dalgalanır yar mevciniz
Sular der ki Ey divane
Var mı hevli kuvvetimiz
 
Emir kuluyuz yürürüz
Dilimizden zikrederiz
Cihana hayat veririz
Bilmez bizi ağyarımız
 
Emri Hak'la yürürüz
Derya deniz oluruz
Havasül havas ile yâr
Kurbu feraiz oluruz
 
Hülâsetül havasül havas ile
Kurbu nevafil oluruz
Nihayet havasül havas
Cemmül cem ile fiilde fâil oluruz
 
Rek nihayet hülâsetül
Havasül havas ehadiyetdir
Hasretlik kalkar aradan
Her anda bir şen oluruz
 
Kırk aynada görünen
Delil burhan biz oluruz
Güneş gibi pertevlerle
Her pencereden gireriz
 
Dâvud vel asrıdır sırrımız
Gel artık gel ne olursan ol
Biz sana rehber oluruz
Sıratı müstakim mesleki resuldür
 
MERDAN DERYASINA UĞRADI YOLUM
 
Merdan deryasına uğradı yolum
Aldı beni benden komadı halim
Sundu yedullâhdan abıhayatı
Unutturdu bana hep hayaleti
 
Hidayet kapısı merdandır dedi
Yedullahdan bana efâlin sundu
Içim dışım aşk ateşiyle yandı
Lâ mevsufe illâllah sıfatlarımı aldı
 
Can pahasına can zatullahım dedi
Kastetti canıma bana sormadı
Lâ yesel amma yefalin cana söyledi
İllâ vahidül kahharım ben dedi
 
Cem olmuşum gelip gidenim yoktur
Her yüzden görünen benim söyledür
Sözümün manisin ârifler anlar
İki derya coşmuş kendinde çağlar
 
Dâvud fâş eyleme sen gel bu sırrı
Dinle Muhammedi ehadi seyri
İhate eylemiş kamu âlemi
Hezar hezar ver Selâti selâmı
 
ALİM OLAN ALİM OLDU
 
Alim olan alim oldu zalim olan zalim oldu adil olan ol oldu
Kalem yazdı kurudu olacak oldu her şey yerli yerini buldu
(Layesel emmayefal rabbena haza badile)
Herkes bu aleme yalnız geldi yalnız gitmiyor mu
 
(Kul küllün min indillah) herşey Allahdandır diyor
Bundan öteye sen cehaletini kemâlat zannettin
Ey fakih şeytandan büyük alim mi var dünyada
Ademi tanıyamadı ben ateşten yaratıldım dedi Adem topraktan
 
Benim madenim daha parlak ademin madenini mat gördü
Ademe secdenin Hak'ka secde olduğunu fark edemedi
Minel cinneti vennas İnsan şeytanı cin şeytanı var
Sen Kur'ana inanıyorsan bunları inandığımız Kur'an söylüyor
 
Şimdi sen bu Kur'anı azimuşşanın ifadesine göre neredesin
İslam dininde zorlama yok neden sen zorlanıyorsun
Senin dinin indallahil islâm olsa  hiç zorlanır mıydın
Ne zamana kadar Kur'anı Kerimi arapçaya uydurup islâma eziyet edeceksin
 
Sen Hazreti Muhammed'i kendi anlayışın kadar biliyorsun
Onun velayeti var nübüvveti var senin cehli mürekkebin var
Kur'anı Kerim'in avamı nasın anlayışına göre hitabı var
Havasın anlayışına göre hitabı var ey fakıh firavunu deccali Salih'in
 
Havasül havasın anlayışına göre hitabı el an var
Hülasetül hasul hasın anlayışına göre hitabı var
Hüvel evvelü vel ahıri vel batını vezzahıru ve hüve bi küllü şeyin alimi var
Rekni hayetül hülasatülhavasa göre hitabı var
 
İki alem serveri olan Hazreti Muhammed'i önce tanı sonra konuş
Onun dini tevhiddir Onun dini aşktır ilahi aşk ilahi aşk
Ruhani aşk mecazi aşk ancak fitne tohumu doğurabilir
Davud Kur'anı Kerim'in Muhammed Mustafa'sını evvela anla sonra konuş
 
CANIM HOCA EFENDİ DİNLER MİSİN BU PENDİ
 
Canım hoca efendi dinler misin bu pendi
Enbiya evliyâ çari yari gözün cümle melâmi
Melâmiler söyler Allah kelâmı
Her anda efendim der Allah Allah Allah
 
Melâmi buldun yolunda serini ver
Rabbini sen de bulduğunu bil
Mürşide eren telkinat alan
Efendim der Allah Allah Allah
 
Kâmil mürşitten efâl dersini alan
Sinesinden Kaf Dağı'nı kaldıran
İlâhi aşk ile yanıp yakılan
Efendim der Allah Allah Allah
 
Her şey Allah'tandır demesi
Kelâmda kolaydır amma
Zevkini tadması çok zor
Efendim der Allah Allah Allah
 
Dile söze bakmazlar kurban isterler canı
Halil İbrahim kasap yetmiş kez çekti berat
Hazreti İsmail gibi kurban olanlar
Efendim der Allah Allah Allah
 
Kıl kadar benlik kalsa
Kabul etmezler seni
Benliğinden kurtulan
Efendim der Allah Allah Allah
 
Sözde melâmi olmaz
Dünya ahiret bilmez
Pîr sözünden ayrılmaz
Efendim der Allah Allah Allah
 
Felsefe dünya hayat
Müderris müftü hattat
Muhip mürit der serap
Efendim der Allah Allah Allah
 
Efâlden başlar mısın
Fâil Allah der misin
İnsafa gelir misin
Efendim der Allah Allah Allah
 
Yedi sıfat Hak'kındır
Lâ mevsufe illâllâh
Sıfatlar ile mevsuf zatullah
Efendim der Allah Allah Allah
 
Hey beyin emri ile
Veli zata varanlar
Lâ mevcude illâllah
Efendim der Allah Allah Allah
 
Tevhidi zata varan
Nura müsteğrek olan
Vücud Hak'kındır bilen
Efendim der Allah Allah Allah
 
Bileni kendinde bulan
Bilen ol kendin olan
Cavidanı son bir an
Efendim der Allah Allah Allah
 
Fenâ ve bekâ olan
Vesile temkin bulan
Teyitle kâim olan
Efendim der Allah Allah Allah
 
Dâvud böyle sultanlık bulan
Teberrüken ev ednasına varan
Cümle âleme dolan
Efendim der Allah Allah Allah
 
AÇ GÖZÜNÜ EY TUTSAK
 
Aç gözünü ey tutsak
Aşıklara doğru bak
Mecazi âşıklarda çok
Çok dinar kazansak
 
Uykudan uyan ruhâni
Aşık sabaha erken kalk
Bir kâmil mürşit ara
Aşkına merdane bak
 
Taç ve tesbihi Kudüs'te sat
Bul ahlâk söyle Hak
Döndükte her tarafa
Hak yüzüne bekâ bak
 
Efâl dersi aldık
Hak ile Hak olduk
Her fiilde fâil
Hak ile anladık
 
Sıratı Müstakim
Yolunu bulduk
Kâmil ile beraber
Kafdağı'nı kaldırdık
 
Sıfatlar ile sıfatlanan mevsuf
Velâyete yol bulduk
Bu makamda ağzına taşlar
Doldurdu Hazreti Sıddık
 
Muhammedi melâmi
Ezelde olduk
Keramet kaydında
Küllü kurtulduk
 
Gönül kâbesinde
Namaza durduk
Varlık Hak varlığı
Küllü fân olduk
 
Hasanetil ebrar seyyiatil
Mukarrebin sır olduk
Fenâ ender fenâ bekâ ender
Bekâ badel fark olduk
 
Muammayı beden
Kitabında okuduk
Minaremizde ban
Ban banladık
 
Bir acaip sırdır bu sır
Vahdet bağrına daldık
Akıl ermez muamma kim
Dâvud namda halk olduk
 
KURMUŞ DİLÂREMDE PİR
 
Kurmuş dilâremde pîr
Karargâhı ba sefa
Seherlerde verir enfime
Nesimi buyundan şifa
 
Sıratı müstakim feyzi akdesi
Muhammed Mustafa
Teyid eder ezel bezmini can
Bugün ahdi vefa
 
Teknoloji tırmandı zirveye
Bugün dünya cife
İlim fitnesi mal fitnesinden
Beterdir çekme cefa
 
Hani resim olan yerde namaz
Baksana hadisi şerife
Krallı marklar kalbinin üstünde
Cebinde bayan ârife
 
Elde değil söylememek
Perde arkasında buhtan eşrefe
Dava ile sultan olunmaz
Sığmaz dava hakikate
 
Dini vicdana indiremezsen
Şirk ehlisin yok sende vefa
Cesaret cehaletten gelir
Fili görmez kuru kafa
 
En büyük günah şirktir
Aldanmaz ârif kuru lafa
Milliyetçilik haramdır
İslâmda devletine ver vefa
 
Oniki fen ilmi okumak
Mârifet sayılmaz bak ümmül kitaba
Allahüteâlâ'nın abes işi yoktur
İstersen bak kainâta
 
Kur'anın sırrı ile sırlaşamazsan
Robot hurufat sende yok vefa
Arapça biliyorsun Allahça bilmiyorsun
Vel asrına bak sırdır ârife
 
Dâvud pîrdir halife
Allah ne kara dinler ne de ak
Melâmiler bilir zamanın pîrini
Yedi noktadır bak sende elife
 
KİM Kİ BUGÜN İNSANDIR
 
Kim ki bugün insandır
Abıhayat kevserdir
Kemâlâta insan derler
Fenâ bekâ bir candır
 
Ebubekir Ömer Osman
Ali Haydar bir andır
Kainatın zübtesi
Muhammed Mustafa'dır
 
Berhava olup uçan
Caferi Tayyar gibi erdir
Gitme geri ey serseri
Bütün mahlûkat yürür ileri
 
Beşikten mezara kadar
İlim öğrenmek farzdır
Erkeğe kadına ey yâr
Vel asrının sırrı der
 
Şirkten büyük günah
Yoktur iblisin bilâderi
Şirkten halâs olan
Elâ inne evliya Allah'ın sırrı
 
Din gitti iman gitti
Diye basma havari
Dinin sahibi Allah'dır
Kayırır dinini Allah veli
 
İlmine güvenip karışma
Allah'ın takdirine
Sırlaşamazsın Hak ile
Göremezsin kameri
 
Menkane hazihil ağma
Fenâ fillâhda eri
Açılsın gözlerin cemde
Göresin sen de didarı
 
Bırak Arabi Farisi
Lûgat parçalama bâri
Lisan elbisedir çıkar
Elbiseyi gör ebrari
 
Giydirsin Allah seni
Vücudundan sez pîri
Allahüteâlâ'nın avukata
İhtiyacı yok gitme ileri
 
Bir kâmil mürşide vasıl ol
Ayar ettir çeneleri
Allah'dan dersini al bırak
Elden geçmeyen akçaları
 
Vahdet deryasına ulaş
Dâvud olma serseri
Venehnu akrabu ileyh
Şah damarından yakın bil Allah'ı
 
DÜŞTÜM AŞKIN OCAĞINA
 
Düştüm aşkın ocağına
Derunumdan yâne yâne
Yüreğim döndü püryâne
Bilmem dünya ve ukbâne
 
Efâlimi aldı Allah
Benim dedi vallah billâh
Dört tecelli etti Allah
Cennetil efâlde felâh
 
Sıfatlar Hak'kın bildirdi Allah
İsmim resmini sildirdi Allah
Aşk ile kalbimi doldurdu Allah
Mevsufuna yol buldurdu Allah
 
Kudret kalem semi besar zahiri
Hayat ilim irade gayrı zahiri
Dört tecelli etti Allah
Cennetil sıfatta felâh
 
Mümin kalbidir beytullah
Zata eren bulur felâh
Hep bu kûruhdur zül cenah
Lâ mevcude illâllah
 
Vücud Hak'kın yok kayrullah
Bir defa Allah der Allah
Lâ mevcude illâllah
Alâ inna evliyâ Allah
 
Kurbu feraizde fenâ bekâdır
Her yüzde Hak yüzü oluyor zahir
Hak zahir oldu kalmadı kahır
Âlemde cem kendi özünde fark mahir
 
Enel Hak çağırdı Hallâcı Mansur
Derisin yüzdüler Seyyid Nesimi'n
Besarın oydular şeyhi Şiraz'ın
Canına kıydılar Şemsi Tebriz'in
 
İstiğrak olsan sen sende
Eyleme sâlik fütür
Anlayamadıysan sırrı
Sendedir bilgin kusur
 
İsa'yı ruhullah cemde
Etmiştir zuhur
Fe eynema tüvellü
Fesemme vechullah
 
Hazretine yol bulanlar
Hak'kı zahirde görenler
Halkı mestur zevk edenler
Hak ile zinde olanlar
 
Konuş diye emrolanlar
Savmu salât hac zekat
Hem kelimei şehadet
Getiren anlar şeriat
 
Gören anı olur hayran
Kabul etmez asla yalan
Sezen yedi başlı yılan
Ar namusu olur talan
 
Kaba kavseyn ayet bilen
Ahir can olur cavidan
Böyle bir sultanlık bulan
Hakikatte odur imam
 
Teberrüken ev ednasın
Bilir fenâsın bekâsın
Tutmaz garipler yakasın
Sürmez irade sefasın
 
Dâvud söyler Hak dilinden
Kevser şarap iç elinden
Ayeti Kur'an sırrından
Elif okudum Rab'bimden
 
TEYLÂN ETMEKTEDİR BUGÜN DE
 
Teylân etmektedir bugün de
Miraç sefinesi Allah Allah
Fe fürru ü illâllâh buyurmuştur
Kur'anı Kerim'de Allah Allah
 
Sıratı müstakimdir feyzi akdesi
Zatullah Allah Allah
Zül cenahıyndır fenâ bekâ ile
Ârifibillâh Allah Allah
 
Çanakkale'de Sakarya'da mehmetçiğe
Maşallah Allah Allah
Dumlupınar'da Kore'de
Mehmetçik der Allah Allah
 
Ne güzel askerin devamıdır
Mehmetçik eyvallah Allah Allah
Selâm olsun Mehmetçiğe
Her anda felâh Allah Allah
 
Manevi bayrağı Kıbrıs savaşında
Fakire çektirdi Allah Allah
Çektim bayrağı emir verdi
Resulallah Allah Allah
 
Savaş sona erdi Mehmetçik zaferi
Kazandı elhamdülillah Allah Allah
İçindeki düşmanı da yenmektir
Mârifetullah Allah Allah
 
Ledün ilmidir ilimlerin anası
Medeniyet Allah Allah
Cumhuriyettir en iyi idare
Eder mülkünde Allah Allah
 
Her işi ehline bırak Dâvud
Fisebillah Allah Allah
Dini vicdana indirmektir medeniyet
Medeniyet Allah Allah
 
YAPAR MÜRŞİDİ KAMİLLER HAK SOHBETİ
 
Yapar mürşidi kâmiller Hak sohbeti
Abı hayat içer yedinden cemaati
Yetiştirir tâliplerini verir hayatı
Gözü görmez anın ne eri ne avradı
 
Taşlanmış hacerülesfetin hakikatı
Gelen geçen öper Hüccac hacerül esfeti
Mürşidi kâmildir hacerül esfetin özü
Kabul eder hacerül esfeti öper eri avradı
 
İnsanı kâmil Hak miratıdır Dâvud
Bakan kendi sıfatını görür aynada
Kainatın insanını aşikar görür anında
Gözüyle gizli olmaz her anda bir şanda
 
YAKTI KÜL ETTİ BENİ
 
Yaktı kül etti beni
Dumansız aşk ateşi
Yedi derya nuş etsem
Sönmüyor aşk ateşi
 
İlâhi aşkı bilmez
Anı tadmıyan kişi
Emlem yazık lem yârif
Esrarengiz Hak işi
 
Şadıhandan gezerler
Pişirirler teşvişi
On parmakla bandığın
Hayal pilavı aşı
 
Sonunda zehri mardır
Dünyayı seven kişi
Diniküm dinarıküm
Ahir zamanda şaşı
 
Seyreyledim bast ile
Hile kirpiği kaşı
Şadı handan gezerler
Bilmem ki ne sezerler
 
Lülu etmiş kendini
Gezer havada başı
Bakanı hayran eder
Cilvesi naz oynaşı
 
Kandırır ademleri
Deccal'ın yedi başı
Her başında bin dişi
Yediği adem leşi
 
Uyan uykudan uyan
Gafletle yatan kişi
Fayda vermez servetin
Son nefeste ey kişi
 
Hübbücahlar yok olur
Ahü zar olur işi
Kadı mısın müftü mü
Filozof felsefeden
 
Al haberi bağlamdan
Uçurdu dörtbin kişi
Samiri yaptı buzağı
Konuşturdu cin işi
 
Dinlemedi Musa'yı
Firavunun sırdaşı
Karun zekat vermedi
Battı yere can taşı
 
Musa Firavun sende
Gizlenmiş hile işi
Düşmanın içindedir
Cihad düşünen kişi
 
Razıyım söylemezsem
Elde değil Hak işi
Kul oldum cemmül cemde
Ahdi misakın işi
 
Tevhidin özü bugün
Mürşidi kâmil kişi
Tut bir kâmil elinden
Ol Hak dostu yoldaşı
 
Aldandı hüneriyle Dâvud
Aklı gözünde kişi
Mesleki resul tevhid
Gayrısı dünya işi
 
AŞIK OLDUM VETTEYNİDEN
 
Aşık oldum vetteyniden
Rahata erdi can beden
Vezzeytuni sıfatından
Ve turi sini zatından
 
Lekad haleknel insane
Kurbu feraiz karabetten
Fiahseni takvimi
Kaba kavseyni cavidan
 
Nasip alanlar aldı
Ehadiyet cemi makamından
Âleme bir gözle bakamayan
Sayılmaz insanı kâmilden
 
Akıl ile mârifetullâha
Erilmez ibret al miraçtan
İlim perde olur sahibine
Nasip alamaz vahdetten
 
Salih amel fenâfillâh
Bekâbillâhla olur ey nadan
Ahmakı yar eyleyen ahmak olur
Vefa bulunmaz ahmak yardan
 
İrfaniyet cenneti nasip olur
Merdani dilâreden ey can
Allah'a vasıl olanlar oldu
Ehliyetli melâmi mürşidinden
 
Selsebil tesnim segâni
Şarap abıhayat bai'nden
Fisebillâh içer bugün
Sâlikler gözünden kulağından
 
Seyrederler Hak cemâli
Olurlar şadıhandan an be an
Bilse bu şarabı şahlar
Katresine verirdi bin can
 
Ölmezden evvel ölenler
Melâmiler zümresinden
Uzaklaşır vefasız dostlar
Bu şaraptan içenden
 
Dâvud bu şaraptan içenler
İçmiş kâmil elinden
Elden ele dilden dile
Gönülden gönüle gelir ezelden
 
ELDEN ELE DİLDEN DİLE
 
Elden ele dilden dile
Gel gönüle gir gönüle
Gönüllerde sır olmuştur
Miracı eşeddülbelâ
 
Vahdet sırrı eder zuhur
Elden ele dilden dile
Allah'a erenler erdi
Bir kâmil mürşit ile
 
Görünür nübüvvet mührü
A canım cavidan ile
Sunuldu yedime hüccet
Seyyid Muhammed Nur ile
 
Okudum bai bismillâh
Pîr elinden tutmak ile
Ne bilim kaldı ne zatım
Mündemiçim tevhid ile
 
Şanına levlâk yakışır
Tahâlluki bi ahlâkıllah
Sıfatullah  sıfat olur
Sıfatlanır Allah ile
 
Bütün âlemler bir olur
Fenâ bekâyı zat ile
Canda cananını bulur
Cemâl kudret ile
 
Kizar eder bu âlemden
Gezer gönülden gönüle
Her anda bir şen olur
El amelin bir niyet ile
 
Hicret ederler Mekke'den
Ebubekir Sıddık ile
Yürür sâlik bu ellerde
Daim Allah'ı zikr ile
 
Nerden geldin bu cihana
Genç ömrünü verme yele
Aşık ol Allah'a sen de
Bu fırsatlar geçmez ele
 
Bulanlar buldu Mevlâyı
Dâvud Allah'ı zikretmek ile
Dür olma sâlik dür olma
Allah Allah de şevk ile
 
MERDANE UĞRADI YOLUM
 
Merdane uğradı yolum
Aşk bağlâdı elim kolum
Saldı sineme ateşin
Alev alev yanıyorum
 
Dalgalandıkça sinemde
Ah ediben ağlıyorum
Fenâyım aşk ateşinde
Allahım ben yanıyorum
 
Ne bilim kaldı ne aklım
Ne hevlim ne de kuvvetim
Saldı feyzi akdesini
Ne haldeyim bilmiyorum
 
Ötüşür gülzar bağımda
Dalımda budağımda
Bülbüllerim otağımda
Allah Allah sedasıyla
 
Enel Hak çağırır Mansur
İradesiz konağımda
Cem demişler bu makama
Cem olmuşum bensiz bende
 
Sümme denadır tadatsız
Seyreder bir muhabbetim
Fededellâdır mukarrap
Firavun olur suya gark
 
Halk zahir olur Hak mestur
Şeriatladır zuhurat
Sırrı sırdan gelir rumuz
Muhammed'dir şeriat
 
Varlıkta Hak batın olur
Lâyezalil abdi beraat
Ne müderris ne de müftü
Müçtehitler eder hayret
 
Fe kâne kaba kavseyni
Marecel bahreyni vahdet
Sen sağ dersin ben selâmet
Kur'an'dır en büyük nimet
 
Şahı cihan bilse anı
Yolunda kurban eder canı
Nimeti ekmek anladın
Kâmildir cihanın canı
 
Ey ehadi seyir sultan
İstimdatın hüccet burhan
Seyyid Muhammed Nurdur
Canım içimdeki canan
 
Zuhur eder halifeden
Dâvud sayibandır anından
Yerine tedbir eder can
Sahibi şimal yemininden
 
SEB ÜL MESANİ FATİHADIR
 
Seb ül mesani fatihadır
Hem fenâ hem bekâdır
Bismillâh çekmezsen
İbadetin olur perde
 
Bin sene ömrün olsa
Okusan fârisi on iki fen
İlmini ezber etsende
Yine arif olamazsın
 
Her gece kamu şartıyla
Bin yıl namaz kılsanda
Bin yıl yemezsen içmezsen
Aç susuz dursanda
 
İlmi irfan noktasını
Duyamazsın bedende
Şirkden büyük günah
Yoktur iki cihanda
 
Bütün âlem seni meth etse
Düşman olur sana hûda
Yüzyirmi dörtbin nebinin
Esrarı vahdette hocam
 
Buyurmuştur Resulullah
Arayın beni ârifler gönlünde
Enbiya evliyâ ehadiyete
Girer ancak Muhammed'de
 
Esrarı ilâhi mündemiçtir
Kâmil insan merdanda
Bai bismillâh okunur
Esrarı ulu divanda
 
Yeniden yaratılır zerreden
Kıla kadar Allah'da
İki cihan elindedir kâmilin
Saklanır kubab altında
 
Orucu bozmaz segâni şarabı
İçersen ramazanda Davud
Uyan uyan nevmi gafletten
Hak'kı bul sende sen de
 
DEMBEST OLUR DİVANELER
 
Dembest olur divâneler
Sâki saçar dürdâneler
İçer içer yâ hu çeker
Mütadil olur havalar
 
Eser Nesimi rüzgârı
Gül açar bahçeler bağlar
Salar enfime buyunu
Ulaşır arşa semalar
 
Can alınır can satılır
İrfan pazarında ey yar
Tân ederler erenlere
Yezid cinsinden olanlar
 
Ta ezelden böyle gelir
Başa eşeddül belâlar
Menkane hazihil ağma
Körler dinarı yağmalar
 
Hak kubbeleri altında
Gizlenmiştir evliyâlar
Zari giryan olmuş gezer
Hep Hak olmuş çarşı pazar
 
Aşkın deryasına dalan
Kabul eder mi hiç tımar
Sattarül uyubum adab
Hak eylemiş anı berdar
 
İki cihanda ne varsa
Örneği bir sâlikte var
Arama sahrada Hak'kı
Her ne var ise sende var
 
Aliyyül alâ âlemsin
Gel gir gönüle neler var
Selâm verir selâm alır
Kendinden kendine ey yâr
 
İstidlâle boyun veren
Kuru kabuk yanmaya yarar
Şehidallahü Hak iman
Manâ böyledir ey yâran
 
Allah diyen çoktur Dâvud
Niteliğin bilen yoktur
Taklid ile tok olanın
Hakikatte yeri yoktur
 
YANA YANA PÎR AŞKINA
 
Yana yana pîr aşkına
Büryan olup pişti gönül
Şarabı lem yazel içip
Bahri umman oldu gönül
 
Melâmet hırkasın giyip
Gizli pinhan oldu gönül
Vahdet ellerine daldı
Kenzi mahfi oldu gönül
 
Lâhutden feyzi akdesi
Zatı zuhur oldu gönül
Sıfatlarıyla süsleyip
Mukaddes feyz oldu gönül
 
Seyyid esması kün hiyen
Âlemi kapsadı gönül
Her fiilde fâil Allah
Tecellisin tattı gönül
 
Sümme dena ayetiyle
Hak vücudu giydi gönül
Eynema semme vechullah
Her yüzden seyir oldu gönül
 
Şehidallah okuyuben
Kalbi selim oldu gönül
Fenâyı nefs bekâyı ruh
Tadatsız bir oldu gönül
 
Cavidanı kaba kavseyn
Azam teyid oldu gönül
İki derya birleşerek
Cemmül ceme doldu gönül
 
Yetim malı ev ednası
Bahsi bihal oldu gönül
Yetmişbin perde ref olup
Kıf  Muhammed oldu gönül
 
Her makamla seyredüben
Sırrı Kur'an oldu gönül
Burda söz yok ne söyleyem
Dâvud ümmü oldu gönül
 
DOLDU FUVADA AŞKULLAH
 
Doldu fuvada aşkullah
Didarı peymanesinden
Sâlik pervaneye benzer
İlâhi aşk şiarından
 
Reşid iskelesi kurmuş
Hızırından Musasından
Sihirbazları yok eder
Zuhur eder dürrü yekten
 
Nuh tufanı kopmuş bugün
Gemiye binmiş ârifan
Binmez gemiye nadanlar
Gark olur denize kenan
 
Rab'bisinin kemendiyle
Bağlanmıştır ârifan
Sibgatallah boyasıyla
Boyanmıştır can beden
 
Yüzün görmeye can verdi
Oldu kurbanı ârifan
Aynında gül açılmış
Her cânibidir cavidan
 
Gözüne görünmez cihan
Geçer erler namı kârdan
Yandırır canını aşka
Geçer fenâfillâhdan
 
Zamanın imamı olur
Bahsetmez hayır şerden
Kendi özünü tanırsın
İraden giderse elden
 
Düş kendi gözünden Dâvud
Bahsetme sen faziletten
Cemâlullah gören erler
Bahsetmez hayırdan şerden
 
AŞK MEYHANESİNDE ÇEKİLİR DEMLER
 
Aşk meyhanesinde çekilir demler Allah Allah
Methuşi mest olur içen yaranlar Allah Allah
Gönül pazarında satılır canlar Allah Allah
Miski amber kokar gerçek erenler Allah Allah
 
Cismi yok ankadır cemâl görenler Allah Allah
Garip kalmış bu âlemde merdanlar Allah Allah
Her gelen nükteler derbeder derler Allah Allah
Zül cenahıyn olur fenâ bekâlar Allah Allah
 
Ruhen miraç eder alicenaplar Allah Allah
Kubab altındadır görenler didar Allah Allah
Marecel bahreyni cavidan erler Allah Allah
Hep bir olmuş âlem zinde bedenler Allah Allah
 
Cavidana ermiş kalkmış perdeler Allah Allah
Ehadi seyranlar ümmül kitablar Allah Allah
Gönül kitabından okur ayetler Allah Allah
Felâh bulur kalpler yok olur dertler Allah Allah
 
Sofiler Dâvud'a önerir şartlar Allah Allah
Cennet parsellemiş serap satarlar Allah Allah
Mürşidi tanımaz inad olanlar Allah Allah
Günü güne ekler hayalperestler Allah Allah
YİNE DERÛNUMDAN
 
Yine derûnumdan
Esrüdü derdim
Yandım aşk elinden
Arttı feryadım
 
Esirin olayım
Canan kapında
Demlerin sür canım
Her bir hücremde
 
Bütün nasiyeler
Senin elinde
Ne dilersen olur
Garip sinemde
 
Olan olmuş dostum
Levhi kalemde
Kalem yazdı kurudu
Ümmül kitapta
 
Dâvud dürrü yekten
Bilindi belâ
Sarf oldu enbiya
Ün oldu belâ
 
ERİŞTİK BİZ BEKÂYA
 
Eriştik biz bekâya
Kalmadı hiçbir gâye
Giydik Hak vücudundan
Sümme dena bâbından
 
Hazretine yol bulduk
İçtik Hak şarabından
Camimde imam oldum
Banladım minaremde
 
Fetedellâ okudum
Üç defa anadan doğdum
Lâ yezalil abd oldum
Levlâkine ben yandım
 
Kaba kavseyn hayatım
Bai bismillah zatım
Muradullah muradım
Dâvud ehadi seyir babım
 
AŞK ODUNA CAN ATMAYAN
 
Aşk oduna can atmayan
Varını yoka satmayan
Aşkın lezzetin tatmayan
Hak cemâline bakmayan
 
Menakane hazihil ağma
Dinarı ederler yağma
Bakar mâli cahına
Hizmet eder firavuna
 
Uyanlar nefs kanununa
Gıbta ederler karuna
Bühtan ederler yârâna
Gözleri bakar mervana
 
Dost yüzlü düşmandan
Dâvud sen sığın Settara
Yeme hasetin malından
Tut bir merdanın elinden
 
MÜLKÜ BEKÂDAN GELİRİM
 
Mülkü bekâdan gelirim
Fenâ bekâ nemdir benim
Ehadi seyran olmuşum
Batın zahir nemdir benim
 
Cemâlullah ben olmuşum
Tağdat ıssı nemdir benim
Feyzi akdesi zatından
Mukaddesi sıfatından
 
Gözükürüm esmasından
Sinemdeki mezarımdan
Çıkar iner makamlardan
Anlıyamaz beni nâdan
 
Sofiyun çıksın aradan
Görünsün Mevlây'ı merdan
Herkes canın etsin kurban
Bende aradığın sübhan
 
Bakma cemâlime nadan
Hasta olursun aynadan
Hüccet bürhan elimdedir
Mârifetullahtan insan
 
Dâvud gezer şimdi merdan
Dür döker esfel alâdan
Hakikattır şahi merdan
Sofiyon çıksın aradan
 
YANDIR BENİ YANAYIM ALLAH
 
Yandır beni yanayım Allah
Hayret olup kalayım Allah
Bahri zata dalayım Allah
Şevk ateşin olayım Allah
 
Yüzbin canım var ise Allah
Sana feda kılayım Allah
Alemde cem olayım Allah
Kendimde fark olayım Allah
 
Tâdatsız bir olayım Allah
Hazrete yol bulayım Allah
Cavidana varayım Allah
Fiilde fâil olayım Allah
 
Bu fakir Dâvud'u Allah
Ev edna da bulayım Allah
Teheccüd namazını Allah
Haşa bensiz kılayım Allah
 
GÖRDÜM DÖRT CEMİNİ
 
Gördüm dört cemini
Oldum bahtiyar
Sıddık Ömer Osman
Ali Haydar çariyar
 
Terennüm eyledim
Mürüvvetinden
Giydim feraizde
Hak vücudundan
 
Bildim salâtı daimun
Ben sücudunu
İsmi azam olan
Zerrem yurdunu
 
Unutmuşum bende
Kisbi kârımı
Hayrihi şerrihi
Namus arımı
 
Kilise havrası
Hep didarını
Papazı ruhbanı
Keşiş hahamı
 
Yedimde cem oldu
Dâvud Hak'kın fermanı
Birleşmiş aynamda
Dört cem amanı
 
BAHRİ UMMANA DALMIŞIM
 
Bahri ummana dalmışım
Kur'an sırrı okumuşum
Mülkü bekâdan gelmişim
Fenâ bekâ nemdir benim
 
Testime berat almışım
Akla kara nemdir benim
Lâmekân şehrin gezmişim
Dünya ukba nemdir benim
 
Errahmanı tanımışım
Elif lâm mimden almışım
Hurufatı unutmuşum
Cazi cüzi nemdir benim
 
Fatihadan ders almışım
Kaleye kuli nemdir benim
Yüzdört kitap sır olmuşum
Yazı kışı nemdir benim
 
Bu âlemde ismim Dâvud
Manide anka olmuşum
Iner çıkar makamlardan
Canlara canan olmuşum
 
ADINA LEVLÂK YAZILMIŞ
 
Adına levlâk yazılmış
Efâlullahsın sultanım
Errahman ismindir sıfat
Ulu devletsin sultanım
 
Feyzi akdestir şiarın
Envarı zatsın sultanım
Hem hayatsın hem memat
Canlara cansın sultanım
 
Göster cemâlin göreyim
Sümme denasın sultanım
Enel Hak bünyed vurayım
Hayatım sensin sultanım
 
Okuyayım fetedellâ
Giydir sıfatın sultanım
Lâyezalil abdi mahzım
Tefrite erdir sultanım
 
Maracel bahreyn deryan
Kaba kavseynsin sultanım
Söyleyen sensin dilimden
Fermanım sensin sultanım
 
Dâvud'a verdiğin derdin
Dermanı sensin sultanım
Kulhüvallahü delilim
Medlülüm sensin sultanım
 
BAİ BİSMİLLÂH
 
Bai bismillâhi
Sırrımda buldum
Ledün ilmi sultanından
Gizli esrar okudum
 
Sırrı muğlâk mekân
Şimdi ben oldum
Melâmi meşrebim
Çağdaş ben oldum
 
Velâyeti kübra
Kâmekân oldum
Dertlilere derman
Bir lokman oldum
 
Ali'nin sırrına
Ben mahrem oldum
Her asrın kutbunu
Ben bende buldum
 
Dâvud varlığım
Sırrına aşık oldum
İsmi azam dua
Sından okudum


 
Aşkın bahrına dalan
Zikr ile hemdem olan
Söyler elân kâmekân
Gönüllü kurban olan
 
Bakmaz dünya varına
Hak cemâlini gören
Her anı bir şan olur
Böyle sultanlık bulan
 
Mevc vurur dariyinde
Selâtı daim kılan
Seyreder kendi yüzün
Semme vechullah diyen
 
Mahcupluğun yok olan
Hazretine yol bulan
Âlemde imam olur
Böyle sultanlık bulan
 
Ehadi seyran isen
Fatiha çeker sultan
Ey laâl yüzlü sultan
Her işi delil bulan
 
Dâvud'u eden bir şan
Tekrabu malel yetim
Muhammed'den can beden
Sözleri delil burhan
 
 
Aşkı yudum yudum içtim
Sarhoş olup yere düştüm
Ahım Kafdağını deldi
Şirinime yol açtım
 
Vel asrını okudum
Sinemde bir çağ açtım
Teferrüç eyledi tefrit
Karibim hazrete düştüm
 
Kaderle başbaşa kaldım
Ilim bir nokta anladım
Ezan okudum camimde
Minaremde banladım
 
Üçüncü cemmül cem
Her fiilde fâil oldum
Evvel ahir batın zahir
Ayetle âlim oldum
 
Dördüncü cemi Dâvud
Muhammeddir ev ednası
Dürrü yekten şelâlesi
Yazılmış levlâk belâsı
 
 
Yine esrüdü aşkım
Enelhaktır firaşım
Lâhuttendir çağdaşım
Feyzi akdes güneşim
 
Eşeddül belâsına
Giriftar oldu başım
Allah dedikçe yandım
Alevlendi ateşim
 
Derûnumdan yanmışım
Ahuzar oldu işim
Değildi eski dostlar
Tahi kavim kardeşim
 
Fâni âlem dünyada
Yalnız garip kalmışım
Duymadılar sesimi
Feryad figân olmuşum
 
Bana zulmedenlere
Hakkım helâl etmişim
Adildir ol padişah
Ana teslim olmuşum
 
Bağrıma taşlar basıp
Rab'bime sığınmışım
Hak sözüne ram olup
Anda huzur bulmuşum
 
Dâvud ben tılsım azamım
Müşküller hallederim
Gel seni aparayım
Allah aşkına dostum
 
 
Aman Allahım yandım
Aşkı ben kolay sandım
Efâl sıfat zat Hak'kın
Yandım yandım kül oldum
 
Giydim Hak vücudunu
Tağdatsız bir şan oldum
Hak zahir oldu halk batın
Cemâlullâha ulaştım
 
Hak batın oldu halk zahir
Tur dağında Musa gibi söyleştim
Ruh fani oldu sır zahir
Üç defa anadan doğdum
 
Ar namus şişesin kırdım
Firavunu Nilde boğdum
Günah bilmem sevap bilmem
Cemmül ceme dolmuşum
 
Dâvud bu bir ilmi ledünnidir
Menbaı Muhammed Nur'dur
Şahı merdan torunudur
Yalancının şahidi zordur
 
 
Doldur kadehimi doldur
Elinden içeyim sâki
Varam Likanın zatına
Çağırayım enel hak'kı
 
Aşkı terennüm edeyim
El cezbatü min cezbati
Otuzbin mucizatıyla
Parmağı ile kamer şakkı
 
Akdesinde mevç vuruyor
Sırat köprüsü beratı
Lâ teknetü deryasından
Affediyor şelâlesi
 
Tefritten bai bismillah
Zuhur eder iki deryası
Zahit sakın deme lâ lâ
Nur Muhammed melâmi ba
 
Ey Dâvud abes görme
Bu âlemde herşey kemâl ile
Vahdettir hakiki iman
Inan ey insan oğlu inan
 
 
İsa'yı terennüm eyle
Meryem'in ikrarın dinle
Kâfir oğlu ol düş dile
Tut merdan ile elele
 
Kır ar namus şişesini
Bul fenâdan bekâsını
Işit enel hak sesini
Mansur'unun naresini
 
Boşa verme nefesini
Nefsini bil gel nefsini
Giy feragat cübbesini
Yeme cehlin kussesini
 
Tey eylesin ruh belâya
Eriş esfelden alâya
Kaldır gözünden perdeyi
Bul sen fenâdan bekâyı
 
Kenan binmedi gemiye
Uymadı Nuh nebiye
Nuh tufanı kopmuş bugün
Uyuma gel bin gemiye
 
Senden sana sefer eyle
Allah konuş Allah söyle
Terket eski dostlarını
Yezid'in torunlarını
 
Dâvud Kaf dağını aştı
Vahdet sırrına ulaştı
Ilmi ledün noktalaştı
Elfaz kapıda dolaştı
 
 
Bu binayı yapan kimdir
Hayretteyim hayretteyim
Oniki menfez açan kimdir
Hayretteyim hayretteyim
 
Bu çiğneyip yutan kimdir
Hayretteyim hayretteyim
Kulaklardan duyan kimdir
Hayretteyim hayretteyim
 
On parmak el kerim olmuş
Hayretteyim hayretteyim
Üçyüz altmış altı damar
Hayretteyim haytetteyim
 
Kimin atar kimin toplar
Hayretteyim hayretteyim
Dâvud nefes alıp veren kimdir
Hayretteyim hayretteyim
 
 
Bir acaip sevdaya düştüm
Yüzbin gezer divanesi
Zülfüne takılan canlar
Feyzi akdestir mânası
 
Dökerim lâlâyı lülü
Esmasının bigânesi
Bir kez yüzünü gören
Olur Hak'kın divanesi
 
Bu sineyi sine bak
Ümmül kitaptır mânası
Sümme denasın okuyan
Enel Hak'dır nâresi
 
Soyunmuşum giyinmişim
Hazretine yol bulmuşum
Maracel bahreyni canım
Her fiilde fâil benim
 
Adüler itirazeder
Bu çığırı açan benim
Ayna olmuşum karşında
Her bakan kendini görür
 
Dâvud durur benim adım
Cihanı tutmuş feryadım
Melâmi kubap altında
Söyler bekânın zatında
 
 
Aşkın beni dad eyledi
Okuttu makamlarını
Her türlü dilden söyletti
Halka melâmet eyledi
 
Yusuf gibi caha attı
Yakup gibi çok ağlattı
Kurttan kuştan sual etti
Yusuf ellerine attı
 
Musa'yı turda söyletti
Binbir kelâmla sır etti
Hamanı suya batırdı
Bahurayı maymun etti
 
Samiri yaptı buzağı
Iblis içinde ün etti
Canım Hasan Hüseyin'i
Yezidler şehid etti
 
Dâvud Halil İbrahim'i
Tevhid babası Hak etti
Ateşi yaktıran Nemrud
Sülâlesi yere battı
 
 
İster isen sen de kavvas olasın
Dal bu aşkın deryasına
Men aref sırrına eriş
Kalma cim tantanasına
 
Caziyi cüziyi bırak
Gir tevhidin kalesine
Seyyid Muhammed Nur
Makamları sistemleştirdi
 
Makam oku ol melâmi
Yazmış kudret kalemi
Dâvud bırak boş kelâmı
Hezar hezar ver selâmı
 
 
Vahy oldu ikra bismi
Zikroldu Allahın ismi
Bozuldu âlemin resmi
Yazıldı Allahın hüsnü
 
Muhammed dini tevhiddir
Rahnuması aşktır
Vicdan fenâ fillâhtır
Teyidi bekâ billâhtır
 
Daima secdede baş
Ne kavim kaldı ne kardaş
Ne gelenim var ne gidenim
Zamanımda ademim
 
Dâvud deryalar nuş eylemiş
Nurissemavat aşım
Dünyada bitmiş işim
Kabul edemez kalleş şüm
 
 
İlâhi aşka varanlar
Bu sırra mahrem olanlar
Asrın pîrini bulanlar
Melâmilerdir o canlar
 
Selâti daim kılanlar
Hakikate erişenler
Ahir zamanda ey yâr
Hatipler çoğalacaklar
 
Her biri bir çah içinde
Namaz niyaz kılacaklar
Cinsini dinlemek için
Meydanlara dolacaklar
 
Ezel ki işaret ile
Yetmiş üç fırka olacaklar
Unutarak rab'blerini
Her fırka bağıraşacaklar
 
Sermaye ederek dini
Kürsilerden satacaklar
Tasavvuf ehli oniki
Fırka olacaktır
 
Onikiden biri hidayette
Onbiri delâlette kalacaktır
Elfakri fahri olanlar
Kimseye karışmayacaktır
 
Geçmeyen ruh makamından
Yine tedbir alacaktır
Kendini ispat etmek için
Kur'anı gösterecektir
 
Vahdete girmeyenler
Onlar tedbir alacaktır
Lâ fâile illâlâhı Dâvud
Çıkarına kullanacaktır
 
Şarabı tahurandan iç
Mektebi irfana gel
Fetedellâ okuyup
Gönüllü kurbana gel
 
Efâl dersi alarak
İnnedine islâma gel
Her anı bir şan olan
Ol şahi merdane gel
 
Hak vücudunu giymiş
Cem olan sultana gel
Tafsili tefrit bayından
Noktayı ihsana gel
 
Hak sıfatlarını giymiş
Hazreti insana gel
Iki derya birleşen
Maracel bahreyne gel
 
Evvel ahir batın zahir
Bikülli şeyin alim olan
Hazreti yezdana gel
Her fiilde fâil olan cana gel
 
Vel asırından sır olan
Çağ açan sultana gel
Şanına levlâk yazılan
Serveri âleme gel
 
Dâvud takrebü malel yetim
Ev ednasından hakikate gel
Ol hakikat güneşinden
Hücceti bürhana gel
 
 
Davet etti huccacı hacce halilullâh
Gelsin benim beytimi tavaf etsin haccullâh
Beytullâhı tavaf eden gördü başı arşalâda
Temeli tahtasserayda nuri siyah oldu ah ah
 
Gözünden kalktı perdeler ey sarraf
Merdan oldu namı canım vallah billâh
Elân Abdullâh'dır anın ârifi billâh
Beytullâh der ki Yâ hu Allah der Allah
 
Kulak duymaz lebbeyk kimin sesidir
Gözünde yetmişbin perdenin nesidir
Bu perdeler gözde iken herkes asidir
Şirkten büyük günah yoktur ey sofister
 
Ârifler beytullâhın yanında bakmaz diyare
Yari anan arzular her lâhza bakar yare
Arafata gelir cem olur hüccac biçare
Öğlen namazı ikindi namazı birleştirilerek kılınır
 
Artık sümme dena fetedellâ cem olur
Müzdelife fededellâ kaba kavseyn cavidan olur
Her fiilde fâil canım ol şahı merdan olur
Seyreder şeytanı taşlıyanları şadı handan olur
 
Gelir vedâ tavâfına sıfatları ile kendi zatını tavaf eder
Sonra Allahaısmarladık der Medine'ye gider
Medine'nin manâsı ehadiyet ravzayi mutahharası
Mescidi nebevide kırk vakit namaz kılar
 
Zamanın kutbunu arar bulur Mekke'de Medine'de
Makamları hatmeder ol zati Tur-i sinede
Bilmez cüzlâ yecüz ne dersin sen şimdi hacı dede
Gel haccül ekberi andan öğren sonra var hacca
 
Konuşur Dâvud sen sandın bulmaca
Istersen var yüzbin hacca senlik sendedir hoca
Şirkten büyük günah mı var fayda vermez ferece
Kim derse ki İnsan-ı Kâmilsiz Hak'ka varırım cehliylüce
 
 
Geldi beytullâh cennetten
Şaşahası mikatlardan
Hüccaclar bastı kademi
İhram giydiler beyazdan
 
Fenâ fillâhdır manası
Limenül mülkün nidası
Duydu kulağı olanlar
Hazretül ceme varanlar
 
Dâvud tavaf eder ebed
Hep bir olup hayat memat
Kalkar aradan perdeler
Ya Hazret-i Muhammed
 
 
İsmail kademinden
Su içtik zemzeminden
Gönlümüz huzur buldu
Segâni şarabından
 
Ey laâl yüzlü beytullâh
Sana gelen hüccacın
Lebbeyk sedası ile nida eder
Fakat ses kimindir bilmez onlar
 
Senin temelini Adem attı
Halil İbrahim seni bünyad etti
Allah senin içine girmedi fakat
İnsan-ı Kâmil'in gönlünden hiç çıkmadı
 
Müminlere kıble  oldun
Ne mutlu şeref buldun
Aşıkların kıblesi ana bağlı
Feeynema tüvellü fesemme vechullahdır
 
Nurun siyah zat âlemi
Çekmiş kudret kalemi
Söyle hüccace ademe
Iblis secde etmedi
 
Fakat dünyada secde
Etmediği bir yer yoktu
Dâvud ne buyurulur hacım
Ne planlar yapar hocam
 
 
Eser badi sabah seher yelleri
Öter gül bahçemde Hak bülbülleri
Göründü gözüme canan elleri
Esrüdü gönlümün gizli dilleri
 
Fesemme vechullâh oldu şiarı
Tadatsız bir anım Mansur berdarı
Kurbu feraizdir ruhun diyarı
Âlemde cem kendinde fark demleri
 
Ahmed oldu adın şehid Allah şahid
Göz oldu vücudum giydim o hali
Kurbu nevafil Muhammed Ali
Giydirdi sıfatlar gönlümün balı
 
Nile gark oldu firavun askeri
Musa'nın asası mucizet yeri
Ruhtan nefse geçer gönül serveri
Anadan doğdu üç defa meali
 
Fekâne kaba kavseyni nübüvvet
Her fiilde fâil oldu melâmet
Evvel ahir zahir batındır ayet
Günah işlersen utanır şehadet
 
Geldi makamı Mahmud'ta berât Dâvud
Söz kalmadı burda ne er ne avrad
Teheccüd namazın haşa bensiz kıldım nihayet
İkilik kalkmaz ev ednaya varmadan pîr emridir ey nadan
 
 
Aşk ile sular yürür
Efâlimin mecraından
Buluşurlar derelerde
Sıfatların mefsufundan
 
Ulaşırlar denizlere
Zatımın şelâlesinden
Nehirler denize dolar
Aslına ulaşır onlar
 
Denizlerin sıkletinden
Çıkar sular dağ başından
Böyle devran eder âlem
Anla ârif ol vesselâm
 
Ta ezeli ervahından
Yazdı kurudu kalem
Burda artık söz kalmadı
Yerli yerindedir âlem
 
Müctehitler çok söz etti
Kal mertebesi tamam
İlim bir nokta dediler
Ali veliyullah bir an
 
Cahiller çoğalttı anı
Dedi ârifler sultanı
Anladınsa ârif oldun
Banın altında noktayı
 
Evliyâullâhın Dâvud
Sırrı Kur'andır bürhanı
Ömrünü boşa harcama
Şimdi melâmet zamanı
 
Segâni şaraptan gıdam
Içer çekerim dem be dem
Içmiş bu şaraptan Adem
Böyle gelir tâ ezelden
 
Şarap olmuş benim gıdam
Doldurur içerim her dem
Içiririm bu şaraptan
Canı Hak'ka satanlardan
 
Ben şarabın fıçısıyım
Methuş olmuş sâkisiyim
Şarap içer haykırırım
Feryad figân Allah derim
 
Şarap nebiler gıdası
Çoktur eşeddül belâsı
Şarap içen melâmiyim
Muhammed dini aliyim
 
Aslım şarapla yoğrulmuş
Dost bağının bülbülüyüm
Ötüyorum daim Allah
Tahureden oldum agâh
 
Mekân ehlini terk ettim
Makamlardan buldum felâh
Efal sıfat zatı vallah
Sümme dena cemdir Allah
 
Fetedella hazretül cem
Muhammed ismidir billâh
Zuhur eder işte ol şah
Sanki kamer misali ol mah
 
Kaba kavseyn cemmül cem
Nübüvvetinden bir adem
Alim ismine ulaştı
Sen sen ben benem söyleşti

Her fiilde fail Dâvud
O da bu sözlerden şaştı
Şimdi Makamı Mahmud'dur
Herşey aslına ulaştı
 
 
Aşkın badesinden içtim kendi varlığımdan geçtim
Miraç ettim arş-ı alâya yükseldim bu belâya
Fenâ fillâhtan geçtim vahdet ellerine uçtum
Ay güneş yıldızlar bana eğildi ettiler sücut
 
Üzerimde olan binaların hiçbir tesiri olmadı
Beytullâh'a vasıl oldum Beytullâh beni tavaf etti
Beytullâh'ı kendimde gördüm beytullâh bir ün etti
Mümin kalbin Beytullâh mümin kalbin Arşullah
 
Ismi azam duasına gark oldum ebedi hayat buldum
Hak'kın vücudunu giydim hazretine yol buldum
Ruh-ül kudüs demin sürdüm enel hak naresin vurdum
Tadatsız bir ruh oldum hak zahir oldu halk batın
 
Anın askeriyim artık mazi müstakbel bilmem
Ne dünyam kaldı ne ukbam kaldı ruh oldu
Bütün evliyâlar enbiyalar şuhedalar benim batınımda
Cem oldular şimdi şadihandanım kendim de bir âlemim
 
Aradığınız bendedir bende gelin bana gelin bana
Yetimişbin perde arkasında gizli olan benim gelin bana
Şimdi canım şahi merdan bendedir bende adem
Geldi Hazreti Muhammed imanını tazele hoca gel
 
Dâvud velâsrının sırrına vakıf olanlar iman etti
Ay güneş yıldızlar zamanın Gavs-ül azâmından gücünü almakta
Ey sofister istediğini bilmiyorsun bindiğin dalı kesiyorsun
Yezid'i Muaviye'de şarşur etti nihayet evlâdı Resulü katletti
 
Hacılar gider hacca cehdederler gündüz gece
Beytullâhı tavaf için ihram giydirir bir hoca
Beytullâhı Halil yaptı merdaneyi Allah yaptı
Hak bendedir ey hacegân gel tavaf et olma nadan
 
Hacerülesved bilesin benim elimdir ey insan
Gel merdanı tavaf eyle ol sende anınla merdan
Ibrahim makamı dersen fenâ fillâhdır zatından
Altın oluk odur merdan hak bendedir anla ey can
 
Zemzem suyu içer hacı yine döner olur acı
Hayat suyu ab-ı hayat benden akar gel bendedir
Halvele yedi sıfattır işte hacı budur amaç
Beytullâhı gördüm örtüsü siyah kumaştan hocam
 
Gel beru ey cahil insan hak bendedir darüleman
Arafat dağında hüccac cem olurlar sırac vehhac
Berdar olmuşum enel hak hak bendedir kaçma ırak
Şeytanı taşlar minadan büyük şeytan küçük şeytan
 
Nerde bunlar görmedin sen hayalle oldun tarac
Dâvud işte er meydanı irşad olup bul sen seni
Işte hüccet işte bürhan Beytullâh bendedir ey can
Hüccac istersen din iman kaçma benden Hak bendedir
 
İçin için yandım senin aşkınla Allahım
Yüreğimi yakan ilâhi aşk ilâhi aşk Allahım
Terennüm oluyor dilimde meşkin Allahım
Dâvud söylüyor ey dostlar şaşkın şaşkın Allahım
YANDI GÖNLÜM
Yandı gönlüm yandı gönlüm yine büryan oldu gönlüm
Ey laâl yüzlü sultan ne sevgilisin sen
Senin iştiyakınla unuttum benliğimi ben
Dâvud nerdesin bilmiyorum nerdesin sen
 
Aşıklar pîr elinden bade içerek aşık olurlar
Aşıklar aşk ile sergerdan oldular birader
Aşıklar merdan elinden berat aldılar
Aşıklar sırat-ı müstakim ümmül kitap oldular
 
Aşıklar ta ezelden melâmi pinhan oldular
Ey ilâhi aşk nice peygamberler veliler
Şühedalar pîrleri bağrında yaşattın
Yüce yüce makamlara yükselttin ilâhi aşk
 
Her asrın kemâlâtını mârifetinle zuhura getirdin
Aşk kelâma gelmez aşkı yaşamayan bilmez
Aşkın baktığı bahçeler solmaz Allah'ım
Kaldırır gözden yetmişbin perdeyi aşk
 
Dâvud gösterir cemâlullahı didarı
Aşık maşuk olur ilâhi aşk ile aşk ile
Fenâ bekâ olur dört cemli okulda salik
İşte bu ehadiyet sırrıdır Makam-ı Mahmud
 
 
Aşkın kalemi yok aşkın hurufatı yok
Aşkın satırı yok irabı yok kitabı yok
Aşkı kalem yazamadı ve kalem yarıldı
Aşkı kadılar bilmez aşkı müftüler bilmez
 
Aşkı felsefeciler bilmez ilâhi aşkı
Bütün ilim dallarının hiç biri bilmez
Aşkı soran aşıklardan sorsun
Meşki soran sadıklardan sorsun
 
Aşkı aşıklar bilir aşk ile Allaha varılır
Ben aşk eriyim anam aşk babam aşk
Dinim aşk imanım aşk mezhebim aşk
Ben hurufat bilmem ilâhi aşk ile aşk
 
Kur'anın sırrına vasıl oldum aşk ile
Ve bugün Kur'anın sırrı benim aşk ile
Gel hurufatı bırak Kur'anın sırrına gel aşk ile
Gözlerin açılsın kulakların açılsın kalbin açılsın aşk ile
 
Her lâhzada Hak ile Hak olasın aşk ile
Her lâhzada feyzi ilâhi ile müşerref ol aşk ile
İç bu vesegâhüm rabbühüm şaraben tahureden aşk ile
Varlığın benliğin çıksın aradan fakih aşk ile
 
Yalnız kalsın yaradan ey can aşk ile
Ben şarabın esiriyim ben şarabın fıçısıyım aşk ile
Camsız kâsesiz kadehsiz bardaksız içtim aşkı
Manevi mârifetullâh ile akan hakiki şarabın çeşmesiyim aşk ile
 
Şarabı içtim merdan elinden sarhoş oldum aşk ile
İçtim içtim mest oldum varlığımdan benliğimden geçtim aşk ile
Şimdi artık ben yokum O var O var aşk ile aşk ile
Konuşan en direk değil direk bir Hak aşk ile aşk ile
 
Dâvud kemâlâta er Allahın ahlâkıyla ahlâklan aşk ile
Sıfatları ile sıfatlan hazrete vasıl ol aşk ile
Gayri ne pahasına olursa olsun bu ilâhi aşk
Elindeki gönlündeki gözündeki varlıkları taliplisine bırak aşk ile
 
 
Pîr elinden bade içtim oldum aşkın esiri
Gönlümün tahtıgâhında aşk kapsamış her yeri
Leyli nehar leyli nehar bekliyorum sevgilimi
Göreyim gönlümdeki mihman olan dilberi
 
Aç yolumu ey pîrim varayım cananıma
Yüzbin canım var ise kurban edeyim yoluna
Lime Allah sırrına erdi gönlüm bugün erdi
Açana can gözünü görünen âlem Allah
 
Aşıklârın derdi çok derdinden bileni yok
Içinde kor yanıyor dumanı görünmüyor
Bu dünya nedir bilmiyor ukba nedir bilmiyor
Canan almış iradesini yok aşıkın iradesi
 
Hayrete düşmüş varlığı kalmamış ağyarlığı
Her yanı kapsamış merdan cemâli yari
Kim gördüyse yüzünü kim işitti sözünü
Açana can gözünü gördü canan yüzünü
 
Başka bir yüze bakmaz hep Hak olur gördüğü
Dâvud enel hak der çağırır hazretine yol bulur
İki derya birleşir cemmül ceme yerleşir
Evveli ahir olur batını zahir olur iştiyak ile
 
 
Ruhumun derinliklerinden esti Nesimi rüzgârı
Doldu kalbime segâni şarap açıldı gönlümün baharı
Her günüm bayram oldu her anım bayram oldu
 
Sümme dena ayetiyle giydim Hak vücudunu
Kendimden kendime kıldım can sucudunu
Her günüm bayram oldu her anım bayram oldu
 
Giydim Hak sıfatlarını abes bir şey kalmadı
Yüce Mevlâm sırrında mahir oldum
Her günüm bayram oldu her anım bayram oldu
 
Bütün padişahların aradığı padişah ben oldum
Hâlim oldu fenâ bekâ iner çıkar seyrederim cemâlini
Her günüm bayram oldu her anım bayram oldu
 
Açtı bekânın likasın kimseler kalmadı artık
Istemem dünyayı istemem ukbayı ben
Her günüm bayram oldu her anım bayram oldu
 
İsmi azam lime Allah benim vücudum oldu
Işte ayetler işte hadisler Kur'an sırrı âriflerdir
Her günüm bayram oldu her anım bayram oldu
 
Ölen doğan yok gelen giden yok ne bu çokluk
Ne oldu artık bilmem ne eşim kaldı ne de dostum
Her günüm bayram oldu her anım bayram oldu
 
Dâvud bu âlemin canı İnsan-ı Kâmildir
O merdandır âlemin canı herkez ondan alır dini imanı
Her günüm bayram oldu her ânım bayram oldu
 
 
Müştakım laâl yüzüne Allahım
Zatından hayrete düştü aşıklar Allahım
Göster cemâlini göreyim Allah
Bin canım var ise vereyim Allah
 
Maşuk oldu işte burda aşikâr Allahım
Hak kendi kendini gördü ey sattar Allahım
Göster cemâlini göreyim Allah
Bin canım var ise vereyim Allah
 
Salik anın oldu kudret nefesi Allahım
Her taraftan gelir Mevlâ'nın sesi Allahım
Göster cemâlini göreyim Allah
Bin canım var ise vereyim Allah
 
Sümme dena ayetin sırrına Allahım
Ben de mazhar olayım Allahım
Giydir vücudunu giyeyim Allah
Bin canım var ise vereyim Allah
 
Âlemde cem olayım Allahım
Kendimde fark olayım Allahım
Göster cemâlini göreyim Allah
Bin canım var ise vereyim Allah
 
Her yüzden görünen senin bir yüzün Allahım
Kâbetullâh oldu salikân özün Allahım
Göster cemâlini göreyim Allah
Bin canım var ise vereyim Allah
 
Hesenatil ebrar olayım Allahım
Seyyiatil mukarrabinle kalayım Allahım
Göster cemâlini göreyim Allah
Bin canım var ise veryim Allah
 
Giydir sıfatlarını olayım nokta Allahım
Lâ yezalil abd oldu hazrette Allahım
Giydir sıfatların giyeyim Allah
Bin canım var ise vereyim Allah
 
Fetedellâ ayetin okudum Allahım
Her türlü varını sinemde buldum Allahım
Göster cemâlini göreyim Allah
Bin canım var ise vereyim Allah
 
Çağlâdı gözümden kanlı yaşlar Allahım
Bağrımda oluştu ulu sırdaşlar Allahım
Göster cemâlini göreyim Allah
Bin canım var ise vereyim Allah
 
Dürrü yekta her tarafım sarıldı Allahım
Eski dostlar ıraklaştı Allahım
Göster cemâlini göreyim Allah
Bin canım var ise vereyim Allah
 
Erdim muradıma gördüm Muhammed Allahım
Sağıma soluma eyledi rahmet Allahım
Göster cemâlini göreyim Allah
Bin canım var ise vereyim Allah
 
Iki derya birleştirdi sinemde Allahım
Cemmül ceme erdim Allah bu anda Allahım
Göster cemâlini göreyim Allah
Bin canım var ise vereyim Allah
 
Her fiilde fâil şimdi ben oldum Allahım
Ehadi seyranım kelâmsız kaldım Allahım
Göster cemâlini göreyim Allah
Bin canım var ise vereyim Allah
 
Lâ ilâhe illâlâhı kim bilir Allahım
Allah yoluna canı kim verir Allahım
Göster cemâlini göreyim Allah
Bin canım var ise vereyim Allah
 
Canana erişmek kolay mı sandın Allahım
Canım aşk elinden katbekat yandım Allahım
Göster cemâlini göreyim Allah
Bin canım var ise vereyim Allah
 
Dâvud laâl yüzlü sultan olmuşum Allahım
Dertlilere derman tabip olmuşum Allahım
Göster cemâlini göreyim Allah
Bin canım var ise vereyim Allah
 
Her pencereden gireriz
Pertevlerimizi salarız
An ile an olmuşum
Cümle âleme dolmuşum
 
Gel candaki canana bak
Nefsin ile olma aylak
Bütün tecelliler Hak'kın
Deme lâ lâ sende sakın
 
Dâvud sen sende ol sen de
Gitme uzak cevher sende
Bundan gayrisi bil lâk lâk
Eblehlere kalma el Hak
 
Can mısın canan mısın
Bütün âlem sen misin
Merhaba ya merhaba
Sen Hak'kın nurumusun
 
Sözleri şekerden tatlı
Ne bahtlısın ne bahtlı
Makam ehli olmuşsun
Şahin şahı bulmuşsun
 
Dâvud aşık miracı
Gel ol gönlümün ilâcı
Gel ol başımın tacı
Oku Mansur Hallac'ı
 
Hazretine varayım Allah
Kemâlâtla dolayım Allah
Sümme dena olayım Allah
Cemâlini göreyim Allah
 
Hallacı Mansur gibi Allah
Enel Hak çağırayım Allah
Yüzdürsünler derimi Allah
Nesimi can olayım Allah
 
Oldum Hazreti İsmail gibi Allah
Kurbanet mahi taban Allah
Canlar sana kurban olsun Allah
Dökülür dilinden lûlûmercan Allah
 
Dâvud gel fenâ bekâ ol ahlâk ile dol
Hak'ka kul ol bir merdane bul ana kurban ol
Kalmasın sağ sol erenlerin sağı solu olmaz
Veren alan Hak olsun bitsin davan olasın an
 
Yine esrüdü gönlüm
Ötüyor can bülbülüm
Bütün yollar tükendi
Sırat-ı müstakim halim
 
Coştum deryalar gibi
Kor oldu aşkım yine
Kurban olanlar gelsin
Ulu Allah aşkına
 
Dâvud hükmediyor fermanım
Vel asrım zamanım
Merdan ile tamamım
Vahdet ile ayarım
 
 
Sipil dağı sipil dağı toprağın altına benzer
Olmuşsun Hak'kın konağı namlar ile şanlar ile
Bezenmişsin çamlar ile burcu burcu kokuyorsun
Günlerden bugün pazar tarihinde pîran yatar
 
Selâm sana hezar hezar eşçarda çalınır sazlar
Geçiyor üstünden senin ilkbahar yazlar kışlar
Eteğinden tutsam senin nimetinden yesem senin
Rahman yedine yüzüm gözüm sürsem senin
 
Her tarafın sarmış dallar lezzetinden artar haller
Efal dersi versen bana Allah desem kana kana
Sıfat dersi versen bana mefsufunu sunsan bana
Canımla kurban olayım velâyete yol bulayım
 
Mekânların mekânıyım bütün âlemin canıyım
Bütün anların anıyım sırat-ı müstakiymim
Cemde Hak vücudun giydim ruh-ül kudüs âlem oldum
Benden bana secde kıldım her tarafım bir göz oldu
 
Dâvud Muhammed zuhura geldi giydim Hak sıfatlarını
Hak batın oldu halk zahir seyrettim karabetimi
Nübüvvete kadem bastım şeriatla ahkâm kestim
Nafile namaz kıldım kimden kime burda şaştım
 
 
İzzet ikram etti bugün bana aşk
Varlığımı yaktı attı benim aşk
Dertlerimi talan etti canım aşk
Muradullah murad etti hayat aşk
 
Yaktı yaktı kül etti her dikeni gül etti aşk
Her cenuptan yol etti beni yere çaldı aşk
Efalimi aldı aşk sıfatımı aldı aşk
Fenâ fillâha erdirdi hayrete düşürdü aşk
 
Aşık maşuk oldu şavk ateşi oldu aşk
Hak vücudun giydirdi her taraf bir göz oldu
Alemde cem kendimde fark odum Allah
Cihana doldum Hak ile Hak oldum Hak zahir
 
Bu vech ile nefs fani ruh baki oldu
Kurbu feraiz sırrı tecelli etti
Hazretine yol buldum halk zahir oldu
Hak sıfatlarını giydim Hak mestur oldu
 
Dâvud mahçupluğun çıktı aradan
Lâ yezalil abd oldu karagöz perde
Arkasında tüsteri tarafından izleniyor
Hak erenleri bu esrarı kendinde seyrediyor
 
 
Varlığından yok olan Hak varlığına dolan
Vakti saati gelir Hak vücudunu giyer
Gönlü şaduman olur Hak cemâlini seyreder
Hak cemâlini gören dünya malını neyler
 
Erişir karabete üç defa anadan doğar
Ruhdan nefse nakl olur Hak sıfatlarını giyer
Zuhur eder sıfatlar Hak kendisinden söyler
Ebedi saadet bulur namı karabet olur
 
Dâvud eriştirir tefrite tefritte ayırıma
Mahçupluğu yok olur iki derya birleşir
Maracel bahreyniden cemmül ceme yerleşir
Evveli ahir olur batını zahir olur sen sen ben ben bir olur
 
 
Gel gör Dâvud'un halini oku sen ledün ilmi
Satırı yok irabı yok kalemi yok kağıdı yok
Yazsın benim erenlerim eşyada okusun Kur'an
Ümmül kitap ile ferman okusun benim erenlerim
 
 
Varlığından geçmeyince kişi irfan mı bulur
Bülbül olup ötmeyince gülü gülzar mı olur
Hak yolunda gitmeyince bağı bostan mı olur
Serdedüp say etmeyince dürrü yektan mı bulur
 
Dâvud deryalara dalmayınca inci mercan mı bulur
Kâmil mürşid olmayınca fakih insan mı olur
Vahdete boyanmayınca aşık maşuk mu olur
Sırrı sırrı bulmayınca mukarrabin mi olur
 
 
Düştüm aşkın deryasına haddi yok payeni yok
Aldı beni benden aşk eyledi beni pinhan
Varlığımdan soyundum yandım Allahım yandım
Velâyete yol buldum fenâ fillâh can oldum
 
Hak varlığını giydim Ruh-ül Kudüs ben oldum
Zuhur etti Hak şeriat hazretine yol buldum
Mağrıp maşrık birleşti cemmül ceme yerleşti
Evvel ahir batın zahir bi külli alim oldum
 
Dâvud zuhur etti Muhammed bademde yudum yudum
Vahdeti sundu bana kayboldu benim adım
Kalmadı namım şanım muradullah muradım
Gel imanın tazele pin pak oldu hem demim
 
 
Ârifler anlar cahiller tanlar
Ezan okur kamet getirir minaresinde
Namaz kılâr kendi camisinde mescidinde
Lâ şerike lehü anlar kendi fiilinde
 
Tarih bindokuzyüz doksan sekiz
Çağlârın çağıyım yaşım altmışbeş
Irademi vel asrı sır ile bulmuşum
Kendimi kendimde anda bulmuşum
 
Dâvud fiilde fail bende olmuşum
Lisansız kelâmsız âli olmuşum
Erenler katında hüccet almışım
Melâmet hırkasın anda giymişim
 
 
Güzeller güzeli aşk
Beni benden alan aşk
Yakıp yakıp varlığım
Külhana döndüren aşk
 
Gönlüme pençe salıp
Bağrımı deldiren aşk
Aşk hiç kimseye uymaz
Aşkın memuru yoktur
 
Dâvud Mevlâ'sın buldurur aşk
Ahir anı güldürür aşk
Nurullahla doldurur aşk
Seni sana bildirir aşk
 
 
Güldür beni aşkınla Allah
Öldür beni aşkına Allah
Dirilt beni meşkinle Allah
Yaşat beni şevkinle Allah
 
Içip aşk şarabını Allah
Unutayım derdimi Allah
Derdim sen ol cananım Allah
Yurdum sen ol cananım Allah
 
Hayır şer Allahtandır Allah
Deme sakın sana ne Allah
Kaderin simgesine Allah
Takılmış bütün âlem Allah
 
Yazmış meşriyetini Allah
Kurmuş kudretini Allah
Olacak olmuş canım Allah
Kalem yazmış kurumuş Allah
 
Yönelt beni irfane Allah
Kalksın gözden perdeler Allah
Bu âlemin sonu yok Allah
Duru yok durağı yok Allah
 
Bütün insanlar dertli Allah
Derdinin çaresi yok Allah
Giymiş gaflet gömleğin Allah
Gönlünün rahatı yok Allah
 
Gözler kör kulak sağır Allah
Mühürlenmiş kalpleri Allah
Gel ey kardeş gel bana Allah
Açam gönlün kilidini Allah
 
Erdireyim Allaha Allah
Aparayım zülcenaha Allah
Açayım gözlerini Allah
Seyret cemâlullaha Allah
 
Dâvud elinde ferman Allah
Gelsin isteyen derman Allah
Olmuşum delil burhan Allah
Ol bir nişanım nişan Allah
 
Netsem neylesem
Ben bu aşkın elinden
Aldı beni benden aşk
Beni yere çaldı aşk
 
Diyar diyar dolaştım
Çok uzaklara kaçtım
Yine beni buldu aşk
Fuvadıma doldu aşk
 
Yaktı yaktı kül etti
Hak'tan yana yol etti
Üşüştü başıma halk
Sarhoş diye dil etti
 
Şarap isteyen gelsin
Bu şarap Allah şarabı
İçenler bir dahi ayılmaz
Sarhoş olur Allah diye bağırır
 
Bana söyleme derler
Söylemezsem Hak darılır
Söylersem hasetler darılır
Ya ben söylemiyem ölem mi dersin
 
Dâvud bilmem kâlikil
Görünen gözlerine
Âlem bil ki Allahtır
Vallahdır hem billâhdır
 
 
Kırılsın hep kafesler aşk ile
Aradan çıksın kalleşler aşk ile
Yıkılsın cami kilise aşk ile
Gelsin Hazreti İsa aşk ile
 
Dâvud geliyor Hazreti Muhammed aşk ile
Yüzyirmidörtbin peygamber geldi aşk ile
Arayan Mevlâsını buldu aşk ile
Erenlere katılan katıldı aşk ile
 
Kurdu dilâremde Hak köşkünü mihmanım oldu benim
Şimdi ruhumun derinliklerinden geliyor rahmanın kokusu benim
Ruhum oldu aynı beden bedenim oldu aynı ruh benim
Fenâ bekâ oldum melâmete eriştim zinde oldu hayatım benim
 
Zahid ne söylersen söyle işitmez kulağım sözünü senin hiç
Ben miraç etmişim belâya yükselmişim sübhanellezi esra ile ben
Mülki bekâdan geldim kemâle erdim âlemlere rahmetim şimdi ben
İster inan ister inanma inanırsan hayat bulursun inanmazsan ölürsün
 
Dâvud sen bilirsin kalbi mühürlü kulağı sağır gözleri körler inanmaz
Ölmezden evvel ölmeye kimse razı olamazVarlığını Hak'ka veremez
Hak varlığını giyemez Aşıklar Allaha canını seve seve verir
Zahidler camiye gider gider gelir bal etmez arı olur
 
Aradım segâhüm rabbühüm aşk şarabını
Buldum hazinesini pîr vücudunda
Içtim dolu dolu kalp peymanesinden
Camsız şişesiz bardaksız kadehsiz kana kana
 
Sarhoş oldum iradem elimden gitti
Hayrete düştüm fenâ fillâhdan geçtim
Vahdet ellerine kanatlandım uçtum
Miraç ettim ruhen rabbim ile konuştum
 
Dâvud ümmül kitap oldum ledün ilmiyle doldum
Bu eşyada Kur'an okudum Kur'anın sırrı oldum
Fenâ bekâ ile hüccet bürhan delil ben oldum
Küntü kenz hazinesi bende an ile buldum
 
 
Ayinedir bu âlem Hak ile kaim hocam bir kâmil ara
Miratı Muhammedden Allah görünür daim hocam bir kâmil ara
Lâilâhe illâllâh Muhammed Resulallah hocam bir kâmil ara
Kulhüvallahüehad delildir medlül nerede hocam bir kâmil ara
 
Gitme uzağa düşme tuzağa sendedir Leylâ hocam bir kâmil ara
Sendedir aradığın sende etme gurbet elde vaveylâ hocam bir kâmil ara
Kendini tanımak için yedi derya geçmek lâzım hocam bir kâmil ara
Fenâ bekâ olup vahdet ellerine uçmak lâzım hocam bir kâmil ara
 
Fenâ fillâha bir kâmil ile erilir hocam bir kâmil ara
Insan bir kâmili mürşid ile ölür dirilir hocam bir kâmil ara
Insanın gözünden perdeler kalkar kâmil ile hocam bir kâmil ara
Din iman arıyorsan dini imanı Allah'ı kâmilden iste hocam bir kâmil ara
 
Dâvud vicdan fenâ fillâhdır vallahdır billâhdır hocam bir kâmil ara
Bu sırra ulaşamayanlar dünyaya geldiler tamtakırhocam bir kâmil ara
Kara toprak onları yedi bitirdi ne namı nede nişanı kaldı hocam bir kâmil ara
Eridiler çürüdüler ne binası kaldı ne de limesi hocam bir kâmil ara
 
 
Onulmaz bir derde düştüm medet Allahım medet
Can evimden tutuştum medet Allahım medet
Yana yana büryan oldum medet Allahım medet
Gitti elimden iradem medet Allahım medet
 
Doldur kadehimi içeyim elinden ey saki medet Allahım medet
Aşkın şarabını kana kana medet Allahım medet
Esirin olayım ey şahi merdan medet Allahım medet
Öteyim bağında bağbanında medet Allahım medet
 
Enfime dolsun rahmanın kokusu Yemenden medet Allahım medet
Huzeyfetül yemani olayım anlayayım kuş dilinden medet Allahım medet
Demlerini süreyim bekâ bulayım medet Allahım medet
Bin canım var ise feda kılayım ya hu medet Allahım medet
 
Eşeddül belâlar yağsın başıma Dâvud medet Allahım medet
Belâ devletine varayım açayım başımı Mansur olayım medet Allahım medet
Senin iştiyakınla berdar olayım göreyim göster cemâlini medet Allahım medet
Nesimi can gibi derim yüzülsün hayranın olayım medet Allahım medet
 
Canların cananıyım küntü kenz hazinesiyim canım
Hak'kın hazinesi benim Lâ teknetü min rahmetullah
Deryası şimdi bende çağlıyor şimdi her milletten
Ayırım yapmadan gelsinler bana hepsini yıkayacağım
 
Bunu ben söylemiyorum Hakteâlâ söylüyor
Hakteâlâ bende ben de kim oluyorum sen de kim
Oluyorsun ona göre düşün bigâne benim varlığım
Yok senin de varlığın yok dinim aşk imanım aşk
 
Dâvud aşkın pahası biçilmez aşkın kıymeti can
Izhar etmektir dünyayı ukabayı satsan para etsen
Aşkın katresini alamazsın aşkın fıçısı da benim
Çeşmesi de benim gel iç kana kana dünyada a canım
 
Yüzyirmidört bin peygamber geldi âlemde sırrı Hak
Kur'an'da yazılı olan yirmisekizdir der Kur'an'a bak
Halil İbrahim'e denildi tevhid babası ana bak olma ırak
Halilirahman Muhammed'in dedesi sıratı müstakime bak
 
Halilirahmanın dinine tevhid dini denildi berrak berrak
Onaltı buçuk sene ibadet etti Resul Hira Dağında İbrahim'in şeriatıyla
Tefekkür etti Cebrail ikra bismi ayetini getirdi mutlak mutlak
Hani burada mektep medrese buna delildir İsa Musa yüzü ak
 
Cebrail Ahmed'e oku dedi Rab'binin ismini hikmete bak
Yirmibeş yaşında iken evlendi Hatice Ana ile ol mübarek
Hatice Ana kırk yaşına basmıştı kadem ikrara bakarak
Hatice hatundan Muhammed Mustafa'nın dört kızı oldu aşk
 
Dâvud üç tane de oğlu oldu nur nurullah elhak elhak
Fatımatüzzehra ayet ile evlendi Hazreti Ali ile elhak
Resulüllah'ın sülbü Hazreti Fatma ana devam eder ilâhi aşk
Hüseyin'in soyuna seyyid Hasan'ın soyuna şerif denildi ahdimisak
 
 
Bilmem netsem neylesem ben bu aşkın elinden
Halimi kime söylesem Allah ben bu aşkın elinden
Aşk aldı beni benden geçirdi canı tenden ah bu aşk
Şevk ateşine aşk ateşinden geçtim aşık maşuk birleşti
 
Fenâ fillâh oldum aslıma ulaştım velâyet oldu
Feyzi ilâhi ile doldum tükenmez hazine buldum
Bekâbillâha vasıl oldum iştiyak ile bekâbillâh oldum
Fark açıldı bende Hak'kın sıfatlarını giydim
 
Dâvud tefrite erdim halkı Hak'da Hak'kı halkta gördüm
Kesrette vahdet vahdette kesret oldum mahçupluktan kurtardım
Iki derya birleşti cemmül ceme yerleşti derya ben oldum
Hüvel evvelü vel ahiri vezzahüri bikülli şeyin alim mana buldum
 
 
Aradım seni her yerde bulamadım Allahım
Canlarda tenlerde bedenlerde hep sen imişsin Allahım
Insanlar aradı seni yerlerde melekler aradı seni göklerde
Bulamadılar seni bulanlar gönlünde buldu Allahım
 
Melâmiler halka-i zikri kurdu sırrında elhak Allahım
Eritti varlığını ilâhi aşk ile mürşid gönlünde Allahım
Erenler pazarına yol gönülden gider işte bir haber Allahım
Erenler pazarında can alınır can satılır efendim Allahım
 
Dâvud erenler pazarında Rahmanın kokusu var Allahım
Bu kokuyu duymaz burnu gözü kalbi açılmayanlar Allahım
Ben mestaneyim mestane gelmişim ben bu cihane Allahım
Bir nefesimi veremem boşa selâm olsun böylece kavim kardeşe
 
 
Bu âlemde eylenmedik bir gün dahi dinlenmedik
Topladık mal mülk edindik helâl haram demedik
Bir gün gelip öleceğiz ölümü düşünmedik düşünmedik
Bilemedik kendimizi Hak'kı ikrar etmedik bir an bile
 
Vakt saat geldi eriştik bir kâmile kâmil tuttu elimizden
Allahı bize târif etti lâ faile illâllâh biz de beli dedik
Içimize aşk düştü yandı derûnumuz Allah diye coştu
Ulaştık feyzi akdese gönülden abdest aldık seyrettik
 
Cinsi semiz cildi temiz abdest alır olmaz temiz
Aşıklar devamlı namazdadır abdestleri tamamdır şüphesiz
Aşığın küfrü dahi iman durur canım şeksiz gümansız
Kâmile uymayan gönülden abdest almayan gider imansız
 
Dâvud çıkma mürşidin izinden mürşid kâmil ise işin âsandır
Mürşidin kâmil değilse fayda vermez senin hacılığın hocalığın
Tarikatte mürşid değiştirilmez derler doğrudur tarikate göre
Hakikate göre illâ -BİR- kâmili bulmak bu bir vuslattır
 
 
Lâhmike lâhmik tembike tembik
Buyurdu Resulâllah seyyitler için
Ol seyyitler ol şerifler babaları Ali Haydar
Fatma Ana kuzuları Hasan ile Hüseyin'dir
 
Seyyitler Ali Haydar Fatma Ana Hasan
Hüseyin bunlar benim kanımdandır bunlar
Benim canımdandır Fatma Ana kuzuları
Ol seyyitler ol şerifler Hasan ile Hüseyin'dir
 
Hasan'ı ağzından Hüseyin'i boğazından öptü
Resulallah dedeler Cebrail geldi dedi ki
Ya Resulallah Allahüteâlâ'nın selâmı var sana
Fatma Ana kuzuları ol seyyitler ol şerifler Hasan ile Hüseyin'dir
 
Hasan ağzından zehirlenecek Hüseyin
Boğazından kesilerek şehadet şerbetini nuş edecek
Ya Muhammed dedi Cebrail Fatma Ana kuzuları
Ol seyyitler ol şerifler Hasan ile Hüseyin'dir
 
Hazreti Muhammed buyurdu ki Benim
Şeriatıma benden otuz sene sonra saltanat
Karışacaktır Fatma Ana kuzuları
Ol seyyitler ol şerifler Hasan ile Hüseyin'dir
 
Hasan dedi ki Ya ehi dedemizin buyurduğu
Tarih otuz sene doldu gel artık zahir
Şeriattan batını yürütelim Fatma Ana kuzuları
Ol seyyitler ol şerifler Hasan ile Hüseyin'dir
 
Yezid baş kaldırdı ol can parelerine nihayet
Kıydı canlarına Hasan'ı karısına zehirletti
Hüseyin'i Kerbelâ'da şehit ettiler Fatma Ana kuzuları
Ol seyyitler ol şerifler Hasan ile Hüseyin'dir
 
Hüseyin'in boğazının ön tarafından kılıcı
Çektiler kesmek için kılıç kesmedi ol can paresini
Yezidiler çare aradılar Fatma Ana kuzuları
Ol seyyidler ol şerifler Hasan ile Hüseyin'dir
 
Hüseyin Yezidilere dedi ki Hazreti Muhammed dedem
Boğazımın ön tarfından öpmüştür onun için
Kesmiyor kılıç Fatma Ana kuzuları
Ol seyyitler ol şerifler Hasan ile Hüseyin'dir
 
Boğazımın arka tarafından kesin Kestiler
Şehadet şerbetini nuş etti darül bekâya teylân
Etti Yezid dünyayı mekân tuttu Fatma Ana kuzuları
Ol seyyitler ol şerifler Hasan ile Hüseyin'dir
 
Melâmilere göre halen devam etmektedir bugün de
Yezidi Muaviye'nin cinsi onun için melâmilere
Atar taşlar o kalleşler Fatma Ana kuzuları
Ol seyyitler ol şerifler Hasan ile Hüseyin'dir
 
Hazreti Muhammed'in cinsi Fatma Ali Hasan
Hüseyin'den gelenler halâ bugün de bunlar
Melâmi zümresidir bunlar Fatma Ana kuzuları
Ol seyyitler ol şerifler Hasan ile Hüseyin'dir
 
Muhammed'e Ebu Cehil dedi ki Muhammed
Ebter oldu nedeni yani Muhammed'in erkek
Çocukları öldü dedi Fatma Ana kuzuları
Ol seyyitler ol şerifler Hasan ile Hüseyin'dir
 
Muhammed'e ebter oldu diyenler Cenab-ı Hakk
İnna ağteyna suresini gönderdi senin
Cinsin kıyamete kadar devam edecektir Fatma Ana kuzuları
Ol seyyitler ol şerifler Hasan ile Hüseyin'dir
 
Dâvud bunlar Allah'ın kaderi cilvesi
Meşiyeti ilâhisidir ârif ol kul küllün
Min indillâh sonsuz selâm Fatma Ana kuzuları
Ol seyyitler ol şerifler Hasan ile Hüseyin'dir
 
 
Gel artık gel ilâhi aşkınla gel artık gel efâlinle gel
Gel artık gel sıfatınla gel artık gel dört tecellinle gel
Gel artık gel zatınla gel artık gel fenâ fillâhınla gel
Gel artık gel ey sevgili gözlerimiz yolda kaldı gel
 
Gel artık gel ceminle vücudunu giydir bana gel
Gel artık gel her yüzde cemâlini göster bana gel
Gel artık gel feeynema tüvellü ayetini oku gel
Gel artık gel ey sevgili gözlerimiz yolda kaldı gel
 
Gel artık gel hazretinle sıfatlarını giydir bana gel
Gel artık gel halkı zahir Hak'kı mestür göster bana gel
Gel artık gel iştiyakınla donat beni gel
Gel artık gel ey sevgili gözlerimiz yolda kaldı gel
 
Gel artık gel iki derya birleştir cemmül ceme yerleştir gel
Gel artık gel evveli ahir batını zahir sen senben ben bir et gel
Gel artık gel nübüvvetini bana sun gel
Gel artık gel ey sevgili gözlerimiz yolda kaldı gel
 
Gel artık gel Dâvud şimdi ehadiyet geldi burda söz yok
Gel artık gel vahdet ellerinin kokusu geldi enfime gel
Gel artık gel dertlere derman ehadiyet oldu gel
Gel artık gel ey sevgili gözlerimiz yolda kaldı gel
 
 
Innedine islâmın mânası tevhidi efal dersinden başlar
Muhammed'in şeriatında her zuhur Hak'kındır duymadınsa duy
Tevhidi efal dersini bir kâmil mürşidden almadınsa sen
Ne diyelim hocam sana ne diyelim hacım sana
 
Sıfat dersine varmadınsa lâ mevsufe illâllâh demedinse
Dört tecelli olmadınsa sıfatlar Hak'kındır bilmedinse
Hayat ilim semi basar kudret kelâm tekvin sıfatı subutiyesi
Ne diyelim hocam sana ne diyelim hacım sana
 
Zatı Hak'ka varmadınsa dört tecelli olmadınsa fenâfillâh olmadınsa
Vicdan tecelli etmediyse hasetliğin bitmediyse senin
Elâ inna evliyâllah velâhüm yehzenün böyle ârif olmadıysan
Ne diyelim hocam sana ne diyelim hacım sana
 
Sümme dena ayetinin sırrına ermediysen Hak vücudunu giymediysen
Hakkı zahir görmediysen feeynema tüvellü fesemmevechullah demediysen
Hak cemâlin görmediysen bekâyı ruh olmadıysan
Ne diyelim hocam sana ne diyelim hacım sana
 
Hazrete yol bulmadıysan halkı zahir görmediysen
Hak'kı mestür mağrip maşrık olmadıysan Muhammedi giymediysen
Hak'kın sıfatlarını giymediysen lâyezalil abdi mahz olmadıysan
Ne diyelim hocam sana ne diyelim hacım sana
 
Cemmül ceme varmadıysan Hak'ka sen kul olmadıysan
Her fiilde fail benim demediysen ledün ilmi bilmediysen
Hüvel evvelü vel ahiri vezzahiri vel batını bikülli şeyin alim olmadıysan
Ne diyelim hocam sana ne diyelim hacım sana
 
Ehadiyete can terkini vuranlar girer can terkini vurmadınsa
Nur Muhammed olmadıysan burda söz yok demediysen
Alimim deme sakın malumum deme sakın ey el faz
Ne diyelim hocam sana ne diyelim hacım sana
 
Dâvud velâsrını duymadın mı bundan hisse almadın mı
An sana sesleniyor an ile an olmadın mı
Elif lâm mim dedi Kur'an'da manâsını bilmedin mi
Errahman zamanın pîri Muhammed'dir erler eri
 
 
Hasretinden yandı gönlüm hun oldu benim
Senin namını nişanını arıyorum bu cihan içre senin
Bulamıyorum yerde misin gökte misin nerdesin
Nerdesin ey sevgili nerde senin otağın nerde
 
Gezdiğim, yürüdüğüm yattığımda hep seni aradım
Sonra bir kâmil erden sordum onu bulmak için
Malından evlâdından canından geçeceksin dedi
Bende beli dedim şimdi gel ahdi misak edelim
 
Ellerimizi birbirine değdirdik bu birinci ahdi misak
Bu ahdi misak üç defadır ey benim canım salik
Birin efalde birin sıfatta birinde bahri zatta
Böylece ahdi misak olup üçüncüde namı velâyet olur
 
Ahdi misaktan sonra canlarda tenlerde bedenlerde
Hep O imiş bütün vücutlar O'nunmuş zevkettim
Lâ faile illâllâhu lâ mevsufe ilâllâhu lâ mevcude illâllâhu
Hu oldu âlem hu kıyamet koptu sır çözüldü ey can
 
Yüce dağlar çöp gibi atıldı cihanda ondan başkası kalmadı
Limenil mülkül yevm narası çalındı illâvahidül kahhar denildi
Buna fenâfillâh derler namın veli oldu ârif oldu ehli fenâ oldu
Hu oldu Allahü geliyor laâl yüzlü merdan seni cem makamına atacak
 
Sümme dena diyecek her ne tarafa bakarsan Hak'kın bir yüzü olur
Hak vücudunu sana giydirecek ey salik tadatsız bir olacaksın
Her ne tarafa bakarsan Hak'kın bir yüzünü göreceksin sen de
Âlemde cem kendinde fark olacaksın namın ruh olacak Allah
 
Kurbu feraiz oldun kurbu feraiz ve fenâ-i nefs ve bekâ-ı ruh
Seyri mahbubu berzah derler ol makama vahdet olur
Bu makama vasıl olanın vesvesesi münkati olur münkati
Bu makamda tağdat yoktur bir dahi diyemezsin ey salik
 
Şimdi seni merdan hezretül cem makamına alacak
Hazretül cem kurbu nevafil fenâ-i ruh bekâ-i sır
Sureyi necimde olan fetedellâ makamı seyri mahbubu
Bu makamda sıfatları kendine ispat edersin ey salik
 
Sıfatlar hayat ilim semi basar irade kurdret kelâmdır
Gözünden gören Hak olur kulağından işiten Hak olur
Elinden tutan ayağından yürüyen Hak olur Hak canan
Lâ yezalil abd olursun namın Abdullah olur senin
 
Hak ile görürsün Hak ile işitirsin Hak ile söylersin
Hak ile tutar Hak ile yürürsün ey salik! sırra ve ene sırrahu
Iki derya birleşir cemmül ceme yerleşir ey canım salik
Maracel bahreyni yelte kıyani nübüvvettir bu makamın namı
 
Geliyor merdan sureyi necmden fekâne kaba kavseyn
Cemmül cem makamına seni atacaktır ey salik
Hüvvel evvelü velâhirü vezzahirü velbatını ayetini okuyup
Ve seni cemmül cem makamına atacaktır
 
Ve sana bir sır verecektir gözler görmemiştir kulaklar duymamıştır
Karşındaki bir nesneye evvel sensin ahir sensin zahir sensin batın sensin diyecektir
Sonra da evvel benim ahir benim batın benim zahir benim
Her fiilde fail benim diyeceksin ey can bekânın efali bul
 
Sonra da dördüncü cem geliyor buna ehadiyet-ül cem derler
Sureyi necmde ev edna derler malel yetim velâ takrebü
Ilişme yetimin malına bu makamdır ehadiyet makamı mahmud
Bu makama saliki Hazreti Muhammed alır salik can terkine vurur
 
Bu makamda söz yoktur burda salik tam vahdet olur
Temkin ehli olur gözünden yetmişbin hicap kalkar
O zaman buna kâmil insan derler insanlar bu kâmilden
Irşad olur felâh bulur hüccet alır Hak'ka delil burhan olur
 
Makamlar ile Allah'a yol bulunur Kur'an'ın sırrı
Makamlar ile çözülür el insan vel Kur'an tevvamani
Böylece insan-ı kâmil ile Kur'anı Kerim ikiz kardeş olur
Dinden imandan tevhidden bahsedenlerin sırrını çözersin
 
Dâvud din gitti iman gitti diyenlerin sırrına vakıf olursun
Din diye iman diye bağrışanlar din iman Allah'ın yedi kudretinde
Olduğunu anlarsın rahat olursun felâh bulursun şahı merdan olursun
Devletine duan geçerse Türkiye Cumhuriyeti'nin bekâsına dua edersin
 
 
Bu âlemin âlemiyiz kudretullah kalemiyiz Allah
Kelâmımız kelâmullah selâmımız selâmullah bakışımız Cemalullah
Selâtı daimiyiz gözümüz uyur gönlümüz uyumaz bizim
Durduk Hak kıblesine devamlı namazdayız aşıkız melâmiyiz
 
Allahüteâlâ aşıkların gözlerinden perdeyi kaldırmıştır
Aşıkların gördüğünü herkes görmez işittiğini herkes işitmez
Melâmiler muğlâk kelâm konuşur ancak anka kuşu denilen kuşun lisanıdır
Aşıklar Süleyman tahtını bir pula dahi almaz mantıkıt teyrindir onlar
 
Aşıklar saltanat bilmez aşıklar saadet ehlidir aşıkların dillerinden dür dökülür
Hak'dan gayri hiçbir yüzü seyretmez aşıkların sırrını yine aşıklar bilir
Erenlere Cenab-ı Hak kendi sıfatlarını giydirmiştir
Gözünden gören kulağından işiten ayağından yürüyen Hak'dır
 
Ârifler her zuhur Hak'kın olduğunu seyredip şadıhandan olurlar
Âriflerin vücudu miski amber kokar Rahman'ın kokusudur bu
Resulullah Ebubekir Sıddık ile konuşurken Ömer dinledi
Ve o zaman Ömer daha tevhid sırrına vakıf değildi
 
Ya Sıddık sen Resulallah Muhammedin her sözünden
Anlıyor musun Sıddık beli dedi Muhammed'in her dediğini
Anlıyorum Hazreti Ömer Allah Allah ben sanki arapça
Bilmiyormuşum gibi peygamberin sözlerini anlayamadım
 
Tevhid sırrına vakıf olmayanlar âriflerin sözlerini anlayamazlar
Ârif olmayanların gözleri kör kulakları sağır kalpleri mühürlüdür
Menkâne fi hazihil ağma ve hüve filâhiretül ağma ayetidir delil
Sümmün bükmün ümyün fehüm lâ yüminünbu ayet delil ve natıktır
 
Sağırlığını körlüğünü kalbinin mühürlü olduğunu ispata şayandır
Avamın seksen yıllık ibadetini ârifler bir arpaya almazlar ey canım salik
Çünkü onların ibadetlerinin içerisinde şirk var Allah şirkli bir ibadet istemiyor
Miracı olmayanın ibadeti yoktur diyor Allah
 
Yüce pîrler söylüyor Dâvud âriflerin sözlerini anlayan anlar
Anlamayan tanlar ârifler beytullâha da gitseler
Diyare bakmazlar yare bakarlar yare yar ise Allahtır
Gel aklın var ise gel fehmin var ise gel aşık ol aşık
 
Cihane geldim garip oldum güle andalip oldum
Melâmi meşrep oldum derin deryâlara daldım
Ne ucu var ne bucağı efal deryası sıfat deryâsı
Zat deryâsı bu üç deryadır marifetullah deryâsı
 
Bu deryâları geçince namın ehli fenâ olur
Veli olur evliyâ olur âlâ inna evliyâ Allah olursun
Dünyadan da ukbadan da canından da vaz geçersin
Kıyametin kopar mutu kable ente mutu sırrına vasıl olursun
 
Küllmen aleyha fanın aklı kül olursun ey can salik
Bizim vazifemiz makamlar ile hakkı müşehade etmektir
Biz makam ehliyiz mekân ehli değiliz dostum
Mekan ehli olanlara sıfatiyün derler melâmiler
 
Birde bekânın marifetullahı derler azizim
Bekânın marifetullahı ise cem hazretül cem
Cemmül cem cemmül cemde salik kitap yazar
Divan yazar cemmül ceme bekânın efali derler
 
Her fiilde fail Allah'dır bekânın efali vardır fenânın efali
Fenânın efaline lâ faile illâllâh bekânın efalinde ise
Her fiilde fail benim diyecektir salik
Cemmül cem makamından sonra ehadiyet makamı gelir
 
Buna ehadiyetül cem derler buraya saliki ancak
Hazreti Muhammed alır buraya ehadi seyir olanları
Hazreti Muhammed alır ey canım salik
İşte ehadiyetül cem makamında yetmişbin perde kalkar
 
Burda söz kalmaz salik can terkini burda vurur
Burdaki sırra vakıf olur halkı irşad eder
Burda Muhammedi lâyikıyla tanır Allah'ı tanır
Dâvud neliksiz niteliksiz ancak tamamen perdeler kalkar
 
 
Muhammed'in sancağını sordum dediler yücede
Anın sancağı belâda bir ucu arşıalâda ya Allah
Bir ucu tahtesserada ikrar edenler etti kâlubelâda
Belâ devletine göğüs geren Muhammed'in sancağını görür
 
Belânın künhü bir kâmil erdir namı nişanı dürdür
Anın izini aramayı sürdür anın namı pîrdir Abdullah
Muhmmed'in sancağını taşıyan şahi merdandır
Dört cariyar Muhammed'in sadık yaridir anlar
 
Muhmmed'in sancağının altında erenler evliyâlar
Gönül salmışlâr zahirden batına uymuşlar şahi merdana
Her yer mescid olmuş onlara her taraf kıbledir
Devamlı salâttadır anlar devamlı namazdadır canlar
 
Muhmmed'in zamanına asrı saadet derler salik
Erenlerin günü anı her zaman asrı saadettir
Asrı saadet devam etmektedir velileri ile
Allah evvelden neyse şimdi de O'dur O
 
Dâvud değişen bir şey yok sen gözünü aç
Gözündeki şaşılığı tedavi ettir bir kâmil ere
Diyara bakma diayara yare bak laâl yüzlü yare
Sana âlem görünen âlem Allah'dır billâhdır
 
 
Bütün âlemin nuru gönüllerin huzuru
Muhammed Mustafa'dır ya Resulallah medet ey
Bu varlığın sırrı bu gönüllerin turu
Muhammed Mustafa'dır ya Resulallah medet ey
 
İmdat et efâlinle şefaât asrın pîriyle
Muhammed Mustafa'dır ya Resulallah medet ey
Dört tecelli efâlinle her fiilde fâil Hak can
Muhammed Mustafa'dır ya Resulallah medet ey
 
Gel pîrim bana sıfat dersi ver sen bana
Muhammed Mustafa'dır ya Resulallah medet ey
Lâ mefsufe illâllâh dedirten dört tecelli ettiren
Muhammed Mustafa'dır ya Resulallah medet ey
 
Marifetullâh cennetine girdir ilâhi aşkınla
Muhammed Mustafa'dır ya Resulallah medet ey
Yedi sıfatı subutiye Hak'kın olduğunu bildiren
Muhammed Mustafa'dır ya Resulallah medet ey
 
Zatı ilâhine al bizi lâ mevcude illâllâh
Muhammed Mustafa'dır ya Resulallah medet ey
Dört tecelli eden küllü men aleyha fanin ayet-i
Muhammed Mustafa'dır ya Resulallah medet ey
 
Sümme dena dediren bize vücud giydiren Allah
Muhammed Mustafa'dır ya Resulallah medet ey
Feeynema tüvellü fesemme vechullâh Hak zahir
Muhammed Mustafa'dır ya Resulallah medet ey
 
Hazretine vardıran halkı zahir bildiren
Muhammed Mustafa'dır ya Resulallah medet ey
Halkı mestür gördüren üç defa anadan doğduran
Muhammed Mustafa'dır ya Resulallah medet ey
 
Lâ yezalil Abdi Abdullah namın aldıran
Muhammed Mustafa'dır ya Resulallah medet ey
Iki derya birleştirip cemmül ceme yerleştiren
Muhammed Mustafa'dır ya Resulallah medet ey
 
Dâvud fekâne kaba kavseyn necm suresinde
Muhammed Mustafa'dır ya Resulallah medet ey
Ey laâl yüzlü sultan senin otağın canda bedende
Muhammed Mustafa'dır ya Resulallah medet ey
 
Dertlerin dermanı yaraların ilâcı başların tâcı
On altı buçuk sene Halil İbrahim'in şeriatiyla tefekkür etti
Hira Dağı'nda ne mektep gördü ne medrese efendim
Hani ya o dağda üniversite tevhid dininin mektebi
 
Aşkın hocası yok aşk kelâma gelmez aşkı kalem yazmaz
Aşkın menba-ı Hazreti Muhammed Mustafa canlara verir sefa
Ledün ilmidir Hazreti Muhammed'in şeriatı tevhid dinidir
Imanı kemâlâttır içyüzü melâmettir azizim melâmet
 
Uruç etti göklere Hazreti Muhammed miracı olmayanın
İIbadeti yoktur Muhammed'in ümmeti isen miraç edeceksin
Ruhen devamlı namaza duracaksın selâtı daim olacaksın
Cenabı Hak Muhammed ile doksanbin kelâm konuştu
 
Miraçda ol şah anlıyamaz bunu ebleh elfaz
Harfsız safsız lâfsız bi hurufi lâfzı savt ol padişah
Doksan bin kelâmın otuzbini avama otuz bini haslara
Otuzbini sır içinde benim ümmetim yetmişüç fırka
 
Dâvud ne ararsan kendinde ara sende ara sen de bul
Bir fırkası benim izimdedir yetmişiki fırkası
Küllühüm finnar nefis cehennemindedirler
Onlar uykudadırlar ölünce uyanırlar körler sağırlar
 
 
Hazreti Muhammed'in Mekke fenâsı Medine bekâsı
Hazreti Muhammed onaltı buçuk sene Hira Dağı'nda
Halil İbrahim'in şeriatıylâ ibadet etti ey can
Hazreti Muhammed ne okula gitti ne de mektebe
 
Nerde yetişti ilmi ne diyene ilmi ledün ilmidir
Ümdür üm demek bütün ilimler ondan doğmuştur
Cebrail geldi oku ya Muhammed dedi ne okuyayım
Rab'binin ismini oku Hazreti Muhammed de okudu
 
Hazreti Muhammed meratiplerle Allahı bildi
Kur'an'ı Kerim meratiplerden doğmuştur
Meratipleri bir kâmil mürşitten okumayan
Allah'ını bilmediği gibi Kur'an'ın sırrını da bilmedi
 
Insanlar üçe ayrıldı nezdinde pîrlerin ey can
Tevhide vasıl olmayanlara insanı hayvan dediler
Tevhidi efale vasıl olana insanı nakıs dediler
Sıfat dersi görüp zat makamına varanlara kâmil dediler
 
Dâvud bunlar Hak'ka vasıl oldular veli oldular
Bu kâmiller ile erenler evliyâlar fenâ bekâ oldular
Hayvan sıfatından kurtuldular mukarrebin oldular
Velâyet sıddıkıyet karabet nübüvvetle doldular
 
 
Nokta olmuşum şimdi benim şiarım
Ali'nin sırrına ben de mahremim
Coştum yine ben kalmadı kararım serim
Esrüdü gönlüm ne namusum kaldı ne arım
 
Ledün ilmi olmuş benim esrarım
Kalmamış gönlümde bir tek dinarım
Fenâ bekâ ile bugün muhtarım
Dilâremde coşmuş dilde dildarım
 
Gönlümde Hak mihman olmuş izharım
Vatanım zat olmuş ben bir merdanım
Kaderin simgesi olmuş Haydar'ım
Hüccet bürhan ile ben bir merdanım
 
Vahdet ellerinde benim otağım
Bağrımda mevc oldu embiya çağım
Ilâhi aşk ile yanar ocağım
Buna natık durur ezel ervahım
 
Dâvud gönüller tahtında benim konağım
Pîr elinden içtim segâni şarap
Komadı nam nişan türkü ya arap
Âlem hep Hak oldu kalmadı bir bab
 
 
İçmişim segâni şarabı merdan elinden
Sarhoşum bilmiyorum ayağımın bastığı yeri
Bu şaraptan içen merdan elinden
Bir daha ayran boza üzüm suyundan içmez
 
Ah irfaniyet şarabının cenneti
Neredesin seni arıyorum ben
Şarabın içmek için kana kana
Senin menbaın insanı kâmil diyorlar
 
Ab-ı hayatı orda sordum izledim
O çeşmeye kavuştum çeşmenin çerileri
Sual sordular ne istiyorsun dostum
Şarap istiyorum ey ulular şarap
 
Bu şarap pahalıdır bu şarabı alanlar
Can pahasına aldılar içtiler içtiler
Serden geçtiler bir dahi ayılmadılar
Hak'kın huzuruna öyle sarhoş gittiler
 
Dâvud kabul edersen işte şarabın fıçısı
Merdan doldurdu kadehi ver canı al şarabı
Beli dedim içtim kana kana can şarabı ben
Bu şarabı burda içemeyen ahirette de içemeyecektir
 
 
Bu benim kafamın içinde ne var
Durmadan emir gönderiyor bana
Dünyayı bırak ahirete bak
Dön Allaha dön Allaha bu seda nedir
 
Bir kâmil erden sordum derdime çare
Kâmil er dedi ki ey biçare benim derdine çare
Gel tut ellerimden üç nefi üç isbat edelim
Şimdi bir abdest al gönül çeşmesinden
 
Ellerimizin uçlarını birbirine değdirdik
Üç nefi üç ispat ettik Hak kıblesine döndük
Birde tevhidi sıfat makamında ahdi misak ettik
Üçüncü tevhidi zat makamında ahdi misak ettik
 
Insanı kâmil dedi şimdi senin namın veli evliyâ
Ehli fenâ oldun ehlullâhsın velâyete vasıl oldun
Elâ inna evliyaullâh lâ havfün aleyhim
Velâhüm yehsenün ayetiyle müşerref oldun
 
Dâvud bu makama velâyet derler ey can
Bundan sonra bekâ makamları var birincisi cem
İkincisi hazretül cem üçüncüsü cemmül cem
Dördüncüsü ehadiyetül cemdir ey can
 
 
Bekâ makamlarının birincisine cem derler
Hak vücudundan vücud giydirir salike Hak zahir olur
Halk mestur âlemde cem kendinde fark olur
Kurbu feraiz derler tağdatsız bir makamdır
 
Bekâ makamlarının ikincisi hazretül cemdir
Buna kurbu nevafil derler salik Hak'kın sıfatlarını
Giyer halk zahir Hak batın olur namı Abdullah olur
Iki derya birleşir cemmül ceme yerleşir işte sıddık
 
Giyer Hak sıfatlarını kurbu nevafil olur
Işte burada salik üç defa anadan doğar sır olur
Bekâ makamlarının üçüncüsü cemmül cem makamı
Fekâne kaba kavseyn nübüvvet derler bunun adına
 
Hüvvel evvelü velâhirü vezzahirü vel batını
Vehüve biküllli şeyin âlim olur bu makamın namı
Bekâ makamlarının dördüncüsü ehadiyetül cemdir
Burası Hazreti Muhammed'in makamıdır canım
 
Dâvud buraya vasıl olmak için can terkini
Vurmak lâzım burası ehline tam vahdettir
Burda söz yok bu makama salik Muhammed ile girer
Burası Muhammed Mustafa'nın mülküdür
 
Bak erenlerin haline sıratı müstakimlerine
Okudular tevhid mertebelerini unuttular dertlerini
Bir kâmil erden ulaştılar ilâhi aşka melâmiler
Seyrettiler efalin dört tecellisini her fiilde fâil Hak
 
Tevhidin ikinci makamı tevhidi sıfat lâ mevsufe illâllâh
Sıfat makamının da dört tecellisi var söylesen bir ey yar
Aşk mertebesidir sıfat dersi tevhidi sıfat tecelli sıfat
Cennetül sıfat tecellileri yedi sıfatı subutiye Hak'kındır
 
Tevhidin üçüncü makamı velâyet tevhidi zat makamıdır
Tevhidi zatın dört tecellisi vardır tevhidi zat
Tecelli zat fenâyı zat cennetül zat derler
Küllü men âleyha fanin ayetinin manâsı herşey fani
 
Dördücü makam cem makamıdır kurbu feraiz derler
Feeynema tüvellü fesemma vechullah her ne tarafa bakarsan
Hak'kın bir yüzü âlemde cem kendinde fark olur
Tâdatsız bir makamdır salik bir dahi diyemeyecektir
 
Bekâ makamlarının ikincisi hazretül cemdir
Hazretül cem makamında halk zahir olur Hak batın
Cenabı Hak varlığını isimlere verdi isimler zahir
Hak'da batın olur salikin mahçupluğu yok olur
 
Tevhidin dördüncü makamı cemmül cemdir
Sümme denâ fetedellâ fekâne kaba kavseyn makamıdır
Hüvel evvelü vel ahirü vezzahirü vel batın vehüve
Bikülli şeyin alim salik burda her fiilde fail benim der
 
Dâvud bekâ makamlarının dördüncüsü ehadiyetül cemdir
Ehadiyetül cem makamı Hazreti Muhammed'e aittir
Orası onun mülküdür buraya yetimin malı derler
İlişme yanarsın baştan başa anlar isen hemişe
 
Melâmi canları aziz salikler can pâreleri
Kimin efalde kimin sıfatta kimisi bahri zatta
Vicdan sahibi olmuş veli olmuş evliyâ olmuş
Elâ inna evliyâ Allah sırrına mazhar olmuş
 
Daha sonra bekâ makamlarına vasıl oldular
Fenâ oldular bekâ oldular miraç ettiler
Miraçdan döndüler devamlı namaza durdular
Bu azizler melâmi canlar Hak'ka kurban olanlar
 
Kimin makamları efalde seyreder lâfaile illâllâh
Kimin sıfat makamında seyreder lâ mevsufe illâllâh
Kimin zat makamında seyreder lâ mevcude illâllâh
Bunlar fenâ makamlarında Hak'ka seyrederler
 
Bekâ makamlarından cem makamında giyer hak vücudu
Hak'da seyreder kendinden kendine eder sucüd
Hak zahir olur görür salik Hak'kın cemâlini
Şehidallah der Hak kendinden kendine şahidlik eder
 
Geldi hazretül cem makamında Muhammed zahir oldu
Giydi Hak sıfatlarını salik lâ yezalil abd oldu
Gözünden gören Hak kulâğından işiten Hak ey can
Dilinden söyleyen Hak elinden ayağından yürüyen Hak
 
Altıncı makam cemmül cem nübüvettir bu âlemde
Yazmış kudret kalem yaşayan bilir makamları vesselâm
Maracel bahreyni yeltekiyani iki derya birleşmez burda
Zahirde cebeli tarık boğazıdır burası bekânın efali
 
Dâvud ehadiyetül cem ev ednasıdır bilesin
Bu makama ezelden ehadi seyir olanlar alınır
Temkin ehlidir bunlar vahdetin kendisidir bunlar
Vahdete vasıl olanlar bu sözlerden anlar efendim
 
Melâminin canları Hak Muhammed halleri
Şekerden tatlı dilleri marifetten bahçeleri
Aşkı ilâhi gülleri erenlerden bülbülleri
Ötüyorlar hiç durmadan Allah Allah Allah dilleri
 
Günde yüzyirmidörtbin kere Hak kendi kendini
Zikrediyor melâmi canlarında dinle nadan
Çari yari gözün Sıddık, Ömer Osman Şahı Merdan
Segâni şarap içtiler Muhammed Mustafa'dan
 
Marifetullâha erdiler Allah dediler cariyar
Gördüler daim didar bu canlardır melâmiler
Elden ele pîrden pîre gönülden gönüle geldiler
İlâhi aşkın bugün menbaı zamanın pîridir
 
Yahu er kime derler er fenâ bekâ olana derler
Hanımlarında hanımefendi olanları fenâ bekâ olanlardır
Onlara hanım efendi denir âlem içinde ey can
Efendi ismine erişen Muhammed can içinde can
 
Dâvud bu gün efendi ismine erişen kâmili sultan
Giymiş marifetullah tacını ol canan elinden
Dilinden dökülen ayeti Kur'an lülu-u mercan
Ferman elindedir hüccet bürhan inan ey can
 
Gönlümün göğüne yine iştiyak geldi benim
İncitmesin mihmanımı ne olur sinem
Gönül nazeninde tahtını kurmuş şah
Ol padişah incitmesin mihmanımı ne olur sinem
 
Ben ol yare kavuşmak için canımı verdim
İncitme cananımı canımdan aziz cananımı ne olur sinem
Efalimi verdim sıfatımı verdim zatımı verdim
Ol laâl yüzlü sultanıma incitme sultanımı ne olur sinem
 
Vücudum anınla dolu hep O olmuş Allah kulu
Üzme beni incitme sultanımı ne olur sinem
Şimdi ah mı çekebilirim sultanımın hatırından
Gel incitme sultanımı Allah'ını seviyorsan ne olur sinem
 
Mutu kable ente mutudur anın sırrı muphemi
Bu her cana nasip olmaz üzme sultanımı ne olur sinem
Velâyet sıddıkıyet karabet nübüvvetle O oldum
Beter olursun üzme sultanımı ne olur sinem
 
Benim adım Dâvud durur her tarafım dolu surur
Nübüvvete erdi elim ne sağım kaldı ne solum
Şimdi ihlâslı kulum kesildi her yerden yolum
Uğradım Hak şeriata üzme sultanımı ne olur sinem
 
Güneş gibi feyzi feeynema tüvellüden yüzü
Mazgal basar vema tağe âlemlerden anın gözü
Giymişsin Hak vücudunu enel Hak'tan olmuş hazı
Eşcarlardan çalınıyor sümme denadan avazı
 
Lâ mekân şehrisin sende Hak zahir olmuş an ile anda
Şehidallah okumuşsun cümle âlem sen olmuşsun
Halk batın olmuş butununda ruh baki olmuş sinende
Kurbu feraiz ceminde bir âlemsin âleminde
 
Kurbu nevafilin hazret her lâhzede var adalet
Lâ yezalil abdi elhak giyer sıfatları matlap
Zuhureder Hak şeriat kelâmları olur mutlak
Halk zahir olur Hak batın mahçupluğu kalkar ancak
 
Dâvud Layezelilabdi mahz halk zahir olur
Terfrite erer hayatı nefse geçer mematı elhak olan cana bak
Gelir cemmül cemin babi O'dur Alemlerin Rabbi
Şâbi emretden mihrabı kulleyi Kaf'dan ığrabı
 
Yine geldi vahdet ellerinin kokusu vahdeti şuhud ile
Kesildi yollarım ehadiyetül cem ile ey eşeddül belâ
Nerde kaldın şimdi artık limen dahi kalmadı
Ne gelen var ne giden ne söz var ne de beden
 
Ya nedir bu vücud söylesene bana ey merdan
Yetmiş bin perdenin arkasında gizlenmiş genç pinhan
Kime sorsan haber alamazsın o diyarda konuşmaz lisan
Kalmamış gücü her pencereden içeri girmiş hakikat güneşi
 
Cihana can veren bütün renkler kokular salan insan
Şekline girmiş rahman cemâl celâl birleşmiş kâmil insan
Arıyorsan Muhammedi seviyorsan Hasan Hüseyin'i Fatma
Ana cariyari Allah resulünü hakikat güneşi insan
 
Vel asrının sırrı bu anın canı olan pîri fanidir bu gün Davud
Bu kadar kitap bu kadar cami minare hep onu târif ediyor
Ezanlar okunuyor selâlar veriliyor hep pîre davet ediyor
Allah'ını seviyorsan üzme melâmi canlarını zahid bey
 
Bir kuş var ismi ankadır
Bu ankayı erenler gördüler
Yetmişbin perdenin arkasında
Yumurtasını havada yapıyor
 
Civcivlerini havada çıkarır
Bu anka kuşunu gördüler melâmiler
Hak vücudunu bu ankaya giydirmiş
Sıfatlarını bu ankaya giydirmiş
 
Efalini bu ankaya giydirmiş
Bu ankayı cemâl celâl eliyle mücehhaz etmiş
Bu ankanın nezdinde küfür ile iman birleşmiş
Bu anka Musa ile Tur Dağı'nda söyleşmiş
 
Bu ankanın basamakları makamları var
Bu ankanın basamakları meratiplerdir
Bu anka göğün üstüne çıkmış ey can
Yeryüzüne inmiş sırrını kimse duymamış
 
Bu anka dünyaya bir gözle bakmış
Bu anka nezdinde batıl bir şey yok
Yaratılmamış bu âlemde ey salik
Bu ankaya ol mâlik istersen sen de Hâlik
 
Bu ankadan irfaniyet cenneti
Çeşmeleri akıyor segâni şarap fıçısı
O ankada gizlidir küntü kenz hazinesi
Güneş dünya âlem o ankadan gücünü alıyor
 
Dâvud bu ankayı görenler ölüyor diriliyor
Ebedi hayat buluyor simrüğe ulaşıyor
Vahdete ulaşıyor malel yetim velâ takrebü
İlişme yetimin malına emaneti ehline ver diyor
 
 
Simsime şehrine vardım kesildi vesvesem
Sümme dena okudum Hak vücudunu giydim
Nefs fani oldu ruh baki ey saliki can
Kurbu feraiz dediler farzı ilâhi doldum
 
Feeynema tüvellü fesemme vechullah
Her ne tarafa baksam Hak yüzünü gördüm
Hak zahir oldu halk batın tağdatsız bir oldum
Âlemde cem kendimde fark ben oldum
 
Dâvud şehidallahü ayeti okunmuş
Allah kendinden kendine şahidlik eder
Gölge kalktı gölge özünde kayboldu
Bulanlar hazretine böyle yol buldu
 
 
Hasretlik bağrımı deldi ey merdan
Ne zaman beni kabul edeceksin
Kapında bekliyorum aç kapını
Gireyim haremine ey sultan
 
Hep aklımda hayalimde düşümde
Sen varsın ey laâl yüzlü sultan
Sana ulaşmak için sabrım kesildi
Al beni değdir parmaklarını testime
 
Üç nefi üç isbat et bana
Fes elü ehlezzikri ayetini oku
Efal dersini sun bana sultan
Dört tecellisini tattır bana
 
Lâ faile illâllâh diyeyim kana kana
Daldır beni deryana Allah aşkına
Her fiilde fail olduğunu göster bana
Vallahü halâkaküm vema tamelün
 
Sultanım bana sıfat dersi ver
Lâ mevsufe illâllâh dedirt bana
Dört tecelli et bana Allah aşkına
Al sıfatları gel gel merdana
 
Hayat ilim semi basar
İrade kudret kelâm sıfatlar
Hak'kın olduğunu bildir bana
Zatına karıştır beni velâyet olayım
 
Bütün vücutlar senin olduğunu bildir
Fenâfillâh olayım lâhutüne vasıl olayım
Dört tecelline mazhar olayım merdan
Hayretle zat cennetiyle olayım hemdem
 
Limenil mülkül yevm nidasını duyayım
İllâ vahidül kahharına cevapsız kalayım
Kurbu feraizine erdir sümme dena diyeyim
Giydir vücudunu bana Allah'ım giyeyim
 
Âlemde cem kendimde fark olayım
Hak zahir halk batın tağdatsız bir olayım
Içimdeki vesveseden kurtarayım
Nefs fani ruh baki hazretine yol bulayım
 
Kurbu nevafil olayım fetedellâ diyeyim
Lâ yezalil abdi ruhdan nefse geçeyim
Üç defa anadan doğayım Hak batın olsun
Halk zahir Hazreti Muhammed'i göreyim
 
Gözümden gören Hak olsun kulağımdan işiten
Dilimden söyleyen elimden tutan ayağımdan yürüyen
Hak olsun muradullah murad olayım
İki derya birleşsin cemmül ceme yerleşsin
 
Evvel ahir batın zahir birleşsin bende
Maracel bahreyni deryanı göreyim canan
Mevc vuran her fiilde fail olayım âlemde
Fekâne kaba kavseyn ayeti canlı Kur'an'da
 
Ev edna okunur namda mânada
Bu deryaya can terkini vuranlar dalar
Bu deryaya dalanın liğmesi kalmaz âlemde
Burası vahdet deryasıdır söz yoktur anda
 
Dâvud bu deryayı Hazreti Muhammed gösterir
Bu derya darül amandır bu deryaya girer yüzbindebir
Bu deryadan haber vermediler erenler
Bu deryaya girenler sır ettiler Muhammed'i
 
 
Nuh tufanı kopmuş bugün gel bin gemiye
Olma Kenan olma Firavun Deccal İblis Şaki
İblis Adem'e secde etmedi boynuna lânet halkası geçti
Ah ile vah ile el'an kıyamete kadar fi sudurinnasi
 
İblis senin damarlarının içinde dolaşıyor
Duymuyor musun bazen hayır ve bazen de şerre çekiyor
Bir kamil mürşid çıkarabilir iblisi damarlarından
Demir çarık demir çorap giy kâmil bir mürşid bul
 
Gezme avare uyan uykudan uyan seher vakti
Geçmeden zaman gelecek çok uyuyacaksın
Duy Nesimi rüzgârını Rahman'ın kokusu enfine dolsun
Bu insanlarda vefa arama vefasız duvardır bunlar
 
Allahü teâlâ buyurdu ben insanları zalim olarak
Yarattım bu insanlar ya umduğuna ya da korktuğuna
İtaât eder çekil bu insanlardan sen sende ol
Allah'tan Allah'a kaç işte bu yol düz değil yamaç değil
 
Dâvud bu yollardan ancak bir kâmil ile gidilir
Hep erenler kâmil ile ermişler menzile
Nasihat dinleyen aziz olur dinlemeyen zelil olur
Ahir kahır taşında pişersen ah vah fayda vermez
 
 
Aşkı yine aşk anlatır aşka giriftar olmayanın
Dini dahi yoktur Muhammedin rahnuması aşk idi
Amma aşk mecazi aşk ruhani aşk ilâhi aşk canım
Ilâhi aşk melâmilerde bulunur insana vefa veren aşk
 
İlâhi aşk ile Allah'a varılır ruhani aşk mecazi aşk
Ruhbanlarda bulunur nârda yakıcı nurda yakıcıdır
Senin aşkın nâr mıdır yoksa nur mudur can salik
Mürşidin hüccetli bir melâmi mürşit mi acaba
 
Anlayasın diye ilâhilerimi türkçe yazıyorum
Mürşid hacılıkla hocalıkla filozoflukla felsefe ile
Çok ibadet ile sofilikle saç ile sakal ile takva ile de olmaz
Mürşid ezeli ervahdan bu âleme ehadi seyir olarak geldi
 
Amma bir kâmil mürşide muhtaçtır
Bir mürşid eleğinden geçecektir bazıları
Ben üveysiyim dese de melâmiler kabul etmez
Çünkü melâmiler hem üveysi hem melâmidir
 
Makam ile Allah'a varılır Allah mekândan münezzehtir
Mekân ehli çoktur makam ehli azdır
Azizim sana lâzım olan Allah değil mi sen ona bak
Sinendeki ateşi yak Hak'ka doğru yürü ayak ayak
 
Dâvud Allah'ı arıyorsan arama yerde gökte
Allah yerime göğüme sığmam bir mümin kulun
Kalbine sığarımdiyor ne dersin hacı hafız hoca baba
Çektiğin zahmetler haset fesatlıklar sana caba
 
 
Şarabı sen tanıyor musun daha üzümün kökü yokken
Segâni şarap var idi bütün enbiyalar evliyâların
O şaraptır gıdası bu âleme geldiler ol canlar
Yine şarap oldu anların gıdası segâni şarap
 
İçen içti bu âlemde o şaraptan ey zahid
Bu âlemde segâni şaraptan içemeyen sofistler
Öbür âlemde de içemeyecektir niçin güş etmiyorsun
Nerde senin gözlerin kalbin kulakların Allah aşkına
 
Sanki senin derdin benim derdimmiş hocam
Kürsüde vaaz nasihat veriyorsun ama kendi kulağın duymuyor
Haramilerin şiarı belli adam soymak ey elfaz
Sen ise Allah'a giden yollara set çekip halkı uyutuyorsun
 
Bir defa Hak yoluna dönsen senin şerrinden
Nice Allah'ın kulları felâh bulup rahat olacaklar
Fisudurinnası vennas fehmedemiyor musun
Cim yalamış kendine kuyu kazıyorsun düşeceksin
 
Dâvud hazeren hayali hatipler geldi geçti
Dünyaya kazık çakmak için uğraştılar
Deden dünyaya neden kazık çakamadı acaba
Bir kefenle bu âlemden gözyaşı dökerek gittiler
 
Derdime derman aradım
Nice yıllar nice yıllar
Bir kâmil mürşide vardım
Dertlerime derman buldum
 
İçime bir öd saldı
Nefsimin gözünü deldi
Aldı beni sardı beni
Ah ettirdi dünü günü
 
Allah dedim an be an
Ne önü var ne de sonu
Lâ mevcude illâllâh
Hiç kalmadı gayrullah
 
Buraya velâyet derler
Dahi ismim fenâfillâh
Veli oldun vallah billâh
Hakkın varlığına doldun
 
Ayet geldi okundu
Nazarı cana dokundu
Veli oldun evliyâ oldun
Dertlilere derman oldun
 
Dâvud söyler Hak'tan yana
Sirayet etmiş Hak cana
Eridi kalmadı varım
Aşk oduna yana yana
 
 
Gördüm cemâlini divane oldum
Geçtim varlığımdan virane oldum
Unuttum kendimi efsane oldum
Hayretimden ben bir hümhane oldum
 
Miracı nebiden nurhane oldum
Küntü kenzden bir hazine buldum
Eşimden dostumdan zinhar ayrıldım
Ben bir merdanenin esiri oldum
 
Dürdaneden lülü inciler aldım
Selâtı daimün esrarı oldum
Dipsiz denizlerin gavvası oldum
Fenâ bekâ oldum öldüm dirildim
 
Mutu kable ente mutu ile yok oldum
Haşr oldum neşr oldum vücud mekberesinde
Cihan benim varlığımda cem oldu
Gönül mülkü sırrı sır ile doldu
 
Dâvudu söyleten Allah'dır Allah
Lâ ilâhe illâllâh Muhammeddür Resulallah
Demesi dilde kolaydır zevkini tatması zordur
Bu bir kâmil melâmi mürşidi ile olur birader
 
 
Yürü yürü aşka ulaş erenlere atma taş
Hasan Hüseyin'e kıyıp Yezid gibi olma kalleş
İblis çok ibadet etti ettikçe benliği arttı
Aslını bilmeyen kişi insan değil hayvan imiş
 
Efal alan aşka düşen ol can içinde can imiş
Zahidliğin fayda vermez bu âlem kimseye kalmaz
Hoca mısın hacı mısın filozof mu hemen bir kâmile ulaş
Hidayet kapısı insanı kâmildir sofister insanı kâmile ulaş
 
Kimin aşkı var ise o cahil değildir anla kardeş
Allah'ı seviyorum diyorsun ama onu görmüyorsun
Dünyada kör olan ahirettede kör olacaktır al maaş
Elfaz bu sözler sana ilâçtır maalcedir deme aş
 
Din Muhammed dinidir o da efalden başlar
İnnedine indalâhil islâm buna delildir ayyeş
Allah'ı seviyorum diyorsan Allah sana aşkını verdi mi
Allah'ı sevenler aşkı elden ele dilden dile gönülden gönüle
 
Dâvud kimbilir Allah nasıl sevilir düşünen kimdir
Ben görmediğim Allah'a ibadet etmem diyen Hazreti Ali
Zahid sofister senin yetmiş yıllık ibadetini bir arpaya
Almaz erenler Hak'kı gerçek sevenler
 
 
Ben bir güzel dilber gördüm aldı aklımı başımdan
Dilberin gözleri mahmur her tarafından akar nur
Giriftar oldum aşkına her tarafım doldu huzur
Benden bana sefer ettim devranımdan buldum surur
 
Geçtim ben bu canu tenden kıyametim koptu nadan
Ne bilim kaldı ne zatım cihanı tuttu feryadım
Yok oldum zatı ilâhide lâhut aslıma ulaştım
Bende bir hazine buldum hayretimden donakaldım
 
Giydirdi Hak vücudundan enel Hak narasın vurdum
Feeynema tüvellüden her taraftan bir yüz gördüm
Sümme dena ayetinden kurbu feraiz ben oldum
Hak zahir oldu halk batın hazretine yol buldum
 
Lâ yezalil abdi mahzım Hak sıfatlarını giydim
Halk zahir oldu Hak batın mahçupluktan kurtuldum
Gözümden gören Hak oldu kulağımdan işiten Hak oldu
Dilimden söyleyen elimden tutan ayağımdan yürüyen Hak
 
Hazetül cem saliklerine mahsus bir haslettir
Emlem yazık lem yârif tatmayan bilmez karabeti
Muhammed zahir olur bilen bilinen ol olur
Iki derya birleşir cemmül ceme yerleşir
 
Evveli ahir batını zahir sen sen ben ben bir olur
Bu makama nübüvvet derler her fiilde fail can olur
Fekâne kaba kevseyn Allah makâmdan bilinir
Mekândan münezzehtir hocalık hacılık bir ünvandır
 
Dâvud ev ednaya bak oraya peygamberler bile giremedi
Orası Hazreti Muhamed'in kendisinin mülküdür
İlişme yetimin malına şap gibi yanarsın sofister
Emaneti ehline ver ehadiyet makamıdır temkin
 
 
Sıratı müstakimde yol biter tarik biter
Hakikat başlar süt liman olur biter savaşlar
Başa gelir eşeddül belâlar el fazlar tarafından atılır taşlar
İnkilâp olur güzelleşir hep kötü yaramaz işler
 
Erenlerin hali ile hallenirsin kaybolur kıllı kışlar
Miraç edersin arşa çıkarsın başlar barışlar
Selâti daim kılarsın uzaklaşır senden kalleşler
Duyarsın avazını Allah der bütün âlem kurtlar kuşlar
 
Fenâ bekâ olursun rahatlarsın biter bitmeyen işler
Kalkar gözünden yetmişbin perde Hak'da seyir başlar
Rahmet olursun âleme Kur'an sırrı ile kaybolur düşler
Ne gelen kalır ne giden hep O olursun gönlü güzel er başlar
 
Dâvud makamlardan iner çıkar seyredersin didar
Her fiilde fail olursun nübüvvet ne mübarek yar
Karışırsın Hak varlığına senin olur ihtidar
İşte sana derler er anladınsa olursun Caferi Tayyar
 
 
Sana aşık olan canlar iki cihanı neylerler
Zülfüne asılan erler can vermek için ağlarlar
İlâhi aşkı meşk edip canı ciğerin dağlarlar
Cemâlini görsem deyu hasretinle yanarlar
 
Muhabetten iştiyaktan sararırlar solarlar
El cezbatın min cezbatınla Hak'ka tey ederler
Susamışlar muhabbete ihlâs diye can verirler
Aşıkların ihlâsı muhabbettir dini mevlâdır
 
Şiarı sevgidir edebi Allah şanı cemâlullahdır
Şeriatı lâ faile illâllâh kaderi muradullahtır
Hayatı mematı nimeti gıdası kulküllün min indillâh
Yediği nur uykusu huzur baktığı yerler Tur'dur
 
Melâmi canlarından Allah kendini ey salik can
Yüzyirmidört bin kerre zikreder öyle buyurur Haydar
Efal dersi alırlar bir merdandan olurlar bahtiyar
Sonra sıfat dersine gelirler la mevsufe illâllâh derler
 
Zat dersinde mutu kable ente mutu ihtiyarî ölümle ölür
Tevhidi zatın rabıtası lâ mevcude illâllâhtır
Bekâ makamlarında kurbu feraiz cem makamıdır
Rabıtası "İllel mevcude illâ ene" dir
 
Bekâ makamlarının ikincisi hazretül cemdir
Kurbu nevafil halk zahir Hak batın olur
Bu makamın rabıtası "İllel mevcude illâ ente"dir
Bekâ makamlarının üçüncüsü cemmül cemdir
 
Dâvud evvel ahir batın zahir Hak'dır
Bu makamın rabıtası "İllel mevcude illâllâh" dır
Bekâ makamlarının dördüncüsü ehadiyetül ayındır
Ehadiyet makamı Hazreti Muhammed'e mahsustur
 
 
Bu cihan hep sana aşık bilen de seni bilmeyen de
Han sarhoş hancı sarhoş yol sarhoş yolcu sarhoş
Bütün insanlar sarhoş senin ilâhi aşkına düçâr olanlar
Bir dahi ayrılmamak üzere sarhoş segâni şarapla sarhoş
 
Kimi dünya sarhoşu kimi ahiret kimi cennet sarhoşu
Kimi huri kimi gılman kimi ilim kimi zulüm sarhoşu
Ölünce ayılacak sarhoşlar eyvah diyerek bir hoşlar
(Elyeme tublesserair) gizli sırlar aşikar olacaktır
 
Kimi hınzır kimi maymun kimi tilki kimi sırtlan
Kimi ayı kimi kurt güzel heyet döner ah ile vaha
Oğul babayı baba oğulu kardeş kardeşi tanımaz
Ömür sermayesi gitmiştir elden uyanmaz uykudan nadan
 
Kalbi mühürlü kulaklar sağır gözler kör ey Yaradan
İlâhi aşka düçâr olanlar müstesna bu devvareden
İlâhi aşk efalden başlar hemen din iman ile sırdaşlar
Efal dersi bir hüccetli melâmi kâmili mürşidden alınır
 
İnnedine islâm her fiilde fail Allah ile olunur
Selâti daimun duası efal dersidir ey kardeş
Beş vakit namaz da vardır hac zekât gusul namaz
Perdedir aşıklara hakikatta sevapların olur taraç
 
Allah Kur'an'da nimet buyurdu sen ekmek sandın
Nimetin manâsı tevhiddir tevhid her yerde Hak'kı birlemekdir
Hak'kın varlığında yok olup Hak'kın varlığıyle var olmaktır
Avamın tevhidi "Lâ ilâhe illâllâh Muhammedür Resulallah"dır
 
Tarikatçıların tevhidi daima Allahı zikretmektir
Gerek avam gerekse tarikatçıların tevhidinden
Hiçbir şey hasıl olmaz çünkü Allah Allah demek tevhid olmaz
Allah şirkten büyük günah yaratmadım buyuruyor
 
Bir de peygamberlerin zikri vardır ey can
Peygamberler Allah'ı sayı ile zikretmezler
Allahü Teâlâ sayıya sığmaz itiraz etme bağnaz
Melâmilerin zikri de peygamberlerin zikri gibidir
 
Dâvud Melâmilerden Allah kendini yüzyirmidörtbin kere
Zikreder zikrin içerikleri manâ taşır ey nadan
Taklidi şeriat biter tasavvuf başlar tasavvufun bittiği yerden
Melâmet başlar bundandır ki melâmilere atılır taşlar
 
 
Gönlümün baharı açıldı yine nimet isteyen gelsin
Küntü kenz hazine oldu irfan isteyen gelsin
Ledün ilmine gark oldu aşina olanlar gelsin
Sevgiden vecde gelmişim gönülden ahzeden gelsin
 
Mutu kable ente mutudan nüş edenler gelsin
Can pahası var bu meydanda canına kıyanlar gelsin
Terennüm edip merdanı gönül erleri gelsin
Çekip tevhid kılıncını şehid olanlar gelsin
 
İçip segâni şaraptan bir ana dolanlar gelsin
Varıp likanın zatına hayrete düşenler gelsin
Kurbu feraiz bahtına enel Hak diyenler gelsin
Kurbu nevafil karabet gurbete düşenler gelsin
 
Gözden perdeyi kaldırıp Muhammedi olan gelsin
Nübüvvete vasıl olup şeriatı bilen gelsin
Her fiilde fail olup bu demi süren gelsin
Bugün Ahmed ben olmuşum Hak'ka iman eden gelsin
 
Tazelesin imanını taklid imanla kalmasın
Hep cümle âlemin halkı isterim mahrum kalmasın
Hepsi şaduman olsun canları tevhid ile dolsun
Bu bir dadı Hak'tır bilin nerde bulursanız alın
 
Dâvud söyler zannedersin Hak sesidir duyan duysun
Ehadiyet yetim malı Muhammed'den hüccet olsun
Burda söz yoktur kimseye bu öğütten alan alsın
Daimi namaz farz olmuş sinesinde kılan kılsın
 
 
Zat makamına derler lâhut sıla-ı rahim anı tut
Zata varan ârifler mücahid şehid olurlar
Feyzi akdesten şiarı ölmezden evvel ölürler
Yıkılır dünyası ahireti varlığından soyunurlar
 
Zuhur eder zatından sıfatlarına feyzi akdes olur
Esmasiyle kapsar sıfatlarıyla süsler efaliyle işler
Asarından görünür fenâ bekâ olanlar bu sırrı bilir
Allah târife sığmaz elfazın aklı ermez
 
Ârifler her türlü konuşurlar hep Hak'da buluşurlar
Gönlündeki mihmanla an be an görüşürler
Segâni şaraptan içip mesti müdam olurlar
Kurbu feraizdir cem Hak olur cümle âlem
 
Ruhul kudüs demidir İsa ruh hem demidir
Kurbu feraiz derler şehid Allah şanıdır
Hak cemâlini görüp Mansur olmak çağıdır
Hak vücudunu giyip tağdatsızlık anıdır
 
Dâvud kurbu nevafil olup halk zahir meâlidir
Lâ yezalil abd olup Hak batın şiarıdır
Kaba kavseyne varıp nübüvvet kararıdır
Her fiilde fail olup kul olmak iftiharıdır
 
 
Gördüğüm baktığım eller Hak olmuş
Konuşan dinleyen diller Hak olmuş
Nefes alıp veren haller Hak olmuş
Birbirine bağlı yollar Hak olmuş
 
Kaynaklar dereler sular Hak olmuş
Deryâlar denizler eller Hak olmuş
Gelinler kızlar analar Hak olmuş
Konuşan söyleyen canlar Hak olmuş
 
Yerler gökler haller Hak olmuş
Leyli nehar yaz kış bahar Hak olmuş
Gören görünen bilen Hak olmuş
Gelen giden duran vuran Hak olmuş
 
Verip alan kesbi talan Hak olmuş
Tembel çalışkan havi gülüşken Hak olmuş
Müftü müderris ederler tedris Hak olmuş
Tilkisi kirpisi ayısı kurdu Hak olmuş
 
Lazı melezi türkü kürdü Hak olmuş
Kafiri müslümanı nefsi şeytanı Hak olmuş
Dağı taşı yağmuru gözü yaşı Hak olmuş
Ezelde nasib alanlar için Hak olmuş
 
Dersini Hak'tan alanlar için Hak olmuş
Bir kâmil mürşide varanlar için Hak olmuş
Makam ehli olanlar için Hak olmuş
Hak'kı ayan görenler için Hak olmuş
 
İlâhi aşka dalanlar için Hak olmuş
Hak'kı kendinde bulanlar için Hak olmuş
Alâ inna evliyâllah sırrına vasıl olanlar için Hak olmuş
Vahdet sırrına vasıl olanlar için Hak olmuş
 
Dâvud ehadiyet makamına erenler için Hak olmuş
Ümmül kitap olanlar için Hak olmuş
Ledün ilmi ile ümmü olanlar için Hak olmuş
Cemâl celâli birleştirip kemâl olanlar için Hak olmuş
 
 
Allahı seven kişi makamın var mı
Bir hüccetli melâmi mürşidine vardın mı
Önüne diz çöküp efal dersi aldın mı
Her fiilde fail Allah zevk ile diyebildin mi
 
Üç zahir üç batın ahdi misak ettin mi
Bir efalde bir sıfatta bir de zat makamında
Göre göre Hak'ka hakkel yakin iman ettin mi
Kıyametin koptumu ruhen miraç ettin mi
 
Allah makamdan bilinir mekândan münezzehtir
Kemâl sıfatlarıyla mevcud ve muttesiftir
Bu kelâmı sen hiç işittin mi sofister
Hiç kafanı yorup bir defa olsun düşündün mü
 
Adem'e secde ettin mi ettinse Adem'i gördün mü
Adem'e secde ettinse sesini işittin mi
Şahi merdan Ben görmediğim Rabbe ibadet etmem
Ba nokta diyor kürsüleri kıran elfaz dinle biraz
 
İlim bir nokta cahiller çoğalttı nokta nedir
Velâyet nedir sıddıkıyet nedir karabet nedir
Nübüvvet nedir ehadiyet nedir eh fakih
Bir kâmil mürşidden sor cevri cer nedir
 
İlmel yakin aynel yakin hakkel yakin
İlmel yakin tevhidi efal aynel yakin tevhidi sıfat
Hakkel yakin tevhdi zat hakikatle senin işin biter
Hakikat yoksa senin ilimlerin seni eder beter
 
İlim delildir medlül bulunmadıkça ilim neye yarar
İlim fitnesi mal fitnesinden beterdir ey münevver
Bu makamları sabredersen söyleyeyim ey yar
Makamdan Allah bilinir mekândan münezzehtir
 
Dâvud ne söylesen işitmez gözler kör kulaklar sağır
Kalbi mühürlü olanları Kur'an-ı Kerim'de buyurmuştur cabbar
Ahmağı yar eyleyen ahmak olur Hak yolunda ol biar
Yarın mezarda halini ne oğlun ne kızın ne de beyin sorar
 
 
Aşka düşen aşıklar yanar yanar kül olur
Bülbül gibi öterler güle karşı dil olur
Yüzyirmidörtbin kerre Allah der melâmiler
Anlar ana bağlıdır elân kamekândır
 
Cemmül cemde kul olur bikülli alim olur
Her fiilde faildir belâlara kaildir
Makamlarla yürürler dahi anlardır erler
Kuş dilinden okurlar ihvan tevhim olurlar
 
Kur'an sırrı söylerler anlar Hak'kı dinlerler
Hünerleri çok mahfi ölmezden evvel ölürler
Hak ile sırlaşırlar andan gayri görmezler
Vahdaniyeti huzur vahdette zatı bulur
 
Hak'kın gözüdür anlar Hak'kın sözüdür anlar
Halk anları tanımaz hallerini beğenmez
Bakarlar kem göz ile zemheriden naz ile
Evliyâyı zemmederler iradeyi cüz ile
 
Her sıfattan giyerler her yüzden görünürler
İman istersen sen de sana imandır onlar
Yürü var izlerinden faydalan sözlerinden
Hak cemâline bakıp sana konuşur canlar
 
Dersini Hak'tan alır kuş dilidir erenler
Dembedem kevser içip Hak'ka bir hoş varanlar
Ne malı var ne mülkü ne hurisi ne gılmanı can biar
Ne efali ne sıfatı ne de zatı ne hayatı namudar
 
Dâvud fenâda Hak'kı seyreder bekâda Hak'da
Bai bismillâhtan olmuşlar nokta Ali Haydar
Hep bir söyler bir konuşurlar yakın ırakta
Bunlar melâmilerdir bayım ta ezeli ervahta
 
 
Düştüm onulmaz derde senin aşkından canan
Ey sevgili sen nerdesin sen nerdesin
 
Aradım seni her yerde bulamadım canan
Ey sevgili sen nerdesin sen nerdesin
 
Yerde misin gökte misin gönüllerde misin canan
Ey sevgili sen nerdesin sen nerdesin
 
Mekânın yok mu senin durun durağın yok mu senin
Ey sevgili sen nerdesin sen nerdesin
 
Hasretinden yandı bağrım hun oldu canan
Ey sevgili sen nerdesin sen nerdesin
 
Kaldır aradan perdeleri bitsin bu hasretlik canan
Ey sevgili sen nerdesin sen nerdesin
 
Gel artık gel durdur figanımı olayım mesrur canan
Ey sevgili sen nerdesin sen nerdesin
 
Gel gönlümün mihmanı ol kurbanın olayım canan
Ey sevgili sen nerdesin sen nerdesin
 
Göster laâl yüzünü bin canım var ise sana vereyim canan
Ey sevgili sen nerdesin sen nerdesin
 
Dâvud dolaştım Şamı Hicazı Halebi arzı canan
Ey sevgili sen nerdesin sen nerdesin
 
Tenlerde canlarda gönüllerde yoksa mekânların mekânı mısın
Ey sevgili sen nerdesin sen nerdesin
 
 
Hak yolunun erenleri bülbül gibi dilleri
Mis gibi kokuyorlar daim Allah diyorlar
Çıkarlar arşı alâya miraç ederler belâya
Lâ taknetü min rahmetillah deryasında yıkanırlar
 
Dönerler yeryzüne selâtı daimdir anlar
Güzeller güzeli aşk beni benden alan aşk
Alıp benim varlığım külhana döndüren aşk
Gönlüme pençe salıp beni mihman eden aşk
 
Aşk hiç kimseye uymaz aşk kendisi memurdur
Tuttuğunu öldürür sana Hak'kı buldurur
Aşk dediğin Hak zatıdır âlem anın sıfatıdır
Aşığın ne malı var ne mülkü ne evlâdı ne ayali
 
Aşıkın gecesi yok gündüzü yok daima uyanıktır
Aşığın gözleri uyursa gönlü uyumaz nadan
Aşk ah aşk beni benden alan aşk canım aşk
Yerden yere çalan aşk can içinde canan aşk
 
Dâvud bu ilâhi aşk ile erenler ermiş menzile
Terennüm olmuş meşk olmuş şevk olmuş aşk
Ruh olmuş İsa Musa olmuş Adem olmuş
Yüzirmidörtbin peygamber olmuş ilâhi aşk
 
 
Ben bir garip aşığım değme dolaşma bana
Ne malım var ne mülküm ne ehli ne ayalim
Ne dünyam ne ahiretim ne hayatım ne mematım
Ne cennet bilirim ne cehennem yaz kış
 
Aşk benim her varımı aldı elimden garibim ben
Şimdi artık halimi soran yok dost yüzlü düşmanlar çok
Sanki ben Allah'ı sevmekle büyük suç işlemişim
Ey alçak senin alçaklığından kadınlar bile utanır
 
Senin aşina olduğun hübbü cahları bir arpaya bile
Almaz aşıklar tahi yetmiş senelik ibadetini
Melâmileri Allah manevi gıda ile doyurmuş
Allah Kur'anda nimet dedi sen ekmek anladın
 
Hübbü cah anlâdın lâ faile illâllâh nerde
Lâ faile illâllâh dedin tırmığı kendine doğru çektin
Kendi kendini mürşid ettin senden doğan çocuklar
Onlar da çocuk şeklinde fakat şirkten kurtaramaz
 
En büyük günah şirk değil midir hüccetsiz melâmi mürşidi
Rüyada tarikat mürşidi olur melâmi mürşidi olmaz
Melâmilerin hücceti Seyyid Muhammed Nur'dan başlar
Kendi zeylinden ahz etmiştir zamanın kutbu Nur'ül Arabi
 
Tarikat hücceti ise tarikat mürşidlerini sayar
Saydıktan sonra en son Hazreti Pîr'in ismi vardır
İşte bu tarikat hüccetidir bu hüccete melâmiler
İtibar etmezler bu hüccet melâmi hücceti değildir
 
Melâmi mürşidi rüya ile olmaz hacılıkla da olmaz
Hocalıkla da ibadatı suveriye ile de olmaz efendim
Felsefe havarikül filozoflukla da olmaz
Net melâmi pîr Seyyit Muhammed Nur'dan gelen hüccet
 
Dâvud hüccet ile olur mühür kimde ise Süleyman odur
Bu sözlerden ibret aldınsa bir hüccetli kâmil ara
Olduğun yerde kalma hikmet müminin kaybolmuş
Malıdır nerde bulursa orda alır melâmi candır
 
 
Beni benden alan Hu beni derde salan Hu
Medet medet illâhu lâilâhe illâllâhu
 
Beni aşka salan Hu yerden yere çalan Hu
Medet medet illâhu lâilâhe illâllâhu
 
Yaka yaka kül eden Hu her dikeni gül eden Hu
Medet medet illâhu lâilâhe illâllâhu
 
Hak'tan yana yol eden Hu bahayımdan dileden Hu
Medet medet illâhu lâilâhe illâllâhu
 
Yusuf edip satan Hu kuyulara atan Hu
Medet medet illâhu lâilâhe illâllâhu
 
Kervana karıştıran Hu zindanlara atan Hu
Medet medet illâhu lâilâhe illâllâhu
 
Yakub'u ağlatan Hu yürekleri dağlatan Hu
Medet medet illâhu lâilâhe illâllâhu
 
Züleyha'ya aşk veren Hu Yusuf'a saldırtan Hu
Medet medet illâhu lâilâhe illâllâhu
 
Kenan'ı kesret eden Hu Yusuf'u vahdet eden Hu
Medet medet illâhu lâilâhe illâllâhu
 
Halil'i Rahman eden Hu İsmail'i kurban eden Hu
Medet medet illâhu lâilâhe illâllâhu
 
Dâvud'u aşık eden Hu aşığı maşuk eden Hu
Medet medet illâhu lâilâhe illâllâhu
 
Muhammed'in canı Hu hem dini imanı Hu
Medet medet illâhu lâilâhe illâllâhu
 
 
Bismillahirrahmanirrahim
Ba noktasından yetmiş deve
Yükü kitap yazarım buyurdu
Ledün ilminden şahi merdan
 
Hakikatla şeriatı anladı
Aşkı ilâhi ile hakikata vasıl olan
Ledün ilmini sorma muhaddisten
Müderristen müctehitten can
 
Kamu âlemi yarattı Allah
Hazreti Muhammed'in nurundan
İlâhi aşkı yazamadı kırıldı kalem
Resul'ün aline eshabına hezar hezar selâm
 
Resulallah'ın iki dalı arasında
Keklik yumurtası kadar mühür var idi
Lâ ilâhe illâllâh Muhammed Resulallah
Yazılı idi anda hücceti bürhan
 
Beni mezarımda aramayın ârifler
Gönlünde arayın buyurdu hayrül enam
Melâmidir enbiya tahi nice evliyâ
Cari yari basefa demedi mi gafil insan
 
Hüccet esası geliştirildi Allah'tan
Zuhur etti verak ile Hasan-ı Basri'den
Yazdı cariyari gözün elinden
Cehri zikir hafi zikir birleşti Hasan-ı Basri'de
 
Yirminci asrın melâmi pîri Resulallah'ın
Manâda onyedinci torunu seyyüdül enam
Muhammed Nurül Arabi'dir sultan
Halifelerine vermiştir hüccet bürhan
 
Nice asırlara damgasını vuracaktır
Dehasıyle fakirler derdine derman
Rahman'ın kokusu gelir Yemen'den
Mümin kalbin beytullah Mekke'den Medine'den
 
Pîr emri değil mi hüccet sende yok neden
Hep sular birdir amma haberin yok zemzemden
Bütün mertebelerde isniniyet vardır melami can
Hücceti olmayan uzaklaşır pîr emrinden
 
Allah'ı seven ibret alır doğru sözden Dâvud
Melâmiler ayrılmaz sıratı müstakimden
Anlamaz bu canlar cazeye cüzden
Ya Rabb uzak et bu canları el fazdan
 
 
Sardı her tarafımdan huzur beni
Gönlümün içinde mihmanım var
Saadetler benim oldu kerametler benim oldu
Gönlümün içinde mihmanım var
 
Dâvud mail oldum o mihmâna
Gönlümün içinde mihmanım var
Şadı hürrem ey muhterem
Gönlümün içinde mihmanım var
 
 
Yine coştu deli gönül eylenmiyor eylenmiyor
Dinlemiyor nedendir nedendir ah nedendir
Nerde güzel görsen orda kalmak istersin
Ben senin derdini çekemem gönül gönül  ah gönül
 
Feleğin yayını çekmek istersin kati ağırdır
Döndüremezsin mihmanın nazını sen çekemezsin
Nurdan yanan şemi söndüremezsin
Ben senin derdini çekemem gönül gönül ah gönül
 
Yüce yüce yerlere çıkmak istersin
Bütün güzellere konmak dilersin
Hepsini birden almaktır kastın
Ben senin derdini çekemem gönül gönül ah gönül
 
Anka kuşu dersin benim içimde
Binasını kurmuş kühü tacında
Yumurtasın yapmış hünün içinde
Ben senin derdini çekemem gönül gönül ah gönül
 
Miracını yapmış belâ içinde
Civcivin çıkarmış anın içinde
Hak benim içimde mihmandır dersin
Ben senin derdini çekemem gönül gönül ah gönül
 
Cemâl celâl bende kemâlim dersin
Mis gibi kokuyor ehvalin yasin
Enfime doluyor buyu edasın
Ben senin derdini çekemem gönül gönül ah gönül
 
Dolaşırsın bir solukta âlemi
Benim elimdedir kudret kalemi
İhata etmişsin bütün âlemi
Ben senin derdini çekemem gönül gönül ah gönül
 
Sırrını vermezsin hiçbir kimseye
Azametin yavuz acaba niye
Fenâ bekâ aslın ehadi seyran
Ben senin derdini çekemem gönül gönül ah gönül
 
Dâvud olmuş ismin ilmi ezelden
Kararın çekilmiş melâmi merdan
Belâlar yağıyor başa her yerden
Ben senin derdini çekemem gönül gönül ah gönül
 
Yine coştu deli gönül eylenmiyor eylenmiyor
Dinlemiyor nedendir nedendir ah nedendir
Nerde güzel görsen orda kalmak istersin
Ben senin derdini çekemem gönül gönül  ah gönül
 
Feleğin yayını çekmek istersin kati ağırdır
Döndüremezsin mihmanın nazını sen çekemezsin
Nurdan yanan şemi söndüremezsin
Ben senin derdini çekemem gönül gönül ah gönül
 
Yüce yüce yerlere çıkmak istersin
Bütün güzellere konmak dilersin
Hepsini birden almaktır kastın
Ben senin derdini çekemem gönül gönül ah gönül
 
Anka kuşu dersin benim içimde
Binasını kurmuş kühü tacında
Yumurtasın yapmış hünün içinde
Ben senin derdini çekemem gönül gönül ah gönül
 
Miracını yapmış belâ içinde
Civcivin çıkarmış anın içinde
Hak benim içimde mihmandır dersin
Ben senin derdini çekemem gönül gönül ah gönül
 
Cemâl celâl bende kemâlim dersin
Mis gibi kokuyor ehvalin yasin
Enfime doluyor buyu edasın
Ben senin derdini çekemem gönül gönül ah gönül
 
Dolaşırsın bir solukta âlemi
Benim elimdedir kudret kalemi
İhata etmişsin bütün âlemi
Ben senin derdini çekemem gönül gönül ah gönül
 
Sırrını vermezsin hiçbir kimseye
Azametin yavuz acaba niye
Fenâ bekâ aslın ehadi seyran
Ben senin derdini çekemem gönül gönül ah gönül
 
Dâvud olmuş ismin ilmi ezelden
Kararın çekilmiş melâmi merdan
Belâlar yağıyor başa her yerden
Ben senin derdini çekemem gönül gönül ah gönül
 
 
Bir kâmil bana efalin sundu
Lâ faile illâllâh şiarım oldu
Döndü her tarafım Allah'a döndü
Dört tecellisiyle Hak cennet oldu
 
İçim dışım aşk ateşiyle doldu
Müminler safında nebze yer buldu
Şehid Allah ayet zuhura geldi
Döndü her tarafım Allah'a döndü
 
Sıfat dersini merdane sundu
Lâ mefsufe illâllâh rabıtan dedi
Sıfatlar  Hak'kındır aşıka dedi
Döndü her tarafım Allah'a döndü
 
Dört tecellisi var sıfat dersinin
Şiarıdır bunlar her bir müminin
Cennetül sıfatı mukaddes halim
Döndü her tarafım Allah'a döndü
 
Üçüncü zat dersi feyzi akdesden
Lâ mevcude illâllâh rabıta nadan
Mutu kable ente mutu sen çık aradan
Döndü her tarafım Allah'a döndü
 
Dört tecelli olur hepsi de nurdan
Kıyameti kopar aslı pinhandan
Dört tecellisi var cennetül irfan
Döndü her tarafım Allah'a döndü
 
Bekâ makamlarının birincisi cem
Kurbu feraiz âlemde cem kendinde fark
Sümme dena Hak vücudunu giydi
Feeynema tüvellü fesemme vechullah
 
Oldu farzullah bekâya kadem bastı ruhullah
Tadatsız bir hayat oldu Cenab-ı Allah
Gölge vücud nur ağacında kayboldu
Nefs fani ruh baki oldu hazret can oldu
 
Fetedellâ ayetinin sırrı hazretül cem
Bekâ makamlarının ikincisine bastı kadem
Giydi Hak sıfatlarını lâ yezalil abd tamam
Halk zahir oldu Hak batın anlarsın binam
 
Fenâda efalini sıfatını zatını vermişti
Bekâ makamlarında verdiğini alacak salik
Giydiği sıfatları kendine nisbet edecektir
Hazretül cemde Muhammed zahir olacaktır
 
Fekâne kaba kavseyni cemmül cem
Cemmül cemde hüvelevvelü vel ahiri vezzahiri velbatın
Ve hüve bi külli şeyin alim olacaktır salik
Hak'kın efalini giyecektir nübüvvet nadan
 
Dâvud kul namını aldın merdanı candan
Ârifi billâhlar olurlar şadan
Ev edna okunur fenâ bekâdan
Ledün ilmi okur ümmül kitaptan
 
 
Aşka düştüm ben bir merdan elinden
Yusuf'a eriştim Kenan ilinden
Ah çekip ağlarım Yakup dilinden
Tecelli ederim her bir kulumdan
 
Mevlâ benim dersem zahid darılır
Allah benim dersem zühtü takva kırılır
Allah'ı ben yarattım dersem âlem sarsılır
Herkes Allahı'nı kendi yaratır kardeş
 
Eğer sen Allah olmadınsa yazıklar olsun sana
Kulhuvallahü ehad Allah birdir diyorsun
Birliği dirliğini nitele bakalım elfaz
Delil ile medlülü örtene münkir derler
 
Münkiri nekiri sür kocakarı dinini sür
Rab'bin kim nebin kim ne mümkün ne mümkün
Senin taptığın ilâh mevhum iken
Görünürsün caziye cüziye ile şadı handan
 
Bahsedersin emir nehi adaletten
Kâmil iman İnsan-ı Kâmildir bugünün Adem'i
Sen Adem'e secde etmedin duvara secde ettin
Selâtı daim kılmadın gönülden abdest almadın
 
Resulallah buyurmadı mı günü gününe eşit olan
Zarardadır hakikatte anı anına eşit olan zarardadır
Hani ya terakki velâsrı ayetinin sırrı nerde
Resulallah'ın dini tevhid dinidir tevhid nedir
 
Tevhid her yerde Hak'kı birlemek seyretmektir
Lâ ilâhe illâllâh lâf ile olmaz bu bir fenâfillâhtır
Muhammeddür Resulullah bekâ billâhtır
İşte Hazreti Muhammed'in tevhid dini budur
 
Dâvud ehadiyetten dem vurma sen sakın
Orası Hazreti Muhammed'e aittir O'nun mülküdür
İlişme yetimin malına velâ takrebü malel yetim
Ettüvetiyetül emanete emanet budur ey salik
 
 
Efalimden sıfatımdan zatımdan soyunmuşum
Kıyametim kopmuş benim Hak ile Hak olmuşum
Her tarafımdan yıkılmış bir virane olmuşum
Bu cihan içre nihanım yalnız garip kalmışım
 
Giymişim Hak vücudunu enel Hak ben olmuşum
Cemâlullah seyri benim Adem hem dem olmuşum
Fetedellâ ayetiyle ben de bir ruh olmuşum
Eynema semme vechullah cemâlullah olmuşum
 
Âlemde cem kendimde fark böyle destür almışım
Fetedellâ ayetiyle hazrete yol bulmuşum
Lâ yezalil abdi mahzım sıfatullah olmuşum
Hak batın halk zahir ile ben anadan doğmuşum
 
Ölüm gelmez bana artık böyle kurban olmuşum
Dilim çözüldü benim Hazreti Musa gibi
Firavun'u Haman'ı Nil'e gark eylemişim
Tur dağında Hak ile tekellüm eylemişim
 
Cemmül ceme varmışım nübüvvete dalmışım
Hak şeriat anlayıp bi külli alim olmuşum
Evvel ahir batın zahir an ile an olmuşum
Her fiilde fail ben maracel bahreyn olmuşum
 
Soyunmuş giyinmişim böylece kul olmuşum
Fekâne kaba kavseyn muradullah olmuşum
Dâvud ehadiyetten can terkini vurmuşum
İman isteyen gelsin zaman imam olmuşum
 
 
Aç yollarımı benim sıratı müstakim olayım
Rahmaniyetine  kabul et sultanım sana mihman olayım
Rahimiyetine vardır hayran olup kalayım
Hayrete düşür beni nurunla nur olayım
 
Ruhun ile bir ruh et tağdatsız bir olayım
Hazretine al beni sana kurban olayım
Giydir sıfatlarını hayran olup kalayım
Lâ yezalil abd olup demlerini süreyim
 
Firavun'u Haman'ı Nil'e gark eyleyeyim
Kesrette vahdet ile vahdete gark olayım
Cemmül ceme vardır beni kendimi tavaf edeyim
Her fiilde fail eyle kulun kölen olayım
 
Evvel ahir batın zahir benim bir kez diyeyim
Cihan içre senin ile yalnız bir göz olayım
Bakayım âleme bir gözle şirkimden kurtulayım
Lütfeyle ey padişahım böyle sultan olayım
 
Hazinelerin dopdolu açtım baktım hep sensin
Dembedem sinemde duran laâl yüzlü canansın
Sadrımdaki nefes alan yahut veren hep sensin
Gönlümdeki demler süren hep sensin
 
Dâvud her ganayi cahi veren alan amansın
Sofilere cennet ile huri ile gılman ile gümansın
Her fiilde fail olan nihan ile hep sensin
Canda canan sırda süphan sultansın
 
 
Yok et benim varlığımı gider gönül darlığımı
Kıyametim kopar benim mahvet ağyarlığımı
Hayrete düşür beni yok eyle varlığımı
Allah Allah ya Hu'dan bildir Hu esrarını
 
Güneş doğdur içimden zatının envarından
Enfime doldur buyunu yedi kudretinden
Lâhutünde erit beni irfaniyet ceminden
Miraç ettir katında esrai ayetinden
 
Rahmet et teknatüden canan pin pak olayım
Hazretine yöneleyim daim garip kalayım
Leyli neharımı bitir an ile an olayım
Karabet zevkini sundur merdaneden doğayım
 
Gönlümün nazanında demlerini süreyim
Gel gönlümde mihmanım ol sana kurban olayım
Al beni sinene sultanım hayranın olayım
Secdegâhım ol benim tadili erkan olayım
 
Kaldır gözümden perdeler birkez yüzün göreyim
Göstermeden cemâlini alma benim canımı
Verme ömrümü zaya kulun kölen olayım
Aldır gönülden abdest salâtı daim kılayım
 
Dâvud'a eyle cevri cefâlar bu fani âlemde kimde vefa var
Eşeddül belâdan yağdır başıma eşeddül belâlar
Göster laâl yüzünü bana o derman yeter
Gel gönlümde mihman ol bana o ferman yeter
 
 
Allah derim hu çekerim Adem'e secde ederim sana ne sana ne
Kaderimi Allah yazmış Allah derim zikrederim sana ne sana ne
Kâh giderim meyhaneye dem çekerim merdaneye, sana ne sana ne
İçerim saki elinden kokarım miskin elinden sana ne sana ne
 
Kâh çıkarım gökyüzüne ruhen miraç ederim sana ne sana ne
Kâh inerim yeryüzüne insanlar irşad ederim sana ne sana ne
Kalemsiz yazı yazarım nun velkalemi derim sana ne sana ne
Ben bu günün memuruyum melâmiyim Ademiyim sana ne sana ne
 
İçmişim aşkın şarabın her tarafımdan harabım sana ne sana ne
Yok etmişim namus arım kalmamış sabrım kararım sana ne sana ne
Kendimde bulmuşum yari silmişim gözden ağyari sana ne sana ne
Görmüşüm bende didarı olmuşum Hakkın esrarı sana ne sana ne
 
Okumuşum makamları geçmişim ben perdeleri sana ne sana ne
Günah bilmem sevap bilmem şirkini bir pula almam sana ne sana ne
Ben duvara secde etmem hacılık hocalık satmam sana ne sana ne
Vel asrı sır olmuşum ledün ilmiyle dolmuşum sana ne sana ne
 
Dâvud olmuş benim adım bugün seçilmiş erbabım sana ne sana ne
Fenâ bekâdan imdadım Hak'tan geliyor feryadım sana ne sana ne
Allah'tan af çıkmış bana hüccet bürhan vermiş bana sana ne sana ne
Hak'kıyla kâmil olmuşum elime berat almışım âleme imdat olmuşum sana ne sana ne
 
 
Ademe secde etmeyen ben müslümanım demesin
İblis secde etmedi boynuna lânet halkası geçti
Bugünün Adem'i hüccetli melâmi insanı kâmildir
Sana fetteku ve ileyhi vesilenin merkezini söylüyorum
 
İster inan ister inanma benden Hak konuşuyor
İnanırsan mümin olursun inanmazsan sen bilirsin
Ben bir irşad memuruyum benim vazifem seni irşad etmek
Kalbini memur hayatını mesrur gönlüne huzur doldurmak
 
Bu dünyaya niçin geldin ayşi nüş için mi sen
Hani nerde atan deden çürümüş bedenleri hep
Mezarları kaybolmuş adları sanları unutulmuş
Hiçbir nişanı kalmamış şanı şöhreti hayal olmuş
 
Birkaç gün misafirsin bu âlemde divane
Toprak yiyecek senin o nazik bedenini
Bu dünya bir ejderdir yediği adem eti
Birgün zehri mar olur bu dünyanın lezzeti
 
Dâvud iki kapılı bir handır cananesi merdandır
Onu bulan tanıyan yoluna kurban olan
Ellerinden el tutan bir lemhe feyz alan
Fenâ ve bekâ olan salâtı daim olan O ölmez hiçbir zaman
 
 
Gül sensin gülşen sensin âlemde üryan sensin
Kalbimi peymanesinde sayiban olan sensin
Nedir sırrı hikmetin yadele görünmezsin
Her fiilde fail sensin yine de bilinmezsin
 
Beni görmek isteyen ölmezden evvel ölsün
Bana varmak isteyen bir merdaneye ersin
Cemâlimi görmeye Adem'e secde kılsın
Adem'im diyen çoktur feyzi ilâhi yoktur
 
Bakarsan ehvaline inadına sadıktır
Doğuşa kavuşmamış zevki de bulanıktır
Mağrifetullahına kem sözleri tanıktır
Boğazının kökünden çıkan sözler kazıktır
 
Değmesi keşfedemez bu yapma bülbülleri
Manâsın sık dokurlar nam şanda kailleri
Ayet hadis okurlar manâsın budur derler
Allah velilerinde türlü kusur ararlar
 
Dâvud Allah'a sığın böyle hünerbazlardan
Otur yerinde er ol her şeyi kendinde bil
Ehli bulunmaz insan sarrafının her beldede
Bulunanlar gizlenir belâyı dilârede
 
 
Yıkılmışım her taraftan evim yok mekânım yok
Derbeder olmuşum dilden bir tutacak dalım yok
Dert yükünü yaktı aşk zerre kadar gamım yok
Kıyamet kopsa bugün hiç de bir sorunum yok
 
Dalmışım deryalara haddi yok payanı yok
Rest çekmişim ağyare namusum yok arım yok
Bilmem neyin nesiyim yoktan başka kârım yok
Geçmişim bekâ kârına zerrece zararım yok
 
Dinim imanım Hak olmuş dinim yok imanım yok
Camim kilisem yıkılmış hiçbir ihtidarım yok
Vahdet elleri görünmüş benden başka yarim yok
Hurufat kali kıl silinmiş bilecek medarım yok
 
Hep ben olmuşum her yerde asla bir ağyarim yok
Hünerim var dariyinde soracak merciim yok
Rahman'ı bulmuşum bugün rahimde amanım yok
Ledün ilmine gark olmuşum hurufatta elim yok
 
Her gaybda hazır oldum ilime ihtiyacım yok
Marifetin mahiriyim hiç kimseye sorum yok
Ayine oldum aleme asla hiç sıracım yok
Bütün varlık ben olmuşum bir yerde kararım yok
 
Dâvud Kur'an sırrı olmuşum hurufata meylim yok
Dertlere derman olmuşum lokmana hayalim yok
Soyunmuşum giyinmişim benden başka yarim yok
Ehadiyetül ayında benim hiçbir kârım yok
 
 
Kalbimin sarayına kondur Rahman kalbini
Raş et hücrelerime rahimiyet rüştünü
Seni ben et beni sen birleştir hayatımı
Ya Allah ya Allah ya Allah hu hu hu mevlâm hu
 
Ta ezelden sarhoşum beklerim ikrâmını
Doldur kadehimi doldur içeyim vahdet cemini
Al benim varlığımı sürdür yokluk demini
Ya Allah ya Allah ya Allah hu hu hu mevlâm hu
 
Ver hayat dermanımı an et her zamanımı
İki yayın birleştir ver hayat dermanımı
Her fiilde fail et geliştir irfanımı
Ya Allah ya Allah ya Allah hu hu hu mevlâm hu
 
Kurbiyetinle doldur arttır iştiyâkımı
Lâ yezalil abd eyle göster Muhammedin'i
Makamlarınla yürüt dürrü yekta et beni
Ya Allah ya Allah ya Allah hu hu hu mevlâm hu
 
Dâvud ettin ismimi sundur bana dört cemi
Yazdır berat fermanı ver derdime dermanı
Kaldır yetmişbin perdeyi göster bana manâyı
Ya Allah ya Allah ya Allah hu hu hu mevlâm hu
 
 
Boyan Allah boyasıyla yanarsan aşk oduna yan
Yüreciğin olsun büryan bulasın derdine derman
Ferâgat et canu tenden sür çıkar ağyarı dilden
Ölmezden evvel öl sen de böyle buyurmuştur canan
 
Açtır gönül kapıların rahmet girsin her tarafından
İç ab-ı hayat gıdasın olsun sana hüccet bürhan
Yürü sehbet sarayına karış erenler huyuna
Giy melâmet cübbesini işitme ağyar sesini
 
Hakla al ver nefesini kır sen benlik kafesini
At dünya debdebesini şan şerefin belâsını
Şanın şerefin Hak olsun gönlün huzur ile dolsun
Secde et sen senden sana kıblegâhın mürşid olsun
 
Geç dünyadan ahiretten her şeyi ehline bırak
Kır içindeki putları varlığın beytullah olsun
Tavaf et bir merdaneyi gel haccın mübarek olsun
Mümin kalbin beytullah makamın cemmül cem olsun
 
Sözü bilmeden konuşma ezberlerin sana kalsın
Bekâ mülkünde alim ol ezber bitsin doğuş olsun
Erler doğuşa kavuşmuş hazrete kadar hep susmuş
Hazrette mürşitten doğmuş Hak sıfatların giymiş
 
Dâvud canandan destur almış dilleri bülbül olmuş
Bekâ mülküne konmuş sözleri hep Kur'an olmuş
Ledün ilmine vasıl olmuş Hak şeriata yol bulmuş
Hak'tan Hak'ka konuşur erenlerle tanışır salik
 
 
Ben bir anka kuşuyum mekânım yok yuvam yok
Mekânların mekânıyım bütün canların canıyım
Bu sinemde erbabıyım kendi özüme tâbiyim
Fenâ bilmem bekâ bilmem öğüt versen öğüt almam
 
Bugün Ahmed ben olmuşum kendimde karar kılmışım
Ne gelen var ne giden ben de hep bende olmuşum
Pervam yoktur hiç kimseden eşeddülbelâ olmuşum
Ben şişeyi taşa çaldım her belânı göze aldım
 
Birleşelim kavuşalım hepimiz bir can olalım
Size vesile olayım sizi Hak'ka aparayım
Gelin bana gelin bana ben şarabın fıçısıyım
Ab-ı hayat benden akar size andan içireyim
 
Allah beni memur etmiş Dâvud size af berat yazayım
Sizin sinelerinizde mezarınızı kazayım
Kılayım cenazenizi biçeyim nur kefeninizi
Ak edeyim yüzünüzü bildireyim kaderinizi
 
 
Bir garibim bu alemde daima hasretteyim
İçimde bir kor yanıyor onulmaz bir dertteyim
Alem derdinin mislini bulmuş ben ise hayretteyim
Gelen geçen nükte eder ber hayat siretteyim
 
Unutmuş beni dostlarım daima gurbetteyim
Bu devleti kimse bilmez aşk ile halvetteyim
Dürrü yekten haber versem işitmez kimse nideyim
Ben çekerim Hak'dan yana gıpta ederler Karun'a
 
Ettehiyatında otur tefekkür et orada dur
Hak'kın ehli bir merdandır Hak'kı istersen ona sor
Oku kendi vücudunu kıl sırrı sır sücudunu
Lâ ilâhe illallah de varlığında oku anı
 
Kafana bak ey divane mime benzemiş bu hane
Yedi tane deliği var bu efsaneden haber ver
Okursan baştan ayağa suret Muhammed'e benzer
Anlar isen sırrı sırrı tanırsın Muhammed nuru
 
Hazik doktor olursun lüzum kalmaz lokmana
Bak şimdi dişlerine Allah'ın işlerine  otuzikidir dişler
Kimin kesici kimin parçalayıcı kimisi de öğütücü
Hangi mimar yaptı bunu kimde var böyle hüner?
 
Koca dünya akıl ermez bir hızla dönüyorsun
Nice akıl sahiplerini hayrete düşürüyorsun
Unutturup Rab'larını şirke bandırıyorsun
Ehli tevhidin vücudunu kendine eyledin vücut
 
Dâvud cemalullah olmuş âriflere heryer
Zahidler bu sırdan olmuşlardır dür
Makam ehline Allah görünür anda sırrı sır
Ey laâl yüzlü sultan pîrim Seyyid Muhammed Nur
 
 
Bismillâhın bayı var sinesi vücudu var
Sin aşıkın vücudu banın mânası ey yar
İlim bir nokta cahiller çoğalttı anı Haydar
Neden nokta olmuyorsun alıyorsun satıyorsun
 
Cami kilise bir olsun sana geç sende Hak'tan yana
Taklid ile tok olan hakikatte aç olur ne ıssı var sana
Rahman'ı bil rahimi bil bülbül olsun cana dil
Her yer cami olsun sana secde et senden sana
 
Tanı vücudunu dünya ukba sendedir sende
Etme gurbet elde vaveylâ deme kendine lâ lâ
Küntü kenz hazinesini sende saklamış sende Hak
Ol hazinenin şifresi İnsan-ı Kâmil'dedir ey ahmak
 
Min heblün verid ayetine bakacaksın sen Hak nikabın
Izzet olma kendine seni yapan mimara sen de bak
Kaf kulleden vermiş sana baş el ayak parmak
Sağ elin baş parmağına işaret Hazreti Muhammed ya Hak
 
Şehadet parmağıdır sadık Ebubekir Sıddık
Yanındaki uzun parmak Ömer-ül Faruk Hattap
Dördüncüsü Osmanı Zinnureyn'dir baka bak
Beşinci bicılık parmak Hazreti Ali Hak arslanı
 
Sol elin baş parmağı Resulallah'a işarettir
İkinicisi Hazreti Ali Allah'ın arslanı veli
Üçüncüsü uzun parmak Fatımatızzehra
Dördüncü beşinci parmaklar Hasan Hüseyin yüzleri ak
 
Dâvud bu can içinde olan mübarek canlar
Dünyada taş üstüne taş koymadı o Ali şanlar
Bunlardan ibret almaz mı hiç dünyaya kazık çakanlar
Mal sahibi mülk sahibi nerde bunun ilk sahibi ey ahmak
 
 
Daldım derin deryalara haddi yok payanı yok
Dürrü yektalar derinde alacak mecalim yok
Dünyaya geldi gelenler Rab'bini bilmek için
Küntü kenz hazinesinin dışa vuruşudur bu
 
Hem peder hem de meder hepsi bahane
Mal sahibi mülk sahibi hani bunun ilk sahibi
Mal da yalan mülk de yalan var biraz da
Sen oyalan hani ne var elde kalan
 
Güvenme varlığına birgün seni terk edecek
Elbiselerini bile arkandan soyacaklar senin
O zaman suya düşecek senin tuğlu amelin
Doçentliğin felsefetik her ne var ise tilkiliğin
 
Kendine acı birader marifetullaha eriş
Bütün alemdeki ilim fenninfünun marifetullaha
Erişmek içindir Hak sana kendini izhar etmek içindir
Sanki senin derdin benim derdimmiş gibi erbab
 
Dâvud nedir senin derdin alem için gam çekersin
Zennetme bu pentleri ben kendi kafamdan yapıyorum
Neye üfüren var üfürmese ney ses çıkarır mı hiç
Ârifler anlar bu rumuzat sözleri cahiller tanlar
 
 
Güller sümbüller öter bülbüller bu bizim eller nurdandır ey yar
Ne güzel dilber lâhute benzer dolar enfime buyu ey sattar
Şabı emrettir bir nazlı dilber şarabı kevser bilinmez esrar
Durmadan eser Nesimi rüzgâr mest eder her var Caferi Tayyar
 
Nazdan nezaket bulmuş selâmet Allah'tan olmuş o nazlı dilber
Şefkat merhamet nefesi kudret mahles melâmet hüznü selâmet
Yok olmuş varlık sürülmüş darlık lâhuti bir savt yok ağyarlığı
Düzelmiş hulkı kül olmuş aklı doğrulmuş nakli bir Kâmil İnsan
 
Yok etmiş hali sürmüş vebali görmüş hilâli güneşten bir can
Şevki şeminden çekmiş deminden can dermanından olmuş meali
Melek yok olmuş felek yok olmuş insan yok olmuş dosdoğru olmuş
Limenil mülkün nidası cihanı sarmış illâ vahidül kahhar anda bir olmuş
 
Miraç eylemiş esradan demiş sılayı rahim bürhani olmuş
Tecrit hümadan marifet tacı başına konmuş anla an olmuş
Lika enderden destürün almış hayali düşü dergâhtan sürmüş
İrade Hak'kın meşiyet Hak'kın hayatı memat illâ Hu olmuş
 
Dâvud ikindi namazın Yunuscan balığın karnında kılmış
İkilik silinmiş birlik kalmış sümmedenada geldi İsa ruh
Hak vücudundan bir vücut giymiş furkanı farkın farkına ermiş
Feeynema tüvellüden fesemme vechullah seyran eylemiş
 
 
Canımın içinde bir can belirdi vücud ikliminde demlerin sürdü
Pertevlerini sineme saldı yaktı derunumu büryan eyledi
Aldı beni benden divane etti iradesiz beni merdane sattı
Katar katar yürür aşkın çerisi Allah'dan aldırır perdesiz dersi
 
Gizlenmiş aşikâr esrar perdesin ne var bu âlemde zübdesi sensin
Lâ mekân şehrinin şöhret şanından nazı niyazı hep bir bedensin
Bu şehirde üçyüzaltmış altı damar var kimi atar kimi toplar
Anlar isen ey namudar çözülür sana da esrar
 
Bu şehrin oniki menfezi var böyle oy görmüş ol gani cabbar
Namazın şartları oniki teşbihi fenâsı hamdile bekâsı şükrü
Dört tecelli efalde dört tecelli sıfatta dört tecelli bahri zatta
Ne ana var ne baba var ne de avrat lem yelit velemyulet bu melâmet
 
Mutu kable ente mutu dile kolay bunun şartı böyle Hak'kın adâleti
Oniki fen ilmi var aşık meşreplerde de var zatı Hak'da iş ebrar
Mukarrabında bekâ var tefrit bayındandır izhar
Döker lala ile lülu şadıhandanla bezenmiş hakikatten güneş ay
 
Dâvud gör bak dilârayı giymiş vücud giymiş sıfat letâfettendir serayı
Hak'kı batın halkı zahir kurulmuş canda panayır Hak Muhammed etmiş zuhur
Dinar geçmez bu şehirde an anadan doğmuş bir nazlı dilber şahın şah
Cemmül cemdir sıddıkıyet her tarafı olmuş rahmet işte budur an saadet
 
 
Dücar oldum Pir aşkına ta ezelde yanıyorum
Yana yana kül olmuşum kendiliğim bilmiyorum
Kurudu gözyaşlarım şimdi kan ağlıyorum
Ben mi yazdım kaderimi inim inim inliyorum
 
Gülüyor dost yüzlü düşmanlar kaderime
Nedendir bilmiyorum nedendir Allahım
Yetmiş iki fırka bakmaz yüzüme
Sümmün bükün ümyün dedin Allahım
 
Her biri bir sevdada unutmuş aslını
Gözleri kör kulakları sağır duymaz Allahım
Tasavvuf ehli oniki fırka birin hidayet
Onbirin delâlette zikreder Allahım Allahım
 
Sen seni zikredersin ancak
Yoktur şerikin senin buyurdun Allahım
Ayendesin adem âlem şeklinde
Kemâl sıfatlarınla müttasifsin Allahım
 
Nice aşıkların asılmış zülfünden
Mansur gibi berdar ister Allahım
Kimen verdin malı mülkü evlâdı
Kahrından dünyada güldürürsün Allahım
 
Kimini yarattın yüzüne bakmak için
Aşiyâne eşeddülbelâyı yağdırırsın Allahım
Bugün bu âlemde cemâlini gördü ârifler
Dâvudda şehadet eder Allahım Allahım

ADEME SECDE EDENLER

Ademe secde edenler Hak'kın emrini tutanlar
Naci fırkasıdır bunlar hezar hezar selâmlar
Can içinde candır bunlar O'na secde edenler
Ruhundan ruh alanlar hoş geldiniz melâmiler
 
Efal dersini alanlar dört tecelli olanlar
Her fiilde fail Hak'tır zevk edenler
Vallahü halâkaküm vema ta'melun okuyanlar
Efal cennetine girenler hoş geldiniz melâmiler
 
Sıfat dersini alanlar lâ mevsufe illâllah diyenler
Dört tecelli olanlar sıfatlar Hak'kın zevk edenler
Mevsuf sıfatın aynıdır sıfat mevsufun aynı değildir
Böyle zevk olunur canlar hoş geldiniz melâmiler
 
Zatı Hak'ka varanlar lâ mevcude illâllah diyenler
Bütün Hak'kındır bedenler dört tecelli olanlar
Küllümen aleyhe fanın manâsını anlayanlar
Zat cennetine girenler hoş geldiniz melâmiler
 
Hay erenler evliyalar ölmezden evvel ölenler
Erte namazın kılanlar Hak ile Hak olanlar
Ehli fenâdır bunlar marifetullahtır bunlar
Ehlullahtır bu canlar hoş geldiniz melâmiler
 
Sümme dena okuyanlar kurbu feraiz olanlar
Hak'kı zahir görenler fesemme vechullah okuyanlar
Hak'kı zahir görenler halkı batın zevk edenler
Hak vücudunu giyenler hoş geldiniz melâmler
 
Alemde cem olanlar kendinde fark olan canlar
Şehidallah okuyanlar bir defa Allah diyenler
Tağdatsız bir olanlar Hak vücudunu giyenler
Hazretine yol bulanlar hoş geldiniz melâmiler
 
Fetedella okuyanalar kurbu nevafil olanlar
Hak sıfatların giyenler lâ yezalil abd olanlar
Üç defa anadan doğanlar Firavun'u suya gark edenler
Muhammed'i zahir görenler hoş geldiniz melâmiler
 
İki derya birleşip cemmül ceme yerleşenler
Fekâne kaba kavseyni necm suresidir anlar
Kuş dilinden anlayanlar ledün ilmiyle dolanlar
Merdandan berat alanlar hoş geldiniz melâmiler
 
Her fiilde failsiniz belâlara kailsiniz
Evvel ahir batın zahir bikülli şey'in alimler
Maracel bahreyni yeltekiyani ayet derler
İki deniz birleşmez yar hoş geldiniz melâmiler
 
Ehadiyet var bilenler yetim malı budur anlar
Bu remze kadem basanlar an içinde andır anlar
Manâyı anlamak gerek Kur'an sırrıdır bu kaynak
Can terkini vurmak gerek hoş geldiniz melâmiler
 
Dâvud Seyyid Muhammed Nur'dur yirminci asrın pîri
Hepimiz birimiz birimiz hepimiz emrine rem olmak gerek
Ehadiyete varmadan bu sırlara erilmez canEzan-ı Muhammediye Şerhi
Söyleyen melâmilerdir canlar hoş geldiniz melâmiler

 

ESRARI EZANI MUHAMMEDİYE
ALEYHİSSELATÜ VESSELAM
MÜELLİFİ: SEYYİD MUHAMMED NURUL ARABİ

Bismillahirrahmanirrahim
Elhamdü lillahi rabbil alemin. Vesselatü vesselâm alâ hayri halkıhi Muhammedin vealihi vessahbihi ecmain. Amma bade.

Malum ola ki Fatiha üsrei Ümmü Kur'anda meratibi ilahiye beştir. Evvelkisi mertebei uluhiyet ki Elhamdülillah. İkincisi mertebei rububiyet ki Rabbil alemin. Üçüncüsü mertbei Rahmaniyet ki Errahman. Dördüncüsü mertebei Rahimiyet ki Errahim. Beşinci mertebei Malikiyet ki maliki yevmiddin'dir.

Yani uluhiyet sahibinin ismi Allah, rububiyet sahibinin ismi Rab, rahmaniyet sahibinin ismi Errahman, rahimiyet sahibinin ismi Errahim ve malikiyet sahibinin ismi Malik'tir.

Imdi fatihayı şerifte olan ecmai hamse:
1.Allah, 2.Errab, 3.Errahman, 4.Errahim, 5.Malik

İşte ezanı Muhammediye'de olan evvela dört kere "Allahuekber Allahuekber Allahuekber Allahuekber" demek, yani uluhiyet sahibi olan Allah, Errab, Errahman, Errahim ve Malik'ten ekberdir ve buna işarettir. Zira uluhiyyet; rububiyetten, rahmaniyetten, rahimiyetten ve malikiyetten naam ve eşmeldir. Zira uluhiyyet mevcudata ve madumata şamildir ve rububiyet mevcudata ve rahmaniyet naam icadına hastır. Ve rahimiyet naam uhreviyeye hastır ve malikiyet mülke tasarrufa hastır.

Uluhiyyet ise cümleye şamildir. Bundan ötürü uluhiyyet sahibi olan Allah, cümle meratip sahiplerinden ekberdir. İşte Ezanı Muhammediye'de evvela dört kerre Allahuekber demekliğin sebebi budur. Malum ola ki cem iki kısımdır. Birincisi kısmi Cem ilahiye ki, cemi meratibi ilahiye müteaddit ise de lâkin zat vahidedir. Yani Errahman, Errahim, Elkuddüs, ila malâ nihayete de cümlesinin camii zattır. Yani Ahadiyetül cem ki, Allah'tır.

İkinci kısmi Cemi Muhammedi ki mümkünat mahesi ve aslı Muhammeddir ve mümkünat ve Muhammedin tafsilidir. İşte cemi ilahi Hak'kın batındır. Ve cemi Muhammedi Hak'kın zahiri ki ezanın Muhammediye de iki kere "eşhedüen la ilaheillallah eşhedüen la ilaheillallah" demek birisi cemi zahiredir.

Eşhed yani şuhud ederim ki enlailaheillallah O'ndan gayri zat yoktur. Ve birisi cemi batındır. Eşhed, yani şuhud ederim ki enlailaheillallah bu dahi ondan gayri zat yoktur. Cemi zahir makamı şeriattır: Hazretül cem. Cemi batın, makamı hakikat makamül cemdir. Eğer ikisini cem edersen makamı cemmül cem olur.

Işte ezanı Muhammediye'de iki kerre "Eşhedü enlailahe illallah" demenin sebebi budur. Ve malum ola ki cemi Muhammed Resullullah S.A.V. şahsı envarları cemi inse ve cinne resul yani Hak'ka davet eder gönderilmiştir. Belki cemi mümkünat ruhi envarları Hak'ka daidir. (Küntü nebiyyen ve ademe beynel mai vettiyn) hadisi şerifi buna işarettir.

Bundan ötürü Ezanı Muhammediye'de iki kere "Eşhedü enne Muhammeden resulullah Eşhedü enne Muhammeden resulullah" okunur. Bir kere inse davettir ve bir kere cinne davettir. İşte Ezanı Muhammediye'de iki kere "Eşhedü enne Muhammeden resulullah" demenin manası sebebi budur.

Buraya kadar müezzin bu kelimat ile kıbleye karşı müteveccih eder olduğu halde Ezanı Muhammediye'yi okur. Ve malum ola ki Hakteâla Hazreti Adem Aleyhisselam'ı halkedip vadii numada, yani sahrai arafatta zürrüyeti arkasından ihraç edip süedanı arkasının sağ tarafından ve eşkiyayı sol tarafından ihraç eyledi. Said ehliyemin ve eşkiya ehli şimal. Elestü birabbüküm hitabı müstetap oldu. Said nidayı işitip belâ dediler. Ve eşkıya nidayı işitip takliden belâ dediler.

Imdi müezzin ezanı Muhammediye'yi okurken, nefs başını bir kerre saidü inse salâta davet eder. Ve bir kerre saidü cinne davet eder ve sol tarafa başını dönüp iki kerre "Hayyealelfelah, hayyealelfelah" okur. Bir kerre eşkiyayı inse felaha davet eder, bir kerre eşkiyayı cinne felaha davet eder.

Yani Tevhide davet eder. Felaha davet eder. Tevhid aynı felahtır. İşte Ezanı Muhammediye'de ikişer kerre Hayyealelfelah demenin sebebi budur.

Malum ola ki badehü müezzin kıbleye karşı dönüp iki kerre "Allahuekber, Allahuekber" demek, bir kerre Hazreti Gayba, bir kerre Hazreti şahadete yani Hazreti Gayp Hazreti şahadetten ekberdir. Ve Hakteala meratip hesabiyle tekessür eder. Lâkin ehadiyetüzzat olduğu gayrı yoktur. Kesret ahval olduğu için ezanda lailaheillallah. Yani zatında ehaddir.

(Fe eynema tüvellü fesemme vechullah) yani zahiren ve batınen ve hissen ve manen bilâhasr velakayd haktır. (Velillahil meşrikü vel mağribü feeynemaüvellü fesemme vechullah. İnnallahe vasiun alim) Bu ayetin sebebi nuzûlü; sahabelerden birkaçı seferde olup, sisli bir havada kıbleye tahrime edip namaz kılarlar. Badehu sis açılınca kıble kâbeye isabet etmeyip, namazlarını iade etsinler mi diye Hazreti Resulallaha S.A.V. ne gelip sual ettiler. Bu ayet nazil oldu yani her nereye dönerseniz Hak'kın bir yüzü vardır. Bir yüze haşrolmaz. Cesedin kıblesi kâbedir, ama insanın kıblesi vechi Hak'tır.

Lâkayıd velâ hasır zikri daimin kıblesi olduğu gibi kabe vücudu haktan bir vechedir. Ve cesed kıblesi kayıd tarikiyle olması emri hakla oldu. Cesede mukayyed kıbleden gayrı olmaz, zira cesed mukayyeddir.

(Vallahu yekulül hak vehü ve yehdissebil ve sallallahu alâ seyyidine Muhammedin ve alâ alihi ve sahbihi ecmain velhamdülillahi rabbilalemin. Temametül risalehi ezanil Muhammediye.)

HAZA RİSALETİ MÜRŞİDİL UŞŞAKİL KÜBRA MEVLANA
VE MÜRŞİDENA EŞŞIHİL KÂMİLİL MÜKEMMEL ÂRİFİ
BİLLAH ESSEYİDEL ŞEYH MUHAMMED NURUL ARABİ

Bismillahirrahmanirrahim
Elhamdülillahillezi tecelli bizatiil ahbabil uşak. Fevadehu evvelen bil efal alel itlak ve şahidü mefatihül sıfat el kâmiletimin eseri ismehül halâk ve aracü biha ileyhi fil külli ila cemâli müştak ve sallalahü alâ seyidina Muhammedil mürsel bil ahdi velmisak ve alâ alihi vesahbihi vesellim ehlezzevk veliştiyak ve bade malum ola ki, tariki marifet üç kısımdır.
Evvelkisi ilmel yakîndir. Yani Allahuteâla'yı delil ile bilmek tariki ikidir. Evvelkisi istidlali bilmisaldir. Yani Hazreti Maşukun evsaflarının mislini kendinde ispat edersin. Meselâ; sıfatları kudret, iradet, ilim, hayat, semih, basar, kelâm, tekvin zatına sabit olduğu gibi dahi asarlarını kendi zatına ispat edersin. Kudret ila ahir. Bu sıfatları kendi zatında mülahaza edüp halka ispat edersin. Zira saniitaala siyreti üzere sanatın icad eder. Bu makamda vari olan innellahe halaka ademe ala suretihi. (Ve râeyte rabbi fi sureti şabı emret) hadisi şerifte suret demek esma ve sıfattır.
İkinci tariki istidlal. Bızzıddır. Yani aşık olan kendini aciz ve hadis ve muhtaç mülâhaza edip, maşuku kaadır ve kadim ve gani olduğuna iman eder. Bu makamda varit olan kelâm; kavlehutaala. (Leysekemislihi şey'ün) Allahütealaya gerek zatında ve gerek sıfatında ve gerek efalinde hiç kimse benzemez. Sıfatı nefsiye ve selbiye ile muttasıftır.
(Ve hüvessemiül basirdir) sıfatı zatiye ile mutlasıftır demek olur. Bu ayetin evveli hazreti maşuka zıt ile delalet eder ve ahiri misli ile delalet eder.
İkinci kısım aynel yakîndir. Bu makamda aşık gerek mani ve gerek hayal ve gerek hissen maşuku ayanen müşahade eder, bu dahi üç makamdır: Evvelkisi tevhidi efal ve fenayi efal ve teceli efal ve cennetül efal derler. Salik olan veledi kalbi, yani zikri kalbi, tahsil eyledikte hazreti maşuku cümle efal ayinesinden müşahede edüp, Allah diye haloluncaya kadar.
İkinci makamı tevhidi sıfat ve fenai sıfat ve tecelli sıfat ve cennetül sıfat tesmiye olunur. Yani hazreti maşuku sıfat ayınesinden müşahade edüp, Allah diye anda üçüncü makama naklolunur.
Üçüncü makam tevhidi zattır. Yani hazreti maşuku zat aynasından müşahade edüp Allah diye. Bu üç makam aynel yakîn makamlarıdır. Bunlara marifet derler ve mahu ve muhik vesi hak ve fenafillah ve makamı sekir derler. Sulûki irfan ve aşk budur.
Üçüncü kısım hakkelyakîn makamdır. Evvelkisi makamı cem, ve kurbu feraiz ve fenai nefs ve bekâyı ruh ve seyri mahbubu ve surei nücumdan mezkur olan (Sümme dena) makamıdır. Ve berzah derler, olmakam vahdeti zahiriyedir. Yani cümle eşyanın hakikatleri ayni hak, asla ağyar ve ikilik ve kesret olmaya. Hatta bu makam sahibine bu kesret nedir? Sual olunsa cevap vermeye. Vahdet ve kesretten mahcup ola. Bu makama vuslat oldukta vesvese münkati olur.
İkinci makam hazretül cem ve kurbu nefafil, fenayi ruh, bekâyı sır, ve surei nücumda mezkur olan(Fetedallâ) makamıdır. Ve seyri mahbubu derler. Bu makamda kesret sıfata tedelli ve tenezzül olunur. Yani sıfatları kendine ıspat eder ve bu makam sahibine kesretten sual olunursa kesret sıfatıyla deyü cevap verir.
Üçüncü makam cemmül cem; vücudu kalbi ve sure'i nücuma mazkür(kaba kavseyn) makamı budur. Bu makamda efale ve asara tedelli tenezzül olur. Kesret ayni vahdet ve vahdet ayni kesret olur. Bu makamdan gayri dahi bir makam vardır.
Ehadiyetül cem makamıdır. Vesahutam ve makamı temkindir. Ve sureyi nücumda varid olan (evedna) makamıdır. Resulallaha mahsus bir makamdır. Lâkin gerek enbiya ve gerek evliya bu makama hakikatı Muhammediye ile vasıl olurlar. Ve bu makam hitam makamıdır. Her bir zerrenin hakikatı ayni hak'tır. Kesret yoktur meselâ kırkaynaya baksan kırk aynada görünen birdir.
Lâkin kâmil bazen ilmel yakîn makamına tenezzül eder zatını ve cümle alemi hazreti maşuk delil ispat eder. Ve bazen aynel yakîne tarakki edüp hakikatı ve cemi hakayıkı mazhar   ve mirad edüp esmai maşuku ve sıfatı mahbubu müşahede eder ve herkese aklı fehmedecek kadar ifade eder.
Resulallah S.A.V. ilmel yakîni avami eshabiyyeye ifade ederler idi. Ve havası eshabiye künhü tevhidi efal ve künhi tevhidi sıfat ve künhi tevhidi zat ve künhi makamı cem ve künhi hazretül cem ve künhi cemmül cem ifade ve talim ederler idi. Halbuki makamları bu makamlardan alâdır. Bundan ötürü (innehül ilgani ala kalbi fes tağfirullah fil yevmi mai-merreti) buyurdu. Ve kâmil olan alâ makamdan aşk içün edna makama nazıl olur.
Ve dahi makamatı kemâl dört makamdır. Evvelkisi velâyet, ikincisi sıddıkıyet, üçüncüsü karabettir. Dördüncüsü nübüvettir.
Velâyet bir mertebedir ki veli Hak'la olduğu zaman keşfi olur ve halk ile olduğu vakit mahsup olur. Ve sıddıkiyet bir mertebedir ki; Sıddık olan, daima Hak ile olur halk ile olmaz.   Ve karabet bir mertebedir ki mukarrip gerek Hak ile gerek halk ile olduğu halde asla mahana vahi nazil olur bahiden gayri olan kelâmi ilahi evliyaya ve sıddıka ve mukarribe dahi olur. Ve dahi ashabı meratibten varid oldu.
Mesela mertebeyi velayetten varid olan mareeyte şeyen illa vereeytellah bade ve bazi mare eyte şeyen illa vere eytellay ma-a ve bazı mareeyte illallah dedi. Ve meratibi sıtkiyetten varid olan enel Hak ve bazı minellah ve bazı Subhani ma Azimüşşanı ve bazı Mâfil Cübe-billallah dedi. Amma mukaripler ve nebiler ehli temkin olup asla telvin de olmazlar. Ve avama muhalif kelâm demezler. Vedahi zikrolunan makamların delilleri vardır.
Hakteâla buyurdu; (feeynema tüvellu fesemme vechullah) Hüvel evvelü vel ahirü, vezzahirü vel batın)(vema remeyteiz remeyte vela kinallahe rema. Felem tek tülü hüm velakinnallahe katelehüm. Enbureke men finnar. Vemen havleha ve subhanellahi) kayri ayetler dahi vardır.
Hadisi şerifte dahi varid olduğu gibi. (Küntü semahü ve basarahu ve lisanehü ve yedehü ve ricalehü enellahe yekulü ala bilisani tahkikde semi allahülmen hamide Fekulü rebbena lekel hamd) varid oldu. Vedahi tariki tahkikde hülül ve ittihat yoktur. Zira hülül iki şey mevcut olup birbirine sirayet olur. Sütde yağ olduğu gibi. Ve ittihat iki şey birbirine müttehit olur.
Acı su ve soğuk su birbirine karışıp bir mizacı ahirda bir su olur. Halk ayni Hak olmak bu kabilden değildir. Belki kar gibi su, vücudundan gayri bir şey olmadığı gibi, belki kar, hava , soğuk olmaktan su donar. Bir suret olur. Kar namı ile müsemma olur. Filhakika karın vücudu yoktur, belki sudur, kar ayni su oldu. Velâkin namda ve hükümde bir birine mugayyırdır. Zira, su ile taharet olur kar ile olmaz.
Halk aynı Hak olmak; halk Hak'kın zuhurudur. Müstakil vücutları yoktur, ancak vücudu Hak'tır. Eğer müstakil vücutları olaydı ikilik lazım gelirdi ve sallallahü alâ seyyidine Muhammedin ve alihi ve sahbihi ecmain velhamdülillahi rabbil alemin.
Kalme alan
Dâvud YILMAZ

 

KÜÇÜK SÖZLÜK

-A-
Abâd, şen, mamur.
Abd, kul, insan.
Abdiyet, kulluk mertebesi.
Âdem, ilk insan, ilk peygamber.
Adem, yokluk, vücudun yokluğu.
Afâk, dış varlık, ufuklar.
Ağyâr, yabancılar, başkaları.
Ahad, bir (Arapça)
Ahadiyet, Allahın birliği.
Ahadüyyetülayn, Allahın zatı.
Ahadüyyetülcem, Allahın halk ve Hakk mertebelerinin görünmesi
Ahadiyyetülkesre, Allahın dış varlıklarda görünmesi
Akdem, daha önce, daha eski
Aklı kül, hakikatı Muhammediye, ilk belirti, ilk taayyün
Aklı selim, Allahın nuriyle nurlanmış akıl
Âlem, görünen varlıklar, görünen mevcudat, uzay
Âlemi bekâ, kalıcı âlem, tanrının varlığı
Âlemi kebir, büyük âlem, Allah
Âlemi sagir, küçük âlem, insan
Âlim, bilgin
Âliyat, yüksek mertebeler
Ârif, Allahını bilen, marifet sahibi insan, fenâda hem bekâ gören
Ârifan, ârifler, Allahı bilener
Arş, çatı, dam, Tanrının yüce katı
Arşı muazzam, en büyük taht, Tanrı katı
Asân, kolay
Asüman, gök, uzay
Astronomi, uzay bilgisi, yıldızlar bilgisi
Aşk, Tanrısal sevgi
Âşikar, belli meydanda
Avâlim, âlemler, uzay
Avam, halk, yaratılan
Ayân, (iyân), belli, görünen
Ayn, göz, birlilik
Aynelyakin, görme ile elde olunan bilgi, fenâ-i efalde kişinin bilgisi
Ayünet, ayn mertebesi hali
Ayât, âyetler (Kur'an)

-B-
Bab, kapı
Bâde, Tanrısal şarap, mürşidin sözleri
Babr, derya, deniz
Bâki, kalıcı, var olma
Bâtın, iç yüz, his ve şahâdet âlemi içsel
Bâtıni, içe ait. İçsellik
Betul, erkeklerden çekinen kadın
Bekâ, Allaha yaklaşmanın başlangıcı, sonsuzluk
Bekâbillah, Allah ile var olma
Belâbii, bülbüller
Berzah, iki deryâ arası geçit
Bezm, meclis, manevi ziyâfet sofrası
Bipayân, sonsuz, uçsuz bucaksız
Bizabân, dilsiz, lisansız

-C-
Canân, sevgili
Celâl, Allahın kahredici vasfı
Celâli ilahi, Tanrısal kahır
Cemâl, Allahın suretlerdeki güzelliği, Tanrısal güzellik
Cevâhir, cevherler, değerli taşlar
Cevval, hareketli, akıcı
Cevlân, dönem
Cezbe, kendinden geçme, içsel âleme erişme
Cüda, ayırma, ayrılma

-Ç-
Çeşm, göz Farsça

-D-
Dâr-ı bekâ, kalıcı âlem, ahiret
Dâr-ı fenâ, geçici âlem, dünya
Dehan, ağız
Dehr, zaman, yüzyıl âlem
Dembedem, herzaman
Derdiment, dertli
Derün, iç, içli, iç kısım
Devrân, dönme, dolaşma
Didâr, Allah gören, gözetleyen
Dide, göz
Divnân, şiir kitabı
Dühân, duman
Dürdâne, inci danesi

-E-
Ebdan, bedenler, vücutlar
Ebulvakt, Allahtan başka mevcut olmayan makam
Efal, işler, fiiller
Efgân, feryadlar, bağrışmalar
Efkar, çok fakir
Eflâk, felekler, uzay âlemler
Elvan, renkler
Emraz, hastalıklar
Emvaç, mevceler, dalgalar
Emâniyyet, bencillik, hodgâmlık, kendini beğenmişlik
Enbiyâ, nebiler, pegamberler
Enfüs, dış alemde görünen suretler, ruhlar, canlar
Eniyyet, Allahın dış âlemde görünen suretleri
Erkân, esaslar, rükünler
Esmâ, isimler
Evhâm, kuruntular
Evtan, vatanlar, makamlar
Ezel, son, sonsuzluk
Ezeliyet, sonsuzluk

-F-
Fâhim, saygılı
Fakr, yokluk, sıfatların hükmünden çıkmak, nefse hiçbir şeyi ayırmamak
Fakir, varlıklardan soyunan kişi, sarf edecek hiçbir şeyi olmayan
Fâni, yok olma, geçici
Fânus, camdan kap, fener
Felek, semâlar, uzay, kevn evren
Fenâ, yokluk. Tanrıya yaklaşmanın sonu
Fenâ makâmı, Tanrıya yaklaşmanın son mertebesi (Tevhid)
Fena fillâh, Allahın sonsuzluk mertebesine erişme. Tanrıda yok olma
Ferâgat, vaz geçme, nefsinden üstün tutma
Ferman, yazılı emir
Feryâd, haykırış, aşkla ah deme
Fetih, alma, zabdetme
Fiil, iş, davranış
Firâk, ayrılma, ayrılış

-G-
Gâfir, affeden, bağışlayan
Gâfur, acıyan, merhamet edici, bağışlayıcı Tanrı
Ganâim, ganimetler
Gark, batmış, boğulmuş
Gavs, Tanrının en seçkin keşif sahibi kulu
Gavsı azam, Tanrının seçkin kullarının başı(Hz. Resül
Gavvas, Gavslar(çoğul şekli)
Gayb, gizli olan görünmeyen şey
Gayr, başka, yok
Gayriyyet, başkalık, yokluk
Gevher, Tanrının ilk deryâsı, elmas değerli anlam
Güman, güzel çocuk
Güher, inci
Gülistân, gül bahçesi
Gülzâr, güllerle bezenmiş yer
Güzer, gelip geçme

-H-
Hadis, Peygamberimiz Hz. Muhammedin kendi sözleri
Hadisi kudsi, Peygamberimiz Hz. Muhammedin Tanrının ilhâmıyla söylediği sözler(kul hitabı yoktur)
Hakâyık, gerçekler, hakikatler
Hakikat, bir şeyin aslı, gerçek
Hakkel yakin, tevhid ilmi ile bilinen gerçekler
Hakim, hikmet sahibi, Tanrı
Halife, Peygamberden sonra yerine geçen. Şeyhin yerine geçecek ehliyetli kişi
Hâlik, Allah, Tanrı, yaradan
Halik, helâk olan, yok olan
Halvet, yalnız kalıp sırdaş olan
Halveti, yalnız kalıp sır saklayan
Hâmil, taşıyan, taşıyıcı, yüklenen
Hamr, şarap
Hemtâ, benzer, eş (bihemtâ, eşsiz)
Hicab, perde, örtü, utanma
Hidâyet, Tanrının nurlu yolu
Hâfâ, gizli
Hikmet, nurlu akıl ile elde edilen bilgi, tasavvuf
Hilm, uysal, yumuşak
Hitâp, söyleme
Hüb, sevgi, şiddetli aşk
Hüdâ, Allah, Tanrı
Hüri, melek, güzel kız
Huruf, harfler
Hüsn, güzel, güzellik
Hüviyyet, Tanrının içsel yüzü, gerçek hal
Huzür, rahat, rahatlama, Tanrının tecellilerini anma

-İ-
İbnülvakt, yalnız ben diyen mertebe
İbtihac, refah, seviç, şen olma
İcabet, uyarma, itaat etme
İcad, yeniden yapma
İfâte, elde kaçırma kaybetme
İhticac, isbat için delil arama
İkân, şüphesiz biliş, yakın bilme
İhrâk, yakan, yakılan
İhvan, kardeşler, aynı yolun yolcusu
İlham, Tanrıdan kullarına bildiri
İlmel-yakin, akli delillerle sabit olan bilgi
İnşirah, ferahlık, rahatlık
İrâdet, isteyip karar verme, Tanrı sıfatlarından biri
İrâdei cüziyye, insandaki irade gücü
İrâdei külliyye, Tanrının iradesi
İrca, geri çevirme
İrfan, Tanrıyı bildiren bilgi, gerçek bilgi
İrfaniyyet, nefsini yok ederek Rabbı bilme mertebesi
İrtihal, ölüm
İrtihâli, dâr-ı bekâ, dünyadan sonsuz âleme geçme
İsticlâ, Tanrının tecellileriyle nurlanma mertebesi
Itlak, salt vücud
Izdâd, zıdlar, karşıtlar
İzhâr, açıklama, gösterme, meydana koyma
İzmâr, gizleme, gözden saklama

-K-
Kabih, fena şey, çirkin şey
Kebir, büyük
Kabletteayyün, belli olmadan önce
Kadem, ayak
Kader, Tanrının takdiri
Kâinat, evren, uzay, yaratılan her şey
Kalbi salim, Tanrının nuruyle nurlanmış gönül
Kamer, ay(hilal şeklinde)
Kâmil, tam, noksansız, bütün
Kâmil insan, Tanrının seçkin kulu, Allaha gönül bağlamış kişi
Kâsib, kazanan kazanç sahibi
Kavim, millet
Kayyum, ezeli olan Allah
Kedurât, kederler, kaygılar
Kelâm, sözler
Kelâmı İlâhi, Allahın sözleri
Kelâmı Resulallah, Allahın Resulünün sözleri
Kemahi, gerçekten
Kemâl, en yüksek mertebe olgunlaşma, irfan sahibi olma
Kemâlatı İlâhiye, Tanrının yüksek mertebeleri
Kemâli esma, Allahın isimlerinin kemâli
Kemâliyyet, ölmeden önce kendi isteğiyle ölen, varlıklarını Tanrıya veren kişinin mertebesi
Kemâli zati, Allahın zatının kemâli
Kerim, ikram edici Allah, iyilik etmeyi seven kimse
Kesret, çokluk, görünen âlem
Kesif, dış kısım, yoğun
Keynünet, dünya maddesel âlem
Kudret, Tanrının gücü
Kulub, gönüller, kalbler
Kün, Tanrının "Ol" emri
Kurb, yaklaşma
Kurbiyyet, yaklaşma mertebesi, Allaha yaklaşma makamı
Kurbu feraiz, ibadetlerle Tanrıya yaklaşma
Kurbu nevâfil, nafile ibadetlerle Tanrıya yaklaşma
Kevn, dış âlem nur, ziya, güneş
Kürsi, bekâ mertebesine erişen kimsenin makâmı(tasavvuf)

-L-
Lâhüt, zat âlemi, Tanrının mertebesi
Lâhüt deryâsı, vahdet deryâsı. Tanrının birlik bahrı
Lâ-kuyud, kayıdsız, bağlantısız
Lâl, dudak
Lâ-Teayyün, belirsiz,belirsizlik
Lâ-Teayyün mertebesi, Ehadiyet mertebesi, Tanrının künh ve hakikatıdır. Kayıd değil itlak mertebesidir
Latif, güzel, nurlu
Lâ-yemüt, ölmez, ölümsüz
Lâne, yuva
Levin, renk

-M-
Mahz, saf, sade, halis
Maddi, dış suret para ile ilgili
Maderi, anneye mahsus
Ma'dum, yok olan
Makalât, makâlaleler. Sözlerin yazı ile ifadesi
Makâm, derece, rütbe, mertebe
Makâmı Ehadiyyet, ehadiyyet mertebesi(Tanrının mertebesi)
Makbuliyyet, uygunluk derecesi
Mehpâre, ay parçası
Meknün, örtülü, gizli, saklı
Melâhat, güzellik
Melâhatı vechiyye, yüz güzelliği
Melâmi, Allahın vücud birliğine inanan, halkın kisvesine bürünmüş tasavvuf ehli,Ibadetini gizleyen
Melâmet, mesleki celili Muhammedi
Meleküt, ruhlar âlemi, göksel saltanat
Menfur, nefret edilmiş
Menhuzülmizaç, fena huy
Menşe, çıkış, başlangıç
Menzil, yol
Merâtip, mertebeler, rütbeler
Merâya, aynalar
Meriyyât, görünen eşya
Mertebei Velâyet, velilerin mertebesi
Mesa, akşam vakti
Mescit, küçük cami
Meslek, tutulan yol
Mesleki celili Muhammedi, Muhammede uyulan melâmet yolu (Melâmeti Nuriyye)
Meşakkat, zorlu, üzücü, yorucu
Metafizik, fizik ve bilgi ötesi salt varlık ve Tanrı bilgisi
Mevc, dalga
Mevcud, var olma
Mevcudiyet, var olmaklık
Mevhum, aslı olmayan, tasarlanmış
Mevsul, ulaşmış, vasıl olmuş
Mevt, ölü
Mevti ihtiyâri, ölmezden önce ölme (varlıklardan kurtulmakla)
Mevti izdirâri, eceliyle ölüm
Mezâhir, görünüşler
Mezmum, çirkin
Mihmân, misafir, konuk
Mir'at, ayna,, görüntünün parlak yüzü
Mistik, bir vücuda inanan
Muâheze, azarlama, eleştirme
Mucize, Peygamberlerden sâdir olan fevkalâde haller
Muflis, kaybetmiş, iflas etmiş
Muhdes, yaratıcı Allah
Mümkinülvücud, varlığı kendinden olmayan yaratıklar
Mümtaz, seçkin
Münevver, nurlanmış, nurlu
Münkir, dinsiz, dini inkâr eden
Murakaba, insanın kalbiyle Tanrısına bağlanması
Mürşit, irşad eden, Allaha yaklaştıran, seçkin insan
Musaffâ, temizlenmiş, arınmış
Müşâhede, gözle görme
Müsellem, teslim edilmiş, kabul edilmiş
Müşerref, şereflenmiş
Müstaid, istidatlı, kâbiliyeti olan
Müsteban, meydanda, açıkta
Mutasavvıf, tasavvuf ehli, mistik. Hikmet ehli, tevhid ehli
Müteheyyiç, coşan, heyecanlanan
Mutlak kayıdsız, salt
Mutlak vücud, Tanrı, Allah, vücuddan münezzeh varlık
Mütecelli, tecelli eden, görünen
Muttali, haberi olan bilen

-N-
Na'at, Peygamberimiz efendimize söylenen medhiyye
Nakış, oyma işleme
Nâsut, dünya âlemi
Nâtık, söylenen, konuşan
Nâzım, şiir söyleyen, düzenleyen
Nâzır, bakan
Nazm, şiir
Nebze, küçük miktar
Necat, kurtuluş
Nedâmet, pişmanlık
Nefs, insan, kendisi
Nefsi emmâre, insanın şeytanlık tarafı
Nefsi mutmeinne, tatmin edilmiş nefs, insanın Tanrının birliğine ulaşmış hali
Nefsülemir, bir şeyin aslı, maddenin zat ve hakikatı
Nehar, gündüz
Nirân, ateşler
Niyâz, yalvarış, af dileme
Neyyir, parlak ışıklı, ışıldayan

-P-
Pay, ayak
Payân, son ve nihayet
Pâye, mertebe, rütbe, makâm
Pâyidar, temelli, iyice yerleşmiş
Perişan, dağınık,karışık
Pertev, nur, ışık, parlaklık
Peyda, meydana geliş
Pinhan, gizli, örtülü olan

-R-
Râi, gören
Rahmet, bağış, yağmur
Rahşan, parlak ışıldayıcı
Raksan, oynayan, sıçrayan raks eden
Ram, uyan, uysal, itaatli
Remiz, işaret
Resül, Tanrının elçisi, Peygamber
Revaç, geçer, değerli, sürüm
Reyyan, bolca sulanmış, suya kanmış
Risâlet, Peygamberlik(Tanrı kitabına mazhar olan)
Riyâzet, nefis terbiyesi, devamlı ve şiddetli açıkma
Rızâ, istek, hoşnutluk
Rucü, dönüş, geri dönme
Ruh, esinti, rüzgâr, istirahat, Allahın emri
Rünümâ, görünüş, gözükme

-S-
Sâdır, çıkan, meydana gelen
Sâfilât, alçak yerler, dünya
Sagir, küçük
Sahâbe, Peygamberimizin sohbetiyle şereflenen kimseler
Sahba, şarap, bâde
Sahaf, eski eserler kitapçısı
Sâki, Kâmil insan, mürşit
Sâlik, tevhidde süluk gören
Sâtir, örten, gerçeği görmeyen
Sarraf, tasarruf sahibi seçkin kimse, gönül okuyan
Savt, ses seda
Sâye, gölge
Sâyir, seyreden, yürüyen
Seb'a, yedi
Secdei tahkik, halkı fâni görme
Ser, baş
Serap, çöllerde su varmış gibi görünen hayâli yerler
Seyir, dolaşma, yol alma
Seyrân, dolaşan
Siba, vahşi, yırtıcı(hayvanlar)
Sıfat, nitelik, vasıf
Sıfatı ilâhiyye, Tanrısal nitelikler, Allahın sıfatları
Sıfatı zemime, fena sıfatlar, çirkin nitelikler
Sırat, yol
Sıratı müstakim, doğru yol, Tanrıya giden yol, tevhid yolu
Siret, insanın içi
Sofi, Tanrıda yok olan kendini Tanrıdan başkasına meyilden koruyan
Suret, görünen yüz, dış görüntü
Sürme, gözlere sürülen siyah boya
Subh, sabah vakti
Suhuf, sahifalar, levhalar
Sutur, satırlar (yazı)
Suver, suretler, dış âlem
Suzan, bakan, bakış
-Ş-
Şakirt, öğrenci
Şehlâ, şaşı gözlü
Şehvet, hayvansal yaşam, nefse düşkünlük
Şem'i, mum
Şems, güneş
Şe'n, hal, iş, şan
Şerh, açıklama, etraflıca anlatma
Şeriat, emir ile kâim ibadet
Şule, alev, alevli, parlak
Şuûn, şe'n kelimesinin çoğul şekli, haller, şeyler

-T-
Tabân, parlak, ışık saçan
Tafsil, etraflıca açıklama
Tahakküm, zulmetme, başkasını ezme
Tahkik, fenâ ve bekâ tasavvufu
Takvâ, günahlardan sakınma
Tarikat, Tanrı yolu
Tafaf, çevresinde dönme(Kâbe)
Tasavvuf, hikmetleşme, Tanrı yolu, tevhid yolu
Teayyün, belirlenme, belli olma
Tecezzi, bölünme
Tefrid, ayırtetme, ayırma
Tefsir, Kur'ânın açıklaması
Tekâmül, gelişme, ilerleme
Ten, deri, cilt
Tenevvür, nurlanma, aydınlanma
Tenvirat, aydınlatma
Terennüm, şiirle ifade etme, şarkı söyleme
Tulû, doğuş, çıkış
Tur, kapı, dağ

-U-
Ubûdiyet, kulluk mertebesi, kulluk mâkamı
Ümmet, Peygamberlerin bildirdiklerine inananlar
Ümmehat, Tanrısal vücuda delâlet eden yedi sıfat (Hayat, ilim, iradet,kudret, duyma, görme, söz.)
Üstat, mârifet sahibi, bilgin

-V-
Vâcibül Vücud, Tanrı Allah varlığı kendinden
Vahdet, birlik, yalnızlık
Vahdeti İlâhi, Tanrının birliği
Vahdeti Vücût, Tanrının vücut birliği
Vecd, Tanrısal aşkla kendinden geçme
Vecih, yüz, çehre
Vehm, kuruntu, hayâl
Vehmiyyât, kuruntular, hayaller
Velâyet, velilik mertebesi
Veli, Tanrının seçkin kulu, Allaha yakin olan kişi, Kâmil insan
Veliyullâh, Tanrının velisi
Visâl, yakınlaşma, yaklaşma
Vücûd, ademin zuhurudur, subuttur, şuurdur, idrâktır, yokluğun meydana gelişi

-Y-
Yâd, anma
Yevm, gün
Yevmi visâl, Tanrıya yaklaşma günü
Yezdân, Tanrı, Allah

-Z-
Zâhir, görünen, açık, meydanda
Zâhiri, dıştan görünen
Zâlim, zulmeden
Zât, Tanrı, Allah, Hakk'ın kendine icmâlen vukufudur
Zâtiyyât, fenâ ve bekâ müşâhedeleri, vârisi Muhammedi vücud mertebesi
Zu İlâhi, Tanrının kendisi, Allahın zâtı
Zeban, dil, lisan
Zerrât, küçük parçalar, zerreler, atomlar
Zevâl, son bulma
Zevkiyâb, hoşnut olma
Zühd, dünyaya rağbetten vaz geçme
Zulem, haksızlık, kötülük, adâletsizlik
Zuhûr, meydana çıkma görünme
Zuhûrat, Tanrının tecellileri
Zülcenah, iki taraflı
Zülcenaheyn, maddesel ve manevî bilgileri nefsinde toplama